Ergenekon davasında ilginç diyaloglar
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eyl 7, 2009, 17:00

Birleşen 2. ve 3. Ergenekon davalarının ilk duruşması dün Silivri Cezaevi’nde bulunan duruma salonunda başladı. Tedavisi devam eden Başkent Üniversitesi Rektörü Mehmet Haberal, Fatih Hilmioğlu, Fahri Kepek ve yine Çapa Tıp Fakültesi’nde tedavisi devam eden 2. davanın tutuklu sanıklarından emekli tuğgerenal Levent Ersöz ise duruşmaya gelmedi. Duruşmaya 49′u tutuklu, 32′si tutuksuz toplam 81 sanık katıldı. Duruşmaya germek isteyen aile ve izleyiciler salonun kapasitesi de göz önüne alınarak kısıtlandı. Her sanık için ailesinden üç kişi olarak bu sayı belirlendi.
Sabahın erken saatlerinde Silivri Cezaevi’nin önünde hareketlilik başladı. Tuncay Özkan’ı desteklemek için cezaevi önüne gelen grup sık sık slogan atarken, iki davanın birleşmesi nedeniyle giriş kimliği amak için duruşma salonunun girişinde uzun kuyruklar oluştu. Davanın tutuksuz sanıklarından emekli orgeneral Hurşit Tolon, Prof. Yalçın Küçük, emekli orgeneral Tuncer Kılınç, YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz gibi isimler de uzayan kuyrukta bekledi.
Duruşma 09.30′da başladı. Önce aralarında tutuklu sanıklar Yeni Parti Genel Başkanı Tuncay Özkan, Esenyurt Belediyesi eski Başkanı Gürbüz Çapan, Muvazzaf askerler Mustafa Koç, Mustafa Dönmez, Mehmet Ali Çelebi, Özel Harekat Dairesi eski Başkan Vekili İbrahim Şahin ve Türk Metal Sendikası eski Başkanı Mustafa Özbek’i tutuklu sanıklar, ardından Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, ATO Başkanı Sinan Aygün, eski Milletvekili Emin Şirin, YÖK eski Başkanı Kemal Gürüz, Genelkurmay eski Adli Müşaviri Erdal Şenel, Prof. Dr. Yalçın Küçük, 19 Mayıs Üniversitesi eski Rektörü Prof. Dr. Ferit Bernay, Uludağ Üniversitesi eski Rektörü Mustafa Abbas Yurtkuran, Ankara DGM eski Hakimi Tanju Güvendiren, emekli Orgeneral Kemal Yavuz’un da aralarında bulunduğu tutuksuz sanıklar ve avukatlar salona alındı. Her iki davanın sanıkları sanık sandalyelerindeki yerlerini alırken, bazı sanıklar da yakınları tarafından sık sık alkışlandı. Mustafa Balbay ile Tucay Özkan birbirlerine sıkı sıkı sarıldığı gözlenirken, duruşma 3. dava sanıklarının kimlik tespitleriyle başladı.Duruşmaya izleyici olarak katılan CHP Milletvekilleri Atilla Kart ve Şahin Mengü ise avukatlara ayrılan bölümde oturdular.
YALÇIN KÜÇÜK, “MESLEĞİM 50 YILDIR HUZURLARINIZA ÇIKMAK”
Duruşmada kimlik tesbiti ilk yapılan kişi olan Profesör Yalçık Küçük, sürekli başında olan kalpağını takmak için mahkeme bakanından izin istemekle sözüne başladı. Kalpağın bir şapka olmadığını, TBMM’de takılabildiğine dikkat çeken Küçük, “İzin verirseniz şu elimdeki kalpağımı giyip öyle ifade vermek istiyorum” dedi. Mahkeme Başkanı buna izin veremeyeceğini söyleyip Küçük’ün doğum tarihini sorduğunda ise Küçük cevaben, “Benim kayıtlarımda doğum tarihim bu değil” dedi. Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’ün, “Mesleğiniz nedir” sorusuna “Hep huzurlarınıza çıkıyorum” diye yanıt veren Yalçık Küçük’ün konuşması salonda bulunanların gülmesine neden oldu. Küçük mahkeme başkanına 1950 yılına ait Yeni Sabah Gazetesi’ni göstererek, “Bakın bu gazetedeki haberde yine sağınım. 50 yıldır huzurlarınıza çıkarım. Birinci mesleğim savunma yapmak. Onun dışında bazen hapse girerim. Tüm bunların dışında da üniversitede derse girerim. Emekli profesörüm. İyi para kazanan bir yazarım ama mevcut iktidarın baskısı sonucu kazancım düştü. Bu mahkemeyi de kitap yapacağım için çok kazanacağım” dedi. Küçük aylık gelirinin 2-3 bin lira olduğunu da söyledi.
Küçük’ten sonra sırasıyla Samsun 19 Mayıs Üniversitesi eski rektörü Fatih Hilmioğlu, Uludağ Üniversitesi eski rektörü Mustafa Abbas Yurtkuran, Emekli YÖK Başkanı Kemal Gürüz’ün kimlik tespitleri yapıldı. Kurmay Albaylar Cengiz Köylü, Mustafa Koç ve Cihandar Hasanoğlu kimlik tespitleri sırasında yargılandıkları için 3200 lira olan maaşlarının yarı yarıya düşürüldüğünü söylediler.
1. iddianamede Ergün Poyraz’ın, 3 iddianamede de emekli orgeneral Tuncer Kılınç’ın avukatlığını yapan sanık Hüseyin Buzoğlu ise kimlik tespiti sırasında, “Savunma hakkı kutsaldır” diyerek mahkeme başkanından müvekkili Tuncer Kılınç’ı savunmak için avukatların bulunduğu masalara oturma izni istedi. Mahkeme Başkanı “Siz burada sanıksınız” diyerek Buzoğlu’nun bu isteğini geri çevirdi.
İBRAHİM ŞAHİN BAŞKANI DUYAMADI
Susurluk davasının hükümlüsü eski Özel Harekat Dairesi Başkan vekili İbrahim Şahin’in ise duruşmada olmasına rağmen kimlik tespiti yapılamadı. Duyma güçlüğü çeken Şahin’in avukatı Rukiye Kibar müvekkiliyle ancak yazarak anlaşabildiklerini söyledi. Avukat Cahit Subaşı ise müvekkili ile görüşmelerindeki güçlüklerden bahsederek mahkeme başkanından kimlik tespiti için yardım istedi. Başkan Şengün ise “Tıbbi olarak durum açığa kavuşunca kimlik tespiti yapılacak” dedi. Kimlik tespitlerinin ardından mahkeme başkanı Şengün iddianamenin okunmasına geçileceğini belirterek avukatlardan bu konudaki görüşlerini beyan etmelerini istedi. Avukatlar, sanıkların çoğunun 14 aydır tutuklu bulunduğunu iddianamenin 3 bin 500 sayfa kadar olduğunu ve okunmasının yaklaşık 2 ay alacağını belirterek iddianamenin okunmasından vazgeçilmesini istedi.
NİJERYA’DA KAÇIRILAN GEMİNİN KAPTANIYIM
Davanın tutuksuz sanıklarından emekli deniz Albay Hüseyin Vural, emekli asker olduğunu ve uzun yol kaptanlığı yaptığını ifade ederek Nijerya’da saldırıya uğrayan geminin kaptanıyım” dedi. Davanın tutuklu sanıklarından Türk Metal Sendikası’nın başkanı Mustafa Özbek ise kimlik tespitinde ilkokul mezunu olduğunu ifade ederek, sendikadan 9 bin TL maaş aldığını, 800 TL emekli maaşı olduğunu ve 2-3 bin TL kira bedelinin bulunduğunu söyledi.
İDDİANAME OKUNMASIN
Sanık avukatları kimlik tespitini ardından mahkemeden söz alan avukat Hasan Gürbüz iddianamenin okunmasının sanıkların mağdur olmasına neden olacağını belirterek, bunun için sorgu ve savunmalara geçilmesini istedi. Sanıklardan Hurşit Tolon’un avukatı Köksal Bayraktar ise, gerek 2-3 iddianamelerin bütün avukatlara ve sanıklara dağıtıldığını belirterek, “Bu şekilde aleniyet unsuru gerçekleşmiştir. Çok sayıda insan aylardır tutuklu kalması aleniyetin sağlanmasından daha üstün bir yerdedir. İddianamelerin özet olarak okunması bile zaman kaybına neden olacaktır.Bu bölüm aşılmalıdır” dedi. Tutuklu sanıklardan Tutuksuz sanık Erdal Şenel ve tutuklu sanık Mustafa Koç’un avukatı Abdullah Kaya ise, müvekkilinin Hasdal Askeri Cezaevi’nde tutuklu bulunduğunu ve sürekli olarak gidip geldiğini belirterek, bu yargılama ekonomisine göre sorun olacaktır. İddianame okunmasın. Ayrıca müvekkillerim hakkındaki iddianın yeri Ankara’dır. Bu nedenle mahkemenizin yetkisizdir. Bunun düzeltilmesini istiyorum” dedi.
TARTIŞMA NEDENİYLE DURUŞMAYA ARA VERİLDİ
Davanın tutuklu sanıklarından Tuncay Özkan kimlik tespitinin bitmesinin ardından mahkemeden söz alarak bu kadroyu burada görmekten üzüntü duyduğunu belirterek, “Bugün yeni adli yılın açıldığı gün. 26 yıllık gazeteciyim. Namuslu ve şerefli bir Türk vatandaşı olarak suçumu öğrenmek istiyorum” dedi. Geçen duruşma suçunun ne olduğunu öğrenmek istediğini ancak kendisine cevap verilmediğini belirten Özkan, “Bu talebim üzerine duruşma savcısı bunu açıklamanızın ihsası rey olduğunu söyledi. Ancak birinci dava ile birleşen Danıştay davasını yeniden ele alıyorsunuz. Ama bu davanın tutuklu sanığı tarikat şeyhinin müridi Süleyman Esen’i bırakıyorsunuz. Bu ihsası rey değil midir? Benim suçum nedir. Bu suçu nerede ve ne zaman işlemişim. Neden benim suçumu açıklamıyorsunuz. Bir senedir tutukluyum. Huzurunuza üç kere gelebildim. Bu iddianamede suç bulamazsınız. Bu nasıl savcılıktır. Neden bana söylemek zorundasınız. Bir takım medya tarafından sürekli taciz ediliyoruz. Neden RTÜK’e şikayet edip bunları durdurmuyorsunuz” dedi. Tuncay Özkan ayrıca cezaevinde yazdığı iki kitap ile taslak halinde olduğunu belirttiği bir kitap çalışmasını da mahkeme heyetine verdi. Tuncay Özkan’ın konuşmasının ardından salondaki izleyicilerin alkışlaması üzerine mahkeme başkanı Köksal Şengün, “Burası alkış yeri değil. Tansiyonu yükseltmek kimseye fayda sağlamaz. Lütfen oturur musunuz? Bu sergilediğiniz tavır doğru değil” dedİ ve sanık yakınları haricinde izleyicilerin duruşmadan çıkartılmasını istedi. Mahkemenin bu talebine sanık Tuncay Özkan tarafından itiraz edildi. Duruşmaya izleyici olarak gelenl erin durşmadan çıkarılamayacağını söyledi. Mahkeme başkanı Tuncay Özkan’ın da duruşmadan çıkarılmasını istedi. Tartışmanın uzaması üzerine Mahkeme başkanı Şengün, burası alkış yeri değildir. Tansiyonu yükseltmek kimseye yarar sağlamaz. Duruşmaya ara veriyorum” dedi.
AVUKATI ERSÖZ’ÜN HALİNİ FOTOĞRAFLARLA GÖSTERDİ
Duruşmada kimlik tespitlerinden önce söz alan tutuklu sanık Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar, müvekkilinin hastanedeki son haline ilişkin fotoğrafları mahkemeye sundu. Fotoğrafların Ersöz’ün bundan sonraki duruşmalara da katılamayacağını ortaya koyduğunu savunan Dizdar, hastanenin de virüs nedeniyle müvekkilinin duruşmalara katılmasında sakınca olduğunu açıkladığını iddia etti. Dizdar, ”Müvekkilimin hasta hasta ölümcül durumda yazdığı 17 sayfadan oluşan savunmasını okumak istiyorum” dedi.
TweetArticle Category: Politika
Tags: Albay Hüseyin Vural, ergenekon dialogları, Hasan Gürbüz, Hurşit Tolon, İddianame, Mustafa Özbek, NİJERYA, Susurluk davası, Türk vatandaşı, Tutuksuz sanık Erdal Şenel
Hakim hakkındaki iddialar ve iddianame ertelemesi
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 20, 2009, 16:27
Hakim hakkındaki iddialar ve iddianame ertelemesi

2. Ergenekon davasının ilk duruşmasında yapılan kimlik tespitlerinin ardından iddianamenin okunmasına geçilmeden önce savcılık Sinan Aygün ve Levent Temiz’in tutuklanmasını, davanın 1. Ergenekon davası ile birleştirilmesini istedi. Mahkeme öncelikle Ergenekon’un 3 iddianamesi ve savunma avukatları tarafından reddi hakim talebinde bulunulan üye Hakim Sedat Sami Haşıloğlu’nun durumunun değerlendirilmesi için duruşmayı 6 Ağustos’a ertelendi.
İSTANBUL - ”Ergenekon” soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianame ile haklarında dava açılan emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ne geldi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince davanın görüleceği Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi önünde sabahın erken saatlerinden itibaren güvenlik kuvvetleri ve basın mensupları gerekli hazırlıkları yaptı.Tutuklu sanıklardan gazeteci Tuncay Özkan’a destek veren bir grup da sloganlar atarak cezaevi önündeki yerlerini aldı.
Bu arada, tutuksuz sanıklardan emekli Orgeneral Hurşit Tolon, ATO Başkanı Sinan Aygün, gazeteciler Emin Şirin ve Erol Mütercimler de araçlarıyla gelip arama noktasından geçtikten sonra cezaevindeki duruşma salonuna girdi. Davanın tutuksuz sanıklarından Ferda Paksüt de eşi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ile Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ne geldi.
DURUŞMA BAŞLADI
”Ergenekon” soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianameyle haklarında dava açılan emekli orgeneraller Mehmet Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un da aralarında bulunduğu 56 sanığın yargılanmasına başlandı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan 740 kişi kapasiteli salonunda görülen davanın ilk duruşmasına, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın da aralarında bulunduğu 16 tutuklu sanık katıldı.
Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, ATO Başkanı Sinan Aygün, gazeteci Emin Şirin ve Ferda Paksüt’ün de aralarında olduğu 28 tutuksuz sanık da duruşmada hazır bulundu. Tutuklu sanıklar emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile tutuksuz sanıklardan emekli Orgeneral Mehmet Şener Eruygur, İlker Güven, Arif Doğan, Ercüment Ovalı, Murat Avar, Siyami Yalçın, Levent Temiz, Merdan Yanardağ ve Hakan Şanlı ise duruşmaya gelmedi.
AVUKATLARDAN İTİRAZ
Hakkında yakalama kararı bulunan firari sanık Turhan Çömez ise yakalanamadığı için duruşmada hazır edilemedi. Salona önce tutuklu sanıklar, ardından da tutuksuz sanıklar alındı. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, duruşmaya katılan sanıkları tespit ettikten sonra duruşmayı başlattı.
Başkan Şengün, birinci ”Ergenekon” davasında aldıkları her sanık için 3 avukat sınırlamasına ilişkin kararın bu davada da geçerli olduğunu bildirdi. Bu arada, bazı avukatlar salona ilk etapta alınmamalarına sözlü olarak tepki gösterdi. Bunun üzerine Başkan Şengün, bütün avukatları salona aldı.
SANIKLARIN KİMLİK TESPİTLERİ YAPILIYOR
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan 740 kişi kapasiteli salonunda görülen davanın ilk duruşmasında, kimlik tespiti alınan tutuksuz sanık emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Ankara Üniversitesi İnkılap Tarihi Bölümü’nde doktora yaptığını, evli ve bir çocuklu olduğunu söyledi.
Tolon, Ordu Yardımlaşma Derneği ve emekliliğinden olan gelirinin aylık yaklaşık 6 bin 500 TL olduğunu belirtti. Tutuklu sanıklardan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay da 1000 TL emekli maaşı bulunduğunu ve gazeteden de 5 bin TL maaş aldığını ifade etti.
Tutuksuz sanıklardan Ferda Paksüt de öğretmenlikten emekli olduğunu ve aylık 2 bin 500 TL geliri bulunduğunu bildirdi. Bu arada, tutuklu sanıklardan Birol Başaran, ikametgah adresinin sorulması üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’e ”Silivri Cezaevi ikamet olarak geçiyor mu?” sorusunu yöneltti. Başkan Şengün de ”Burası muvakkaten, diğer adresinizi söyleyin” dedi.
Öte yandan, tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar ve emekli Albay Hasan Atilla Uğur’un avukatı Filiz Esen, tedavisi süren müvekkillerine celp gelmediğini öne sürdü. Heyet Başkanı Şengün, mahkeme celbinin sanıkların bulunduğu cezaevlerine gönderildiğini bildirdi. Şengün, bazı sanıkların mahkeme salonuyla ilgili şikayetleri üzerine de ”En büyük salonumuz bu. Daha iyisi yok” dedi.
GÜRBÜZ ÇAPAN: ”TÜRKİYE’DE NE KADAR SUÇ VARSA BEN İŞLERİM”
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında kimlik tespiti yapılan tutuksuz sanık Tanju Güvendiren, emekli albay olduğunu belirterek, aylık gelirinin de 14 bin TL olduğunu söyledi.
Tutuklu sanıklardan Tuncay Özkan da kimlik tespiti sırasında Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’ün ikametgah adresini sorması üzerine, ikametgahının Silivri Cezaevi olduğunu ifade etti. Üniversite mezunu olduğunu belirten Özkan, Yeni Parti Genel Başkanı olduğunu ve gazetecilik yaptığını bildirdi.
“MÜSAMAHA GÖSTERİN EFENDİM”
Bu sırada duruşma salonunun izleyici bölümünde oturan bazı kişiler, Özkan’ı alkışladı. Başkan Şengün de, ”Burası duruşma salonu, hepinizi dışarı attırırım” diyerek uyarıda bulundu. Özkan da ”10 aydır göremedikleri bir insan için müsamaha gösterin efendim” dedi. Başkan Şengün ise duruşma salonunda alkışa izin vermeyeceğini söyledi. Tuncay Özkan, soru üzerine kitaplarıyla birlikte aylık gelirinin 4 bin TL olduğunu belirtti.
Tutuklu sanıklardan Adil Serdar Saçan da Polis Akademisi mezunu olduğunu ve Hukuk Fakültesi’ni bitirdiğini ifade etti.
Başkan Şengün’ün aylık gelirini sorduğu Saçan, ”Buraya gelmeden önce avukattım. Fiilen avukatlık yapmıyorum. Polislikten atıldım. Mesleğe geri döndüm, ama başlamadan tutuklandım. Gelirim yok, emekli değilim” dedi.
”ERGENEKON EMEKLİSİYİM PARDON DEVLET EMEKLİSİYİM”
Tutuklu sanıklardan Gürbüz Çapan da Başkan Şengün’ün mesleğini sorması üzerine şöyle konuştu: ”Doktorum. Ben suç işlerim. Türkiye’de ne kadar suç varsa ben işlerim. Daha önce Dev-Yol sanığı olarak yargılandım. Ergenekon çıkar, oraya sanık yaparlar. Mafya diye yargılandım. Profesyonel suçluyum. 10 yıldır mahkemelerdeyim. Bütün gelirimi avukatlarımla beraber paylaşıyoruz. Benzin istasyonum ve kiradaki mülklerimle beraber aylık 20 bin TL gelirim var.”
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’ün sosyal güvencesini sorması üzerine Çapan, önce ”Ergenekon emeklisiyim”, daha sonra da ”Pardon” diyerek ”devlet emeklisi” olduğunu söyledi. Yaşlı ve hasta olduğunu belirten Çapan, devlet ne zaman çağırırsa geldiğini ama tutuklandığını ifade etti.
Tutuksuz sanıklardan Mesut Özcan da kalp cerrahı olduğunu belirterek, aylık gelirinin 20 bin TL olduğunu bildirdi. Yine 21 yıllık gazeteci olduğunu belirten tutuksuz sanık Adnan Bulut ise dava nedeniyle işsiz kaldığını belirtti. Tutuksuz sanıklardan Mahir Akkar da Başkan Şengün’ün mesleğini sorması üzerine ”Savcılar bana iddianamede bazı meslekler tayin etmişler. Onları mı söyleyeyim?” dedi. Mağdur olduğunu ifade eden Akkar, alt komşusuyla yaptığı konuşmaların iddianamede yer aldığını, basın kökenli olduğunu, ancak dava nedeniyle çalışamadığını, babasını kaybetmesinin ardından ”Ergenekon”da sanık olarak yer aldığını dile getirdi.
Tutuksuz sanıklardan Fatma Sibel Yüksek de nüfusa kayıtlı olduğu yeri elindeki not kağıdından okuyarak, evlendiğini söyledi. Tutuklu sanıklardan Osman Gürbüz de çay bahçesi işlettiğini, kira geliriyle birlikte aylık kazancının 3 bin TL olduğunu belirtti. Yine tutuksuz sanıklardan Ertaç Giray da avukatlık yaptığını ve aylık gelirinin 5 bin 500 TL olduğunu kaydederken, tutuklu sanıklardan Durmuş Ali Özoğlu ise kirada oturduğunu ifade etti.
Özoğlu, ”Bir yıldır rehin olarak tutuluyorum. Kiraya zam gelmiştir. Yazarım, yayınevim var. Aylık gelirim 2 bin TL” dedi. Tutuklu sanıklardan Kemal Aydın da Kızılay Genel Merkezi’nden başmüfettiş olarak emekli olduğunu, tutuklu sanık Neriman Aydın ise bu dava nedeniyle bankacılık mesleğinden emekliye ayrıldığını dile getirdi. Tutuklu sanık Mehmet Ali Çelebi, muvazzaf subay, tutuksuz sanık Önder Koç muvazzaf subay, tutuksuz sanık Noyan Çalıkuşu TSK’da görevli asker olduğunu belirtti.
Tutuksuz sanık Hasan Hüseyin Uçar da muvazzaf subay olduğunu ve Siirt’e tayininin çıktığını söyledi. Tutuksuz sanık Yaşar Tozkoparan da Kara Harp Okulu öğrencisi olduğunu ifade ederken, öğrenci olduğunu belirten tutuksuz sanık Doğukan Yorulmaz ise aylık gelirinin de Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan aldığı 180 TL olduğunu bildirdi. Tutuksuz sanık Ercüment Ovalı da Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyesi olduğunu ve aylık gelirinin 18 bin TL olduğunu anlattı.
DAVANIN ÖĞLEDEN SONRAKİ OTURUMU BAŞLADI
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen davanın öğleden sonraki oturumunda, duruşmaya sonradan katılan tutuksuz sanık Levent Temiz’in kimlik tespiti yapıldı.
İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın ile Türkiye Barolar Birliğinden gözlemcilerin de izlediği duruşmada Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, iddianamenin okunmasına başlanmadan önce sanık ve avukatlara usulle ilgili söz verdi.
Öte yandan, duruşmaya katılmayan tutuksuz sanık emekli orgeneral Mehmet Şener Eruygur’un, sağlık durumuna ilişkin mahkeme heyetine rapor gönderdiği öğrenildi.
MAHKEME HEYETİ BAŞKANI ŞENGÜN’DEN SANIKLARA UYARI:”KURALLARA UYMAK ZORUNDASINIZ”
İkinci ”Ergenekon” davasında, iddianamenin okunmasına başlanmadan önce sanık ve avukatlara söz verildi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık Emcet Olcayto, 249 klasörlük iddianamede 76 bin evrak bulunduğunu belirterek, iddianamenin 34 sayfalık dizi pusulası olduğunu söyledi.
Savcılığın 34 sayfaya 249 klasörün içeriğini sığdırdığını dile getiren Olcayto, ”savcılığın artniyetli olduğunu ve savunma haklarını kısıtladığını” önü sürdü. Olcayto, dizi pusulalarıyla ilgili tutuklu sanıkların savunma haklarının genişletilmesi için mahkemenin bir çalışma yapmasını istedi.
Emcet Olcayto, cezaevinde DVD ortamındaki 76 bin sayfaya ulaşmanın zor olduğunu, bilgisayar kullanma imkanlarının kısıtlı bulunduğunu ederek ”Toplam 12 saat bilgisayarda delil klasörlerini inceleme fırsatı bulduk. Hepsini tamamlamamız için saatte 20 klasör incelememiz, bir saniyede 2 sayfa okumamız lazım. Bizden böyle bir şey bekleyen vicdan sahibi varsa bilmek istiyoruz. Bu sanıklar nasıl kendini savunacak, nasıl hazırlanacak? 76 bin sayfayı haftada 3 saat bilgisayar kullanarak nasıl okuyacağız? Koğuşta da 76 bin sayfayı koyacak yerimiz yok?” diye konuştu.
Cezaevinin kendi daktilosunu içeri almadığını öne süren Olcayto, ”İdari dava açmak için yazılı cevap verin dedim. Bilgisayar alınmaz diye cevap verdiler. Ben size dilekçe yazacağım. 8 sayfayı yazmak 4-5 saat sürdü. Nazım Hikmet daktilo ile şiir yazmış. 2009 yılına geldik cezaevinde daktilo yasak. Daktilomu istiyorum” dedi.
TUNCAY ÖZKAN’IN İSTEĞİ
Tutuklu sanık Tuncay Özkan da iddianamede kendisiyle ilgili suçlamalar olan TCK’nın 311, 312 ve 314. maddeleri ile 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu konusunda kendisiyle ilgili hukuki ve fiziki gerekçelerin iddianamede yer almadığını söyledi.
Mahkemenin hangi sayfada bu suçlarla ilgili hukuki ve fiili gerekçelerin yer aldığını kendisine bildirmesini isteyen Özkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
”Neyle suçlandığımı bilmiyorum. Savunma yapmak istiyorum. İddianamenin mahkemede okunmaması için de bir talebim var. 10 aydır tutukluyum. Bir yıldır tutuklu olanlar var. İddianameyi herkes okudu. İddianamede okunmadan duruşmalara aralıksız devam edilsin. Yine 2 Ergenekon davası arasında birleştirme gerekçesi bulunmadığını düşünüyorum. Birinci ve ikinci iddianamedeki sanıklar arasındaki sosyal bağlar olabilir. Birleştirme yapılmadan duruşmaya devam edilsin.”
Tutuklu sanık Adil Serdar Saçan da iddianamede Doğu Perinçek’in konuşmasının kendisinin yaptığının belirtildiğini ifade ederek, ”Mahkeme savunmaya matuf taleplerimizi soruyor. Taleplerimizi iletiyoruz. Duruşmada öğrenirsiniz diyorlar. Niye sordunuz o zaman?” dedi.
Savunmaya yönelik gelen CD’lerin cezaevi idaresi tarafından kopyalandığını ve bunların başka yerlere verilebileceğini öne süren Saçan, ”Koğuşlarda televizyon var. Kuş, serçe bile avluya inmiyor. İnternete bağlanamayız. Radyo yayınını alamayız. Bilgisayar olsa ne zararı olabilir. Günde 3 saat bilgisayar olsa da bize yetmez. Şu anda savunmamızı yapacak durumda değilim. Düzeltilmesini istediğim konular düzeltilmedi” şeklinde konuştu.
Tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu ise bir yılı aşkın cezaevinde olduğunu belirterek, mahkeme üyelerinin telefonlarının dinlenip dinlenmediğini öğrenmek istediğini söyledi. Telefonları dinlediği için cezaevinde olduğunu iddia eden Özoğlu, ”Bizi tehdit etme durumları yoktu. Esir almaları lazımdı. Esir alındım ben. Telefon konuşmalarımdan dolayı hakkımda 3 müebbet hapis isteniyor. Sizlerin de telefon konuşmaları bu savcıların elindeyse benim savunmam havaya gidecektir” dedi.
Mahkeme heyeti Başkanı Köksal Şengün de telefon dinlemeleriyle ilgili bilgi sahibi olmadıklarını, sadece dinlenebileceklerinin söylediğini kaydetti.
Tutuklu sanık Birol Başaran da aslında bilgisayar konusunda bir sorun yaşamadıklarını, sadece aynı davanın sanıklarının yan yana gelerek savunma hazırlamalarının engellenmek istendiğini öne sürdü. Başaran, mahkemenin sanıkların yan yana gelmelerinde bir sorun olmadığını cezaevine yönetimine bildirmesini belirtti.
Tutuklu sanık Kemal Aydın da adil yargılama hakkının sağlanmasını istediğini belirterek, kendisiyle ilgili aynı iddialarda bulunan bazı sanıkların tutuksuz olarak yargılandığını söyledi.
Aydın, mahkemenin tüm tutuklu sanıkları tutuksuz hale getirmesini istedi. Bunun üzerine salondaki izleyiciler bölümünde bulunan bazı kişiler, alkış tuttu.
”BEN AKP İKTİDARININ GİTMESİ İÇİN HER ŞEYİ YAPARIM”
İkinci ”Ergenekon” davası kapsamında tutuklu yargılanan sanık Tuncay Özkan, ”Ben AKP iktidarının gitmesi için her şeyi yaparım. Ben muhalifim. Erdoğan iktidarının, Tuncay Özkan veya başkalarını susturmak için ağzına bant çekmesine, Türkiye’yi çöle çevirmesine izin vermeyin” dedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu sanıklardan gazeteci Tuncay Özkan, duruşmada söz alarak Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’e ”Aramızda bir husumet var mı Sayın Başkanım” diye sordu.
Şengün’ün ”mahkemenin kimseye husumeti olamaz” demesi üzerine Özkan, ”O zaman usulle ilgili bir şey söylemek istiyorum. Sanıklarla ilgili her gün yayınlar yapılıyor. Kızımla annemle konuşmalarım iddianamede yer alıyor. Bana ve avukatıma dahi verilmeyen savunmam ertesi gün basında yer alıyor” diye konuştu.
Bu konuyla ilgili mahkemenin neden bir şey yapmadığını soran Özkan’a, Şengün, mahkemenin bu konuda ilgili yerlere başvurduğunu söyledi.
Şengün’ün sanık ve müdafilerin bazı konuşmalarını alkışlayan izleyicileri uyarmasını da eleştiren Özkan, ”Bu televizyon kanallarının kişilik haklarımıza hakaret etmesine izin veriyorsanız, neden izin veriyorsunuz. Ama buradaki insanlara kızıyorsunuz. Bu insanlar bize değil, vatana, ahde vefaya, Mustafa Kemal’e aşklarını anlatmaya geldiler. Bu insanlara kızıyorsunuz. Ben politik nedenle tutukluyum. Ben terörist değilim, ben Mustafa Kemal’in askeriyim” şeklinde konuştu.
Özkan’ın bu sözlerinin de bazı izleyiciler tarafından alkışlanması üzerine Mahkeme Başkanı Şengün, jandarmaları çağırdı.
Bunun üzerine Özkan, ”Bunu yaparsanız gerçekten tarafgir olmuş olursunuz. Bunu yapmayın Başkan” dedi.
Bu sırada bazı izleyiciler salondan dışarı çıktı. Özkan’ın yüksek sesle konuşmaya devam etmesi üzerine Şengün, Özkan’ı birkaç defa ” sakin olun” diyerek uyardı.
Özkan, ne suç işlediğini halen bilmediğini belirterek, ”Ne suç işlemişim söylenmesini istiyorum. Ben AKP iktidarının gitmesi için her şeyi yaparım. Ben muhalifim. Erdoğan iktidarının, Tuncay Özkan veya başkalarını susturmak için ağzına bant çekmesine, Türkiye’yi çöle çevirmesine izin vermeyin” diye konuştu.
Tuncay Özkan’ın avukatlarından Selami Menevşe de söz alarak konuşma yapmak istedi.
Mahkeme Başkanı Şengün, Menevşe’yi ayağa kalkarak konuşması için uyardı. Avukatların konuşmalarının ayakta yapması yönünde bir kural olmadığını söyleyen Menevşe, Şengün’ün ayağa kalkması yönünde birkaç kez uyarması üzerine devam edemeyeceğini belirterek, konuşma yapmaktan vazgeçti.
ÜYE HAKİM HAŞILOĞLU DİNİ VAKIFLARLA İÇ İÇE
Tutuksuz sanık Hurşit Tolon’un avukatı Köksal Bayraktar da üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu’nun dinsel amaçlar güden dört ayrı aile vakfıyla yakın bağlantı içinde bulunduğunu öne sürerek, ”Sayın yargıç sahip olduğu aile özellikleri ve üyesi bulunduğu dört ayrı vakıf nedeniyle objektif davranamaz. Çekilmesi gerekir. Eğer görevinden çekilmezse biz kendisini reddetmek mecburiyetinde kalırız” diye konuştu.
MAHKEME HEYETİ BASKI ALTINDA
Sanıklardan Durmuş Ali Özoğlu’nun avukatı Cavit Suveş de salonda bulunan kameralardan birinin mahkeme heyetine dönük olduğunu ve mahkeme heyetinin aldığı notları bile kaydedebilecek potansiyelde olduğunu savunarak, bunun dahi mahkeme heyetine baskı anlamına geldiğini ileri sürdü.
Bunun üzerine bunun doğru olmadığını söyleyen Mahkeme Başkanı Şengün, görevliden söz konusu kamerayı mahkeme heyetine çevirerek bunu göstermesini istedi.
Görevlinin kamerayı çevirmesiyle mahkeme heyetinin masası ve önlerindeki bilgisayarlar görüntülendi.
HAŞILOĞLU BU MAHKEMEDE GÖREV YAPAMAZ
Sanıklardan Osman Gürbüz’ün avukatı Erdem Olgun da soruşturma esnasında görev yapmış olması nedeniyle üye Hakim Haşıloğlu’nun kovuşturma esnasında görev yapamayacağını söyledi.
Atatürk resimli bir kravat taktığı dikkati çeken avukat Olgun, Haşıloğlu’nun görevden çekilmesi gerektiğini savundu.
Bu arada, eski bakanlardan Yaşar Okuyan’ın da izleyiciler bölümünde duruşmayı izlediği gözlendi.
İDDİANAME AÇIKLANMADAN AKSİYON’DA YAYINLANDI
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada söz alan tutuklu sanıklardan Adil Serdar Saçan, iddianamenin 25 Mart 2009′da tamamlanmasına rağmen 109. sayfasının 12 Ocak 2009′da Aksiyon dergisinde yayımlandığını söyledi. Saçan, bu durumun tespit edilerek, savcılar hakkında işlem yapılmasını istedi.
Arama öncesinde talep etmesine rağmen savcının 25 polisin üzerini aramadığını, arama sonrasında da bu işlemin yapılmadığını ifade eden Saçan, ”Bu, bütün aramaları sakatlamaktadır. CD’ler bulundu. CD’lerin yazımı, oluşturulmasıyla ilgili bilirkişi istiyorum” diye konuştu.
Saçan, Tuncay Güney’in dokümanlarını yok etmekle suçlandığını belirterek, Güney’den elde edilen tüm dijital verilerin 29 Ocak 2009′a kadar İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyasında yer aldığını kaydetti.
SORGUMU YAPAN HAKİM VE SAVCI BU SALONDA
Tutuklu Sanık Birol Başaran da savcılık sorgusunun duruşmada bulunan Savcı Mehmet Ali Pekgüzel tarafından yapıldığını, yine mahkeme sorgusunu da hakimlerden Sedat Sami Haşıloğlu’nun gerçekleştirdiğini ifade ederek, bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu savundu.
TELEFON GÖRÜŞMELERİNİZDEN DOLAYI BASKI ALTINDA MISINIZ?
Tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu da Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’e, ”Telefon konuşmalarınızdan dolayı baskı, şantaj yapılıyor mu?” diye sordu. Başkan Şengün de ”Yapılmıyor. Bundan sonrası ne olur bilmiyoruz. Ama şimdiye kadar yapılmadı” şeklinde esprili bir yanıt verdi.
Özoğlu’nun, ”Serdar Öztürk’ün üzerinden çıkan belgelerin devamı bende de var” demesi üzerine Başkan Şengün, böyle bir belge kendilerinde varsa gerekeni yapmalarını istedi.
Duruşmada söz alan tutuklu sanıkların avukatları, tahliye talebinde bulundu.
”YARGISIZ İNFAZDAN UZAK HUZURA GELMEK İSTİYORUZ.
Tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’un avukatı Ali Rıza Dizdar, müvekkilinin 100 sayfadan oluşan savunmasının 3 sayfasını duruşma salonunda okudu.
Dizdar, müvekkilinin sağlık sorunlarından dolayı hiçbir şefaat istemediğini ifade ederek, şöyle konuştu:
”Ben hastalıktan gitmek istemiyorum. İddianamenin içinde delil yetersizliği, yargılama yetersizliği var. Düşünce özgürlüğü dışında dosyada hiçbir şey bulamayız. Keşke Levent Paşa buraya gelseydi. Ama zamanı değil. Onurlu bir kahraman olarak buraya gelecekti. Adil yargılama, adil savunma istiyorum. Yargısız infazdan uzak huzura gelmek istiyoruz. Müvekkilimin ciddi rahatsızlıkları var. ‘Adli Tıp’ı bekleyiniz’ kararını istemiyorum. Salıverin lütfen.”
DİZDAR’DAN DELİLLERE İTİRAZ
Tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar da ”Bilirkişi olarak 5 polis CD’leri çözmüş, fakat yeminleri yok. Bu gizli tanıkların bilirkişilerin geçerliliği yok. Bu deliller usule uygun olmadığı için adil yargılanma olmaz. Dosyadan çıkarılmasını istiyoruz. Ben bu mahkemenin kuruluşunu reddediyorum” dedi.
Başkan Şengün’ün bunu açıklamasını isteyince, Dizdar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre delillerin tam olarak teslim edilmesi gerektiğini ifade ederek, ”Bu dosyada deliller karmakarışık. Mahkeme bu iddianameyi kabul etmekle adil yargılama yapmıyor. Ben de bu yüzden sizi reddediyorum” diye konuştu.
Müvekkilinin duruşmaya gelmek istediğini, ancak celp gitmediği için getirilmediğini belirten Dizdar, müvekkili Ersöz’ün 100 sayfa savunma hazırladığını söyledi.
Mahkemenin bir süre önce tahliye olan Arif Doğan’ın durumunu sorduğunu, ancak müvekkilini sormadığını görüşünü aktaran Dizdar, ”Sayın savcılıktan yalan yanlış haberler gidiyor basına. Biz bazı gazeteleri mi takip edeceğiz?” dedi. Bu sözleri bazı izleyiciler alkışladı.
MAHKEME BAŞKANINDAN İZLEYİCİLERE UYARI
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, izleyicilere son ihtarda bulunduğunu belirterek salonun tamamını boşalttıracağını söyledi.
Bu arada Başkan Şengün ile tutuklu sanıklar arasında bazı sözlü diyalogların yaşandığını gözlendi. Başkan Şengün, Tuncay Özkan’a yönelik ”Samanyolunu yargılamıyoruz burada” dedi.
Şengün, tutuklu sanıklara yönelik de ”Abuk subuk konuşmayın, kurallara uymak zorundasınız” derken, Gürbüz Çapan ile yaptığı diyalog sırasında da ”Burada sizi mahkeme korur” diye konuştu.
Duruşma, avukatların beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.
Bu arada, tutuksuz sanıklardan Ferda Paksüt’ün, eşi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ile birlikte duruşmadan çıktıktan araçlarına binerek cezaevinden ayrıldıkları gözlendi.
SİNAN AYGÜN VE LEVENT TEMİZ TUTUKLANSIN
İkinci ”Ergenekon” davasında, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuksuz sanıklardan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün ile avukat Levent Temiz’in tutuklanmasını istedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, sanık ve avukatlarının beyanlarının ardından Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel’e taleplere ilişkin görüşü soruldu.
Savcı Pekgüzel, bazı sanık ve avukatların, iddianamenin okunması yönündeki taleplerinin reddedilmesini istedi.
HER İKİ ERGENEKON DAVASI BİRLEŞTİRİLSİN
Her iki ”Ergenekon” davasında da aynı suçların olduğunu, sanıkların aynı suçlarla suçlandıklarını ve ”birlikte hareket ettiklerini” belirten Pekgüzel, birinci ve ikinci ”Ergenekon” davalarının birleştirilmesini talep etti.
Savcı Pekgüzel, mahkemenin yetkisizliği yönündeki talebe ilişkin de örgütle ilgili ana davanın İstanbul’daki mahkemede görüldüğünü, örgütün bir kısım sanıklarının görevde oldukları sürede yaptıkları eylemleri emekli olduktan sonra da devam ettirdiklerini kaydederek, eylemlerin temadi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik talebinin reddedilmesini istedi.
ŞENER ERUYGUR VE HURŞİT TOLON’A YENİDEN SAĞLIK RAPORU İSTENDİ
Yine bazı avukatların mahkeme hakiminin reddiyle ilgili taleplerinin de geri çevrilmesini isteyen Savcı Pekgüzel, davanın tutuksuz sanıklarından emekli Orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un, tahliye edilmelerinin ardından geçen süre dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmelerini ve sağlık durumlarıyla ilgili rapor alınmasını talep etti.
Savcı Pekgüzel, tutuksuz sanıklar ATO Başkanı Sinan Aygün ve avukat Levent Temiz hakkında da suç şüphesi, sevk maddeleri ve delil durumları dikkate alınarak tutuklama kararı çıkarılmasını istedi.
Mahkeme Başkanı, talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi.
YENİ İDDİANAME VE ÜYE HAKİM HAKKINDAKİ İDDİALAR NEDENİYLE 6 AĞUSTOS’A ERTELENDİ
Duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, verilen aranın ardından alınan kararları açıkladı.
Başkan Şengün, bir kısım sanıklar ve müdafilerinin, mahkemenin bir üyesini ve mahkeme heyetinin tamamını reddettiklerinin anlaşıldığını belirterek, bu hususlar açıklığa kavuşuncaya kadar, bu oturumda gerek sanıklar ve müdafileri gerekse iddia makamı tarafından ileri sürülen beyan ve talepler hakkında ret konuları sonuçlandıktan sonra karar verileceğini açıkladı.
Mahkeme, tutuklu sanıklar ile kimlik tespiti yapılamayan sanıkların mutlaka duruşmada hazır edilmeleri için yazı yazılmasını, iddianame tebliğ edilemeyen sanıklara da iddianamenin tebliğ edilmesini hükme bağladı.
Bir kısım sanıklar ve müdafilerinin tahliye taleplerinin, ret konusuna ilişkin ara karar yerine getirildikten sonra oturum arasında değerlendirilmesine karar veren mahkeme, ret konusuna ilişkin ara karar gereklerinin yerine getirilmesi süreci ile bugün mahkemelerine intikal eden ve 2009/94 iddianame değerlendirme numarası alan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 17 Temmuz 2009 tarihli düzenlemiş olduğu 2009/1498 soruşturma, 2009/565 nolu iddianamenin değerlendirme süreci dikkate alınarak, duruşmayı 6 Ağustos Perşembe günü saat 09.30′a bıraktı.
Bu arada, duruşma sırasında tutuklu sanıklar salona getirilirken izleyicilerin bulunduğu bölümden alkış tutulduğu görüldü.
CHP’LİLERDEN DESTEK
CHP Milletvekilleri Mehmet Ali Özpolat ve Şahin Mengü ile İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, ikinci ”Ergenekon” davasını izliyor. Özpolat, Mengü ve Aydın’ın giriş yaptıkları Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi önünde toplanan gruplar, yargılanan sanıkları destekleyen sloganlar attı.
Grup, ”Korkma, susma, vazgeçme”, ”Hukuk ve adalet için, Tuncay Özkan için ve tüm yurtseverlerimiz için” yazılı büyük boy pankart taşıyarak, marşlar söyledi. Bazı kişilerin, üzerinde Atatürk’ün resminin yer aldığı tişört giydiği görüldü.
CEZAEVİ ÖNÜNDE EYLEM
İkinci ”Ergenekon” davasında yargılananlara destek olmaya gelen bir grup ile davayı destekleyen karşı grup, ayrı ayrı basın açıklaması yaptı. Jandarmanın, basın açıklamaları sırasında her iki grubun karşı karşıya gelmemesi için barikat kurarak güvenlik önlemi aldığı görüldü. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi üyesi bir grubun eylemi sırasında kayıpların bulunması ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması yönünde sloganlar atıldı.
Grup adına basın açıklamasını yapan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, ilkinde olduğu gibi ikinci iddianamede de insanlığa karşı işlenen suça dair belge ve saptama bulunduğunu, faili meçhul kalmış birçok olayın, katliamların ve siyasi cinayetlerin bağlantılarının ortaya çıktığını savundu. Darbecilerin yargılanmasını istediklerini ifade eden Yoleri, şunları kaydetti:
”Savcılara, hakimlere, yetkililere sesleniyoruz. Üzerinizdeki baskı ya da siyasi tercihlerinizle değil, evrensel hukuk ilkelerine ve yasalara göre soruşturmayı ve davayı yürütün. Darbecileri de yargılayın, insanlığa karşı suç işleyenleri de… Toplumun her kesimine sesleniyoruz. Bu yargılamanın göstermelik değil, gerçek olması için 10 yıllardır darbelerle, faili meçhul cinayetlerle, gözaltında kayıplarla, katliamlarla geleceğimizi insanlığımızı çalanlardan hesap sormak için gücümüzü birleştirelim.”
İP’LİLER DEN DESTEK
”Ergenekon” davasına karşı çıkan ve yargılananlara destek olmak amacıyla gelen grup arasında yer alan İşçi Partili bir grup adına da Öncü Gençlik Genel Başkanı Tunç Akkoç açıklama yaptı. Akkoç, ”Ergenekon” adıyla yürütülen bu davanın Cumhuriyet tarihinin en pervasız tertibi olduğunu savunarak, ”Türkiye’nin Atatürkçü, devrimci, yurtsever aydınlarını ve öncülerini durdurmak, tutuklamak için bu tertip düzenlenmiştir. İkinci iddianamede, Cumhuriyet mitingleriyle hesaplaşmak adına düzenlenmiştir” dedi.
Basın açıklamalarının ardından ”Biz Kaç Kişiyiz Platformu” üyelerinin de yer aldığı grup, ”Atatürk’ün Geçliğe Hitabı” ile ”10. Yıl Marşı”nı okudu. Bu grup, duruşmanın başlayacağı saatte, salona girmek için toplu olarak kapıya gelince jandarma izdiham oluşturulduğu için bu gruptan hiç kimseyi duruşma salonuna almadı. İnsan Hakları Derneği üyeleri, davanın görüldüğü yerleşkeden ayrılırken, diğer grup bekleyişini sürdürüyor. İSTANBUL - ”Ergenekon” soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianame ile haklarında dava açılan emekli Orgeneral Hurşit Tolon’un da aralarında bulunduğu bazı tutuksuz sanıklar Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ne geldi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince davanın görüleceği Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi önünde sabahın erken saatlerinden itibaren güvenlik kuvvetleri ve basın mensupları gerekli hazırlıkları yaptı.Tutuklu sanıklardan gazeteci Tuncay Özkan’a destek veren bir grup da sloganlar atarak cezaevi önündeki yerlerini aldı.
Bu arada, tutuksuz sanıklardan emekli Orgeneral Hurşit Tolon, ATO Başkanı Sinan Aygün, gazeteciler Emin Şirin ve Erol Mütercimler de araçlarıyla gelip arama noktasından geçtikten sonra cezaevindeki duruşma salonuna girdi. Davanın tutuksuz sanıklarından Ferda Paksüt de eşi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ile Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’ne geldi.
DURUŞMA BAŞLADI
”Ergenekon” soruşturması kapsamında hazırlanan ikinci iddianameyle haklarında dava açılan emekli orgeneraller Mehmet Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un da aralarında bulunduğu 56 sanığın yargılanmasına başlandı.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan 740 kişi kapasiteli salonunda görülen davanın ilk duruşmasına, Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay, eski İstanbul Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Adil Serdar Saçan, eski Esenyurt Belediye Başkanı Gürbüz Çapan’ın da aralarında bulunduğu 16 tutuklu sanık katıldı.
Emekli Orgeneral Hurşit Tolon, ATO Başkanı Sinan Aygün, gazeteci Emin Şirin ve Ferda Paksüt’ün de aralarında olduğu 28 tutuksuz sanık da duruşmada hazır bulundu. Tutuklu sanıklar emekli Tuğgeneral Levent Ersöz ve emekli Albay Hasan Atilla Uğur ile tutuksuz sanıklardan emekli Orgeneral Mehmet Şener Eruygur, İlker Güven, Arif Doğan, Ercüment Ovalı, Murat Avar, Siyami Yalçın, Levent Temiz, Merdan Yanardağ ve Hakan Şanlı ise duruşmaya gelmedi.
AVUKATLARDAN İTİRAZ
Hakkında yakalama kararı bulunan firari sanık Turhan Çömez ise yakalanamadığı için duruşmada hazır edilemedi. Salona önce tutuklu sanıklar, ardından da tutuksuz sanıklar alındı. Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, duruşmaya katılan sanıkları tespit ettikten sonra duruşmayı başlattı.
Başkan Şengün, birinci ”Ergenekon” davasında aldıkları her sanık için 3 avukat sınırlamasına ilişkin kararın bu davada da geçerli olduğunu bildirdi. Bu arada, bazı avukatlar salona ilk etapta alınmamalarına sözlü olarak tepki gösterdi. Bunun üzerine Başkan Şengün, bütün avukatları salona aldı.
SANIKLARIN KİMLİK TESPİTLERİ YAPILIYOR
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde oluşturulan 740 kişi kapasiteli salonunda görülen davanın ilk duruşmasında, kimlik tespiti alınan tutuksuz sanık emekli Orgeneral Hurşit Tolon, Ankara Üniversitesi İnkılap Tarihi Bölümü’nde doktora yaptığını, evli ve bir çocuklu olduğunu söyledi.
Tolon, Ordu Yardımlaşma Derneği ve emekliliğinden olan gelirinin aylık yaklaşık 6 bin 500 TL olduğunu belirtti. Tutuklu sanıklardan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Mustafa Balbay da 1000 TL emekli maaşı bulunduğunu ve gazeteden de 5 bin TL maaş aldığını ifade etti.
Tutuksuz sanıklardan Ferda Paksüt de öğretmenlikten emekli olduğunu ve aylık 2 bin 500 TL geliri bulunduğunu bildirdi. Bu arada, tutuklu sanıklardan Birol Başaran, ikametgah adresinin sorulması üzerine Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’e ”Silivri Cezaevi ikamet olarak geçiyor mu?” sorusunu yöneltti. Başkan Şengün de ”Burası muvakkaten, diğer adresinizi söyleyin” dedi.
Öte yandan, tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar ve emekli Albay Hasan Atilla Uğur’un avukatı Filiz Esen, tedavisi süren müvekkillerine celp gelmediğini öne sürdü. Heyet Başkanı Şengün, mahkeme celbinin sanıkların bulunduğu cezaevlerine gönderildiğini bildirdi. Şengün, bazı sanıkların mahkeme salonuyla ilgili şikayetleri üzerine de ”En büyük salonumuz bu. Daha iyisi yok” dedi.
GÜRBÜZ ÇAPAN: ”TÜRKİYE’DE NE KADAR SUÇ VARSA BEN İŞLERİM”
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen davanın ilk duruşmasında kimlik tespiti yapılan tutuksuz sanık Tanju Güvendiren, emekli albay olduğunu belirterek, aylık gelirinin de 14 bin TL olduğunu söyledi.
Tutuklu sanıklardan Tuncay Özkan da kimlik tespiti sırasında Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’ün ikametgah adresini sorması üzerine, ikametgahının Silivri Cezaevi olduğunu ifade etti. Üniversite mezunu olduğunu belirten Özkan, Yeni Parti Genel Başkanı olduğunu ve gazetecilik yaptığını bildirdi.
“MÜSAMAHA GÖSTERİN EFENDİM”
Bu sırada duruşma salonunun izleyici bölümünde oturan bazı kişiler, Özkan’ı alkışladı. Başkan Şengün de, ”Burası duruşma salonu, hepinizi dışarı attırırım” diyerek uyarıda bulundu. Özkan da ”10 aydır göremedikleri bir insan için müsamaha gösterin efendim” dedi. Başkan Şengün ise duruşma salonunda alkışa izin vermeyeceğini söyledi. Tuncay Özkan, soru üzerine kitaplarıyla birlikte aylık gelirinin 4 bin TL olduğunu belirtti.
Tutuklu sanıklardan Adil Serdar Saçan da Polis Akademisi mezunu olduğunu ve Hukuk Fakültesi’ni bitirdiğini ifade etti.
Başkan Şengün’ün aylık gelirini sorduğu Saçan, ”Buraya gelmeden önce avukattım. Fiilen avukatlık yapmıyorum. Polislikten atıldım. Mesleğe geri döndüm, ama başlamadan tutuklandım. Gelirim yok, emekli değilim” dedi.
”ERGENEKON EMEKLİSİYİM PARDON DEVLET EMEKLİSİYİM”
Tutuklu sanıklardan Gürbüz Çapan da Başkan Şengün’ün mesleğini sorması üzerine şöyle konuştu: ”Doktorum. Ben suç işlerim. Türkiye’de ne kadar suç varsa ben işlerim. Daha önce Dev-Yol sanığı olarak yargılandım. Ergenekon çıkar, oraya sanık yaparlar. Mafya diye yargılandım. Profesyonel suçluyum. 10 yıldır mahkemelerdeyim. Bütün gelirimi avukatlarımla beraber paylaşıyoruz. Benzin istasyonum ve kiradaki mülklerimle beraber aylık 20 bin TL gelirim var.”
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün’ün sosyal güvencesini sorması üzerine Çapan, önce ”Ergenekon emeklisiyim”, daha sonra da ”Pardon” diyerek ”devlet emeklisi” olduğunu söyledi. Yaşlı ve hasta olduğunu belirten Çapan, devlet ne zaman çağırırsa geldiğini ama tutuklandığını ifade etti.
Tutuksuz sanıklardan Mesut Özcan da kalp cerrahı olduğunu belirterek, aylık gelirinin 20 bin TL olduğunu bildirdi. Yine 21 yıllık gazeteci olduğunu belirten tutuksuz sanık Adnan Bulut ise dava nedeniyle işsiz kaldığını belirtti. Tutuksuz sanıklardan Mahir Akkar da Başkan Şengün’ün mesleğini sorması üzerine ”Savcılar bana iddianamede bazı meslekler tayin etmişler. Onları mı söyleyeyim?” dedi. Mağdur olduğunu ifade eden Akkar, alt komşusuyla yaptığı konuşmaların iddianamede yer aldığını, basın kökenli olduğunu, ancak dava nedeniyle çalışamadığını, babasını kaybetmesinin ardından ”Ergenekon”da sanık olarak yer aldığını dile getirdi.
Tutuksuz sanıklardan Fatma Sibel Yüksek de nüfusa kayıtlı olduğu yeri elindeki not kağıdından okuyarak, evlendiğini söyledi. Tutuklu sanıklardan Osman Gürbüz de çay bahçesi işlettiğini, kira geliriyle birlikte aylık kazancının 3 bin TL olduğunu belirtti. Yine tutuksuz sanıklardan Ertaç Giray da avukatlık yaptığını ve aylık gelirinin 5 bin 500 TL olduğunu kaydederken, tutuklu sanıklardan Durmuş Ali Özoğlu ise kirada oturduğunu ifade etti.
Özoğlu, ”Bir yıldır rehin olarak tutuluyorum. Kiraya zam gelmiştir. Yazarım, yayınevim var. Aylık gelirim 2 bin TL” dedi. Tutuklu sanıklardan Kemal Aydın da Kızılay Genel Merkezi’nden başmüfettiş olarak emekli olduğunu, tutuklu sanık Neriman Aydın ise bu dava nedeniyle bankacılık mesleğinden emekliye ayrıldığını dile getirdi. Tutuklu sanık Mehmet Ali Çelebi, muvazzaf subay, tutuksuz sanık Önder Koç muvazzaf subay, tutuksuz sanık Noyan Çalıkuşu TSK’da görevli asker olduğunu belirtti.
Tutuksuz sanık Hasan Hüseyin Uçar da muvazzaf subay olduğunu ve Siirt’e tayininin çıktığını söyledi. Tutuksuz sanık Yaşar Tozkoparan da Kara Harp Okulu öğrencisi olduğunu ifade ederken, öğrenci olduğunu belirten tutuksuz sanık Doğukan Yorulmaz ise aylık gelirinin de Kredi ve Yurtlar Kurumu’ndan aldığı 180 TL olduğunu bildirdi. Tutuksuz sanık Ercüment Ovalı da Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde öğretim üyesi olduğunu ve aylık gelirinin 18 bin TL olduğunu anlattı.
DAVANIN ÖĞLEDEN SONRAKİ OTURUMU BAŞLADI
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesince, Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi’nde görülen davanın öğleden sonraki oturumunda, duruşmaya sonradan katılan tutuksuz sanık Levent Temiz’in kimlik tespiti yapıldı.
İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın ile Türkiye Barolar Birliğinden gözlemcilerin de izlediği duruşmada Mahkeme Başkanı Köksal Şengün, iddianamenin okunmasına başlanmadan önce sanık ve avukatlara usulle ilgili söz verdi.
Öte yandan, duruşmaya katılmayan tutuksuz sanık emekli orgeneral Mehmet Şener Eruygur’un, sağlık durumuna ilişkin mahkeme heyetine rapor gönderdiği öğrenildi.
MAHKEME HEYETİ BAŞKANI ŞENGÜN’DEN SANIKLARA UYARI:”KURALLARA UYMAK ZORUNDASINIZ”
İkinci ”Ergenekon” davasında, iddianamenin okunmasına başlanmadan önce sanık ve avukatlara söz verildi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada tutuklu sanık Emcet Olcayto, 249 klasörlük iddianamede 76 bin evrak bulunduğunu belirterek, iddianamenin 34 sayfalık dizi pusulası olduğunu söyledi.
Savcılığın 34 sayfaya 249 klasörün içeriğini sığdırdığını dile getiren Olcayto, ”savcılığın artniyetli olduğunu ve savunma haklarını kısıtladığını” önü sürdü. Olcayto, dizi pusulalarıyla ilgili tutuklu sanıkların savunma haklarının genişletilmesi için mahkemenin bir çalışma yapmasını istedi.
Emcet Olcayto, cezaevinde DVD ortamındaki 76 bin sayfaya ulaşmanın zor olduğunu, bilgisayar kullanma imkanlarının kısıtlı bulunduğunu ederek ”Toplam 12 saat bilgisayarda delil klasörlerini inceleme fırsatı bulduk. Hepsini tamamlamamız için saatte 20 klasör incelememiz, bir saniyede 2 sayfa okumamız lazım. Bizden böyle bir şey bekleyen vicdan sahibi varsa bilmek istiyoruz. Bu sanıklar nasıl kendini savunacak, nasıl hazırlanacak? 76 bin sayfayı haftada 3 saat bilgisayar kullanarak nasıl okuyacağız? Koğuşta da 76 bin sayfayı koyacak yerimiz yok?” diye konuştu.
Cezaevinin kendi daktilosunu içeri almadığını öne süren Olcayto, ”İdari dava açmak için yazılı cevap verin dedim. Bilgisayar alınmaz diye cevap verdiler. Ben size dilekçe yazacağım. 8 sayfayı yazmak 4-5 saat sürdü. Nazım Hikmet daktilo ile şiir yazmış. 2009 yılına geldik cezaevinde daktilo yasak. Daktilomu istiyorum” dedi.
TUNCAY ÖZKAN’IN İSTEĞİ
Tutuklu sanık Tuncay Özkan da iddianamede kendisiyle ilgili suçlamalar olan TCK’nın 311, 312 ve 314. maddeleri ile 6136 sayılı Ateşli Silahlar Kanunu konusunda kendisiyle ilgili hukuki ve fiziki gerekçelerin iddianamede yer almadığını söyledi.
Mahkemenin hangi sayfada bu suçlarla ilgili hukuki ve fiili gerekçelerin yer aldığını kendisine bildirmesini isteyen Özkan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
”Neyle suçlandığımı bilmiyorum. Savunma yapmak istiyorum. İddianamenin mahkemede okunmaması için de bir talebim var. 10 aydır tutukluyum. Bir yıldır tutuklu olanlar var. İddianameyi herkes okudu. İddianamede okunmadan duruşmalara aralıksız devam edilsin. Yine 2 Ergenekon davası arasında birleştirme gerekçesi bulunmadığını düşünüyorum. Birinci ve ikinci iddianamedeki sanıklar arasındaki sosyal bağlar olabilir. Birleştirme yapılmadan duruşmaya devam edilsin.”
Tutuklu sanık Adil Serdar Saçan da iddianamede Doğu Perinçek’in konuşmasının kendisinin yaptığının belirtildiğini ifade ederek, ”Mahkeme savunmaya matuf taleplerimizi soruyor. Taleplerimizi iletiyoruz. Duruşmada öğrenirsiniz diyorlar. Niye sordunuz o zaman?” dedi.
Savunmaya yönelik gelen CD’lerin cezaevi idaresi tarafından kopyalandığını ve bunların başka yerlere verilebileceğini öne süren Saçan, ”Koğuşlarda televizyon var. Kuş, serçe bile avluya inmiyor. İnternete bağlanamayız. Radyo yayınını alamayız. Bilgisayar olsa ne zararı olabilir. Günde 3 saat bilgisayar olsa da bize yetmez. Şu anda savunmamızı yapacak durumda değilim. Düzeltilmesini istediğim konular düzeltilmedi” şeklinde konuştu.
Tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu ise bir yılı aşkın cezaevinde olduğunu belirterek, mahkeme üyelerinin telefonlarının dinlenip dinlenmediğini öğrenmek istediğini söyledi. Telefonları dinlediği için cezaevinde olduğunu iddia eden Özoğlu, ”Bizi tehdit etme durumları yoktu. Esir almaları lazımdı. Esir alındım ben. Telefon konuşmalarımdan dolayı hakkımda 3 müebbet hapis isteniyor. Sizlerin de telefon konuşmaları bu savcıların elindeyse benim savunmam havaya gidecektir” dedi.
Mahkeme heyeti Başkanı Köksal Şengün de telefon dinlemeleriyle ilgili bilgi sahibi olmadıklarını, sadece dinlenebileceklerinin söylediğini kaydetti.
Tutuklu sanık Birol Başaran da aslında bilgisayar konusunda bir sorun yaşamadıklarını, sadece aynı davanın sanıklarının yan yana gelerek savunma hazırlamalarının engellenmek istendiğini öne sürdü. Başaran, mahkemenin sanıkların yan yana gelmelerinde bir sorun olmadığını cezaevine yönetimine bildirmesini belirtti.
Tutuklu sanık Kemal Aydın da adil yargılama hakkının sağlanmasını istediğini belirterek, kendisiyle ilgili aynı iddialarda bulunan bazı sanıkların tutuksuz olarak yargılandığını söyledi.
Aydın, mahkemenin tüm tutuklu sanıkları tutuksuz hale getirmesini istedi. Bunun üzerine salondaki izleyiciler bölümünde bulunan bazı kişiler, alkış tuttu.
”BEN AKP İKTİDARININ GİTMESİ İÇİN HER ŞEYİ YAPARIM”
İkinci ”Ergenekon” davası kapsamında tutuklu yargılanan sanık Tuncay Özkan, ”Ben AKP iktidarının gitmesi için her şeyi yaparım. Ben muhalifim. Erdoğan iktidarının, Tuncay Özkan veya başkalarını susturmak için ağzına bant çekmesine, Türkiye’yi çöle çevirmesine izin vermeyin” dedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu sanıklardan gazeteci Tuncay Özkan, duruşmada söz alarak Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’e ”Aramızda bir husumet var mı Sayın Başkanım” diye sordu.
Şengün’ün ”mahkemenin kimseye husumeti olamaz” demesi üzerine Özkan, ”O zaman usulle ilgili bir şey söylemek istiyorum. Sanıklarla ilgili her gün yayınlar yapılıyor. Kızımla annemle konuşmalarım iddianamede yer alıyor. Bana ve avukatıma dahi verilmeyen savunmam ertesi gün basında yer alıyor” diye konuştu.
Bu konuyla ilgili mahkemenin neden bir şey yapmadığını soran Özkan’a, Şengün, mahkemenin bu konuda ilgili yerlere başvurduğunu söyledi.
Şengün’ün sanık ve müdafilerin bazı konuşmalarını alkışlayan izleyicileri uyarmasını da eleştiren Özkan, ”Bu televizyon kanallarının kişilik haklarımıza hakaret etmesine izin veriyorsanız, neden izin veriyorsunuz. Ama buradaki insanlara kızıyorsunuz. Bu insanlar bize değil, vatana, ahde vefaya, Mustafa Kemal’e aşklarını anlatmaya geldiler. Bu insanlara kızıyorsunuz. Ben politik nedenle tutukluyum. Ben terörist değilim, ben Mustafa Kemal’in askeriyim” şeklinde konuştu.
Özkan’ın bu sözlerinin de bazı izleyiciler tarafından alkışlanması üzerine Mahkeme Başkanı Şengün, jandarmaları çağırdı.
Bunun üzerine Özkan, ”Bunu yaparsanız gerçekten tarafgir olmuş olursunuz. Bunu yapmayın Başkan” dedi.
Bu sırada bazı izleyiciler salondan dışarı çıktı. Özkan’ın yüksek sesle konuşmaya devam etmesi üzerine Şengün, Özkan’ı birkaç defa ” sakin olun” diyerek uyardı.
Özkan, ne suç işlediğini halen bilmediğini belirterek, ”Ne suç işlemişim söylenmesini istiyorum. Ben AKP iktidarının gitmesi için her şeyi yaparım. Ben muhalifim. Erdoğan iktidarının, Tuncay Özkan veya başkalarını susturmak için ağzına bant çekmesine, Türkiye’yi çöle çevirmesine izin vermeyin” diye konuştu.
Tuncay Özkan’ın avukatlarından Selami Menevşe de söz alarak konuşma yapmak istedi.
Mahkeme Başkanı Şengün, Menevşe’yi ayağa kalkarak konuşması için uyardı. Avukatların konuşmalarının ayakta yapması yönünde bir kural olmadığını söyleyen Menevşe, Şengün’ün ayağa kalkması yönünde birkaç kez uyarması üzerine devam edemeyeceğini belirterek, konuşma yapmaktan vazgeçti.
ÜYE HAKİM HAŞILOĞLU DİNİ VAKIFLARLA İÇ İÇE
Tutuksuz sanık Hurşit Tolon’un avukatı Köksal Bayraktar da üye hakim Sedat Sami Haşıloğlu’nun dinsel amaçlar güden dört ayrı aile vakfıyla yakın bağlantı içinde bulunduğunu öne sürerek, ”Sayın yargıç sahip olduğu aile özellikleri ve üyesi bulunduğu dört ayrı vakıf nedeniyle objektif davranamaz. Çekilmesi gerekir. Eğer görevinden çekilmezse biz kendisini reddetmek mecburiyetinde kalırız” diye konuştu.
MAHKEME HEYETİ BASKI ALTINDA
Sanıklardan Durmuş Ali Özoğlu’nun avukatı Cavit Suveş de salonda bulunan kameralardan birinin mahkeme heyetine dönük olduğunu ve mahkeme heyetinin aldığı notları bile kaydedebilecek potansiyelde olduğunu savunarak, bunun dahi mahkeme heyetine baskı anlamına geldiğini ileri sürdü.
Bunun üzerine bunun doğru olmadığını söyleyen Mahkeme Başkanı Şengün, görevliden söz konusu kamerayı mahkeme heyetine çevirerek bunu göstermesini istedi.
Görevlinin kamerayı çevirmesiyle mahkeme heyetinin masası ve önlerindeki bilgisayarlar görüntülendi.
HAŞILOĞLU BU MAHKEMEDE GÖREV YAPAMAZ
Sanıklardan Osman Gürbüz’ün avukatı Erdem Olgun da soruşturma esnasında görev yapmış olması nedeniyle üye Hakim Haşıloğlu’nun kovuşturma esnasında görev yapamayacağını söyledi.
Atatürk resimli bir kravat taktığı dikkati çeken avukat Olgun, Haşıloğlu’nun görevden çekilmesi gerektiğini savundu.
Bu arada, eski bakanlardan Yaşar Okuyan’ın da izleyiciler bölümünde duruşmayı izlediği gözlendi.
İDDİANAME AÇIKLANMADAN AKSİYON’DA YAYINLANDI
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmada söz alan tutuklu sanıklardan Adil Serdar Saçan, iddianamenin 25 Mart 2009′da tamamlanmasına rağmen 109. sayfasının 12 Ocak 2009′da Aksiyon dergisinde yayımlandığını söyledi. Saçan, bu durumun tespit edilerek, savcılar hakkında işlem yapılmasını istedi.
Arama öncesinde talep etmesine rağmen savcının 25 polisin üzerini aramadığını, arama sonrasında da bu işlemin yapılmadığını ifade eden Saçan, ”Bu, bütün aramaları sakatlamaktadır. CD’ler bulundu. CD’lerin yazımı, oluşturulmasıyla ilgili bilirkişi istiyorum” diye konuştu.
Saçan, Tuncay Güney’in dokümanlarını yok etmekle suçlandığını belirterek, Güney’den elde edilen tüm dijital verilerin 29 Ocak 2009′a kadar İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki dosyasında yer aldığını kaydetti.
SORGUMU YAPAN HAKİM VE SAVCI BU SALONDA
Tutuklu Sanık Birol Başaran da savcılık sorgusunun duruşmada bulunan Savcı Mehmet Ali Pekgüzel tarafından yapıldığını, yine mahkeme sorgusunu da hakimlerden Sedat Sami Haşıloğlu’nun gerçekleştirdiğini ifade ederek, bunun Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırı olduğunu savundu.
TELEFON GÖRÜŞMELERİNİZDEN DOLAYI BASKI ALTINDA MISINIZ?
Tutuklu sanık Durmuş Ali Özoğlu da Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’e, ”Telefon konuşmalarınızdan dolayı baskı, şantaj yapılıyor mu?” diye sordu. Başkan Şengün de ”Yapılmıyor. Bundan sonrası ne olur bilmiyoruz. Ama şimdiye kadar yapılmadı” şeklinde esprili bir yanıt verdi.
Özoğlu’nun, ”Serdar Öztürk’ün üzerinden çıkan belgelerin devamı bende de var” demesi üzerine Başkan Şengün, böyle bir belge kendilerinde varsa gerekeni yapmalarını istedi.
Duruşmada söz alan tutuklu sanıkların avukatları, tahliye talebinde bulundu.
”YARGISIZ İNFAZDAN UZAK HUZURA GELMEK İSTİYORUZ.
Tutuklu sanıklardan emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’un avukatı Ali Rıza Dizdar, müvekkilinin 100 sayfadan oluşan savunmasının 3 sayfasını duruşma salonunda okudu.
Dizdar, müvekkilinin sağlık sorunlarından dolayı hiçbir şefaat istemediğini ifade ederek, şöyle konuştu:
”Ben hastalıktan gitmek istemiyorum. İddianamenin içinde delil yetersizliği, yargılama yetersizliği var. Düşünce özgürlüğü dışında dosyada hiçbir şey bulamayız. Keşke Levent Paşa buraya gelseydi. Ama zamanı değil. Onurlu bir kahraman olarak buraya gelecekti. Adil yargılama, adil savunma istiyorum. Yargısız infazdan uzak huzura gelmek istiyoruz. Müvekkilimin ciddi rahatsızlıkları var. ‘Adli Tıp’ı bekleyiniz’ kararını istemiyorum. Salıverin lütfen.”
DİZDAR’DAN DELİLLERE İTİRAZ
Tutuklu sanık emekli Tuğgeneral Levent Ersöz’ün avukatı Ali Rıza Dizdar da ”Bilirkişi olarak 5 polis CD’leri çözmüş, fakat yeminleri yok. Bu gizli tanıkların bilirkişilerin geçerliliği yok. Bu deliller usule uygun olmadığı için adil yargılanma olmaz. Dosyadan çıkarılmasını istiyoruz. Ben bu mahkemenin kuruluşunu reddediyorum” dedi.
Başkan Şengün’ün bunu açıklamasını isteyince, Dizdar, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne göre delillerin tam olarak teslim edilmesi gerektiğini ifade ederek, ”Bu dosyada deliller karmakarışık. Mahkeme bu iddianameyi kabul etmekle adil yargılama yapmıyor. Ben de bu yüzden sizi reddediyorum” diye konuştu.
Müvekkilinin duruşmaya gelmek istediğini, ancak celp gitmediği için getirilmediğini belirten Dizdar, müvekkili Ersöz’ün 100 sayfa savunma hazırladığını söyledi.
Mahkemenin bir süre önce tahliye olan Arif Doğan’ın durumunu sorduğunu, ancak müvekkilini sormadığını görüşünü aktaran Dizdar, ”Sayın savcılıktan yalan yanlış haberler gidiyor basına. Biz bazı gazeteleri mi takip edeceğiz?” dedi. Bu sözleri bazı izleyiciler alkışladı.
MAHKEME BAŞKANINDAN İZLEYİCİLERE UYARI
Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, izleyicilere son ihtarda bulunduğunu belirterek salonun tamamını boşalttıracağını söyledi.
Bu arada Başkan Şengün ile tutuklu sanıklar arasında bazı sözlü diyalogların yaşandığını gözlendi. Başkan Şengün, Tuncay Özkan’a yönelik ”Samanyolunu yargılamıyoruz burada” dedi.
Şengün, tutuklu sanıklara yönelik de ”Abuk subuk konuşmayın, kurallara uymak zorundasınız” derken, Gürbüz Çapan ile yaptığı diyalog sırasında da ”Burada sizi mahkeme korur” diye konuştu.
Duruşma, avukatların beyanlarının alınmasıyla devam ediyor.
Bu arada, tutuksuz sanıklardan Ferda Paksüt’ün, eşi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt ile birlikte duruşmadan çıktıktan araçlarına binerek cezaevinden ayrıldıkları gözlendi.
SİNAN AYGÜN VE LEVENT TEMİZ TUTUKLANSIN
İkinci ”Ergenekon” davasında, İstanbul Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, tutuksuz sanıklardan Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Sinan Aygün ile avukat Levent Temiz’in tutuklanmasını istedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmada, sanık ve avukatlarının beyanlarının ardından Cumhuriyet Savcısı Pekgüzel’e taleplere ilişkin görüşü soruldu.
Savcı Pekgüzel, bazı sanık ve avukatların, iddianamenin okunması yönündeki taleplerinin reddedilmesini istedi.
HER İKİ ERGENEKON DAVASI BİRLEŞTİRİLSİN
Her iki ”Ergenekon” davasında da aynı suçların olduğunu, sanıkların aynı suçlarla suçlandıklarını ve ”birlikte hareket ettiklerini” belirten Pekgüzel, birinci ve ikinci ”Ergenekon” davalarının birleştirilmesini talep etti.
Savcı Pekgüzel, mahkemenin yetkisizliği yönündeki talebe ilişkin de örgütle ilgili ana davanın İstanbul’daki mahkemede görüldüğünü, örgütün bir kısım sanıklarının görevde oldukları sürede yaptıkları eylemleri emekli olduktan sonra da devam ettirdiklerini kaydederek, eylemlerin temadi olduğu gerekçesiyle yetkisizlik talebinin reddedilmesini istedi.
ŞENER ERUYGUR VE HURŞİT TOLON’A YENİDEN SAĞLIK RAPORU İSTENDİ
Yine bazı avukatların mahkeme hakiminin reddiyle ilgili taleplerinin de geri çevrilmesini isteyen Savcı Pekgüzel, davanın tutuksuz sanıklarından emekli Orgeneraller Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un, tahliye edilmelerinin ardından geçen süre dikkate alınarak Adli Tıp Kurumu’na sevk edilmelerini ve sağlık durumlarıyla ilgili rapor alınmasını talep etti.
Savcı Pekgüzel, tutuksuz sanıklar ATO Başkanı Sinan Aygün ve avukat Levent Temiz hakkında da suç şüphesi, sevk maddeleri ve delil durumları dikkate alınarak tutuklama kararı çıkarılmasını istedi.
Mahkeme Başkanı, talepleri değerlendirmek üzere duruşmaya ara verdi.
YENİ İDDİANAME VE ÜYE HAKİM HAKKINDAKİ İDDİALAR NEDENİYLE 6 AĞUSTOS’A ERTELENDİ
Duruşmada, Mahkeme Heyeti Başkanı Köksal Şengün, verilen aranın ardından alınan kararları açıkladı.
Başkan Şengün, bir kısım sanıklar ve müdafilerinin, mahkemenin bir üyesini ve mahkeme heyetinin tamamını reddettiklerinin anlaşıldığını belirterek, bu hususlar açıklığa kavuşuncaya kadar, bu oturumda gerek sanıklar ve müdafileri gerekse iddia makamı tarafından ileri sürülen beyan ve talepler hakkında ret konuları sonuçlandıktan sonra karar verileceğini açıkladı.
Mahkeme, tutuklu sanıklar ile kimlik tespiti yapılamayan sanıkların mutlaka duruşmada hazır edilmeleri için yazı yazılmasını, iddianame tebliğ edilemeyen sanıklara da iddianamenin tebliğ edilmesini hükme bağladı.
Bir kısım sanıklar ve müdafilerinin tahliye taleplerinin, ret konusuna ilişkin ara karar yerine getirildikten sonra oturum arasında değerlendirilmesine karar veren mahkeme, ret konusuna ilişkin ara karar gereklerinin yerine getirilmesi süreci ile bugün mahkemelerine intikal eden ve 2009/94 iddianame değerlendirme numarası alan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 17 Temmuz 2009 tarihli düzenlemiş olduğu 2009/1498 soruşturma, 2009/565 nolu iddianamenin değerlendirme süreci dikkate alınarak, duruşmayı 6 Ağustos Perşembe günü saat 09.30′a bıraktı.
Bu arada, duruşma sırasında tutuklu sanıklar salona getirilirken izleyicilerin bulunduğu bölümden alkış tutulduğu görüldü.
CHP’LİLERDEN DESTEK
CHP Milletvekilleri Mehmet Ali Özpolat ve Şahin Mengü ile İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, ikinci ”Ergenekon” davasını izliyor. Özpolat, Mengü ve Aydın’ın giriş yaptıkları Silivri Ceza İnfaz Kurumları Yerleşkesi önünde toplanan gruplar, yargılanan sanıkları destekleyen sloganlar attı.
Grup, ”Korkma, susma, vazgeçme”, ”Hukuk ve adalet için, Tuncay Özkan için ve tüm yurtseverlerimiz için” yazılı büyük boy pankart taşıyarak, marşlar söyledi. Bazı kişilerin, üzerinde Atatürk’ün resminin yer aldığı tişört giydiği görüldü.
CEZAEVİ ÖNÜNDE EYLEM
İkinci ”Ergenekon” davasında yargılananlara destek olmaya gelen bir grup ile davayı destekleyen karşı grup, ayrı ayrı basın açıklaması yaptı. Jandarmanın, basın açıklamaları sırasında her iki grubun karşı karşıya gelmemesi için barikat kurarak güvenlik önlemi aldığı görüldü. İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi üyesi bir grubun eylemi sırasında kayıpların bulunması ve faili meçhul cinayetlerin aydınlatılması yönünde sloganlar atıldı.
Grup adına basın açıklamasını yapan İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, ilkinde olduğu gibi ikinci iddianamede de insanlığa karşı işlenen suça dair belge ve saptama bulunduğunu, faili meçhul kalmış birçok olayın, katliamların ve siyasi cinayetlerin bağlantılarının ortaya çıktığını savundu. Darbecilerin yargılanmasını istediklerini ifade eden Yoleri, şunları kaydetti:
”Savcılara, hakimlere, yetkililere sesleniyoruz. Üzerinizdeki baskı ya da siyasi tercihlerinizle değil, evrensel hukuk ilkelerine ve yasalara göre soruşturmayı ve davayı yürütün. Darbecileri de yargılayın, insanlığa karşı suç işleyenleri de… Toplumun her kesimine sesleniyoruz. Bu yargılamanın göstermelik değil, gerçek olması için 10 yıllardır darbelerle, faili meçhul cinayetlerle, gözaltında kayıplarla, katliamlarla geleceğimizi insanlığımızı çalanlardan hesap sormak için gücümüzü birleştirelim.”
İP’LİLER DEN DESTEK
”Ergenekon” davasına karşı çıkan ve yargılananlara destek olmak amacıyla gelen grup arasında yer alan İşçi Partili bir grup adına da Öncü Gençlik Genel Başkanı Tunç Akkoç açıklama yaptı. Akkoç, ”Ergenekon” adıyla yürütülen bu davanın Cumhuriyet tarihinin en pervasız tertibi olduğunu savunarak, ”Türkiye’nin Atatürkçü, devrimci, yurtsever aydınlarını ve öncülerini durdurmak, tutuklamak için bu tertip düzenlenmiştir. İkinci iddianamede, Cumhuriyet mitingleriyle hesaplaşmak adına düzenlenmiştir” dedi.
Basın açıklamalarının ardından ”Biz Kaç Kişiyiz Platformu” üyelerinin de yer aldığı grup, ”Atatürk’ün Geçliğe Hitabı” ile ”10. Yıl Marşı”nı okudu. Bu grup, duruşmanın başlayacağı saatte, salona girmek için toplu olarak kapıya gelince jandarma izdiham oluşturulduğu için bu gruptan hiç kimseyi duruşma salonuna almadı. İnsan Hakları Derneği üyeleri, davanın görüldüğü yerleşkeden ayrılırken, diğer grup bekleyişini sürdürüyor.
TweetArticle Category: Haberler
Tags: ''Biz Kaç Kişiyiz Platformu'', 6 AĞUSTOS, CEZAEVİ, Ergenekon, Ergenekon davası, HAŞILOĞLU, Hurşit Tolon, İP, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın, LEVENT TEMİZ, Mehmet Ali Özpolat, Şahin Mengü, ŞENER ERUYGUR, SİNAN AYGÜN, Tuncay Güney, Tuncay Özkan, YENİ İDDİANAME
Ergenekon davaları birleşmiyor
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 17, 2009, 16:05

Aralarında Emekli orgeneraller Mehmet Şener Eruygur ve Hurşit Tolon İle gazeteci Mustafa Balbay’ın da bulunduğu 56 sanık hakkında açılan Ergenekon davasının 20 Temmuz Pazar günü yapılacaktip duruşmasında, hazırlanan iddianamenin özetinin ve ağırlıklı olarak sanıklara yönelik suçlamaların bulunduğu Bölümler okunacak.
İddianamede tutuklu veya tutuksuz olarak Yer Alan 56 sanığa duruşma günü mahkemede hazır olmalarına yönelik tebligat gönderilirken, duruşmayagelmeyenlere yönelik Uygulama Daha sonra duruşmalarda ele alınacak. Sağlık Sorunları nedeniyle hastanede bulunan bazı sanıklar için zorunluluk ve gerekli görüldüğü taktirdehastaneye gidilerek Savunma alınacak.
Duruşmanın yapılacağı Silivri Ceza ve infaz Kurumları yanında”Ergenekon”davaları için yapılan duruşma salonunda, gazeteci, sanık yakını ve duruşmayı izleyenler için 250 kişilik bir bölüm ayrıldığı için Bu sebeple tip duruşmadaki gibi herhangi bir kısıtlama yoluna gidilmeyecek.
GAZETECİLERE BİLGİSAYAR KOLAYLIĞI
Daha önce tip iddianamenin duruşmasının yapıldığı salonda ve CEZAEVİ binasına dizüstü bilgisayarını alamayan Gazeteciler, duruşma Salonu yakınında yapılan Basın odasına,”Görüntü ve SES kayıt özellikleri olmaması şartıyla dizüstü bilgisayarlarını alabilecekler”ve haberlerini Bu bilgisayarlarla yazabilecekler.
İkinci iddianame için 20 Mart Pazartesi günü yapılacak duruşmaya, Eden üçüncü iddianamenin bitirilerek mahkemeye sunulması halinde 15 gün ara verilmesi öngörülüyor”Ergenekon”soruşturmasını yürüten Cumhuriyet savcılarınca yazımı devam.
Birleştirme Olmadan yapılacak ikinci iddianamenin duruşmaları İle 3 Ağustos Pazartesi günü devam edilecek duruşma tarihlerinin aynı güne denk gelmesi durumunda Mahkeme Heyeti, bu duruşmaları”bir ay biri, öbür ay diğeri olacak şekilde”yapılmasına karar verebilecek, duruşmalarda da, öncelik”dosyası ağır olan”davaya ayrılacak.
Danıştay SANIKLARI DA İfade verecek
Bu Arada, Daha önceAnkara 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen ve Daha sonra Birinci”Ergenekon”davası İle birleştirilmesi yönünde karar verilen”Danıştay saldırısı davası”sanıklarının, ikinci iddianame duruşmasında sanık olarak Yeniden ifadelerine başvurulacak ve Mahkeme Bu yönde Normal prosedürü uygulayacak.
”Ergenekon”davalarına bakacak olan İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesine bir çok davayla ilgili”birleştirme”ye yönelik taleplerin olduğu ve bunların arasında Ankara’da”Atabeyler çetesi”davası İle”İzmir’de iş adamı İbrahim Çiftçi’nin öldürülmesi”davalarının da bulunduğu öğrenildi.
Davaların birleştirilmesi Sana da birleştirilmemesi yönünde değerlendirmenin 3 Ağustos Cuma günü başlayacak Birinci iddianame duruşmasında yapılacağı bildirildi.
Article Category: Haberler
Tags: Emekli orgeneraller, Ergenekon, Ergenekon davası, Haberler, Hurşit Tolon, İddianame, Mehmet Şener Eruygur, Silivri Ceza ve infaz Kurumları





SON OSMANLI FİLMİNİİZLEMEK İÇİN TIKLA
