Her yıl düzenlenen Onur Yürüyüşü için binlerce lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, travesti katıldı
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Haz 28, 2011, 11:28
İstiklal Caddesi’nde Onur Yürüyüşü için binlerce lezbiyen, gey, biseksüel, transseksüel, travesti ve destek verenleri, ‘eşcinsellik 22. yüzyılın meselesi’ diyen milletvekillerine, ‘eşcinsellik hastalık’ diyen bakanlara inat yürüdü. Hazırlıktan sonuna kadar 25 yaşındaki trans aktivist Eylül Yıldız’la birlikteydik. Yıldız, “Yılda tek bir gün fark edilmek için giyindim. Buradayım demek için. Özgürlük için” diyor.

Eylül, Onur Yürüyüşü için aldığı kostümü çantasından çıkarıyor: Fıstık yeşili, fırfırlı, transparan bir büstiyer ve minnacık yeşil bir şort. Altına da siyah, bilekten bağlı ince topuklu ayakkabılarını giyecek. “Topuklularımın üzerine otrişler saracağım, dizlerime kadar. Gidip otriş bulmamız lazım” diyor telaşla. O zaman istikamet, Atlas Pasajı.
Pasajdaki kostümcüde rengarenk otrişleri avuçluyor manikürlü elleriyle. Sonra siyah, tüylü bir maske beğeniyor. “30 lira mı? Yok artık?!” En sonunda büstiyeriyle aynı renkte bir perukta karar kılıyor. Bacaklara sarmak için de fuşya, siyah ve yeşil otrişler… “Çok renkli olsun, dikkat çeksin!” diyor. Otrişlerin tanesinin 15 liradan satıldığını duyunca gözlerini satıcıya dikiyor, kızıyor gibi yapıyor: “10 liralık şeyi 15 liradan satıyorsun… Sonra da travesti terörü der durursunuz!” Satıcı gülüyor, “Hadi sana 10 lira olsun” diyor.
Sırada file çorap var. Yan dükkanda bulduğu bir çorabı evirip çeviriyor, “Ama bacak boyum çok uzun, olur mu bunlar bana?” diye soruyor kasadaki kadına. Kadın şaşkın, Eylül’ün incecik, upuzun bacaklarına bakıyor, “Valla bilemedim,” diyor. Sonunda file çorabı da alıyor ve modifiye kostüm atölyesine yetişmek için LAMBDA İstanbul’un (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Travesti, Transseksüel Dayanışma Derneği) yolunu tutuyor.
25 yaşındaki Eylül, kendi deyimiyle 1.5 yıldır ‘trans kimliğiyle’ dolaşıyor. “Açılma cesaretini bulamadan önce, çok feminen bir geydim” diyor. “Ama o şekilde mutlu değildim. Ya olmadığım biri gibi devam edecektim hayata, ya da olduğum gibi, bir kadın olarak devam edecektim.” En sonunda, yakın bir arkadaşının desteği ile açılmaya karar veriyor. “Bu bir cesaret işi” diyor. “Trans kimliğinle dolaşmaya başladıktan sonra her an bir başkaldırı yapman gerekiyor. Pankart gibi dolaştığını düşün!”
Eylül, Eskişehir’deki LGBTT oluşumu MorEl’in en aktif üyelerinden. Geçtiğimiz hafta sonu Onur Haftası için İstanbul’a geliyor, pazar günü Trans Onur Yürüyüşü’ne katılıyor. Ama haftanın büyük finali bugün. İşte bugün ‘pankart gibi’ dolaşmak istiyor Eylül. Trans olduğunu fark edince kirayı iki kat artıran ev sahiplerinin, yüzüne kapıları çarpan işverenlerin, onu ve arkasındaki desteği görmesini istiyor. “Eşcinsellik 22. yüzyılın meselesi” diyen milletvekillerine, “eşcinsellik hastalık” diyen sağlık bakanlarına inat, yürüyor. Varlığının kanunen tanınmasını, LGBTT bireylerin de anayasada ayrımcılığa karşı korunmasını istiyor. “Bütün yıl bu günü bekliyorum” diyor LAMBDA’nın merdivenlerini seke seke çıkarken. İlk kez bir yürüyüşte kostüm giyeceği için çok heyecanlı, her şey mükemmel olsun istiyor.
LAMBDA’nın en üst katında tam bir cümbüş var. Herkes kostüm hazırlığında. Yerlere rengarenk kumaşlar saçılmış. Balkonda bir grup ellerinde davullar, ziller, düdükler, çanlarla samba çalıyor. İtalyanı da burada, İranlısı da. Yüzlere simler sürülüyor. Popolara otrişler bağlanıyor. Boyunlardan papyonlar, kumaşlar sarkıtılıyor. Ça ça! Çığlıklar, zılgıtlar, danslar. Herkes ter içinde sıcaktan, ama kimin umrunda? ‘Makas kimde?’ ‘İp var mı?’ ‘Nasıl oldum?’ ‘Ay çok sıcak, fanı buraya doğrultun!’
Eylül’ün kostümü üzerinde Eskişehir’den dört kişilik bir ekip çalışıyor harıl harıl. Bir bacağa siyah otriş sarılıyor. ‘Diğer bacağa yeşil mi sarsak?’ diyor Eylül. Oylamayla tek bacakta otrişte karar kılınıyor.
‘Siyah bir göz kalemi bulalım şimdi!’ ‘Tamam mı annem?’ ‘Çengelliiğne istiyorum!’ ‘Saç spreyi olan var mı?’ ‘Sigaran var mı asıl?’ ‘Zımbayı ver!’ ‘Nasıl oldum?’ ‘Göz makyajını daha fazla abartmaya gerek yok di mi?’ ‘Annem senin ben kanatlarına bayıldım.’ ‘Ben herkesi kanatlarımla kandırıyorum zaten.’ ‘Tamam tatlım.’ ‘Tel tokası olan?.

Eylül, seks işçiliği üzerine bir sempozyumda tanıştığı Fransız arkadaşına da kedi makyajı yapıyor. ‘Open your eyes!’ diyor otoriter bir tavırla. Yavaştan davullar başlıyor yine. Tokayı ver. Hırkayı al. Peruk düşecek mi kafamdan? Filkete lazım! ‘Ye beni bebeğim, bitir beni!’ Balkondaki şarkı bitiyor. Bir alkış kopuyor.
Sarı saçlarımla, göğüslerimle, ameliyatsız okumak istiyorum
Kostüm hazır, keyifler yerinde. Yürüyüşe daha bir saat var. Sigaralar ve biralarla balkona geçiliyor. Konu, döne dolaşa polis şiddetine geliyor. 15 yıldır Ankara’da seks işçiliği yapan Selay, yaşadıklarını anlatıyor. “Ankara’da balyoz timi kurulmuştu 8-10 yıl önce. Polisler gördükleri kızları dövüyorlar, saatlerce nezarethanede bekletiyor, birbirleri ile ilişkiye girmeye zorluyorlardı” diyor. “Hâlâ böyle şeyler oluyor aslında ama değişen bir şey var: Eskiden haklarını bilmiyordun. Dayağı yer, evine çekildirdin. ‘Yarın yine caddeye çıkmam lazım, nasıl polisle muhatab olacağım?’ derdin. Artık, örgütlüyüz. Birimizin başına bir iş gelsin, polis birimize bir tokat vursun, o karakolu basıyoruz yüz kız birden. Toplu şikayette bulunuyoruz, bu sayede karakol bizimle eskisi gibi uğraşamıyor.” Selay, sınıf öğretmenliği okurken okulu terk etmek zorunda kaldığını anlatıyor. “Eğer kendi bedenimde rahat bir şekilde o okulda okuyabilseydim öğretmen olurdum. 15 yıldır seks işçiliği yapıyorum bana imkan sağlanmadığı için” diyor.

Eylül, “Tatlım, olamazdın,” diye araya giriyor. “Devlet istiyor diye ameliyat olacak mıydın?”
“Asla!” diyor Selay. “Eteğimle, sarı saçlarımla, göğüslerimle, ameliyatsız okumak istiyorum. Ama Türkiye’de böyle bir şey yok. Burada devlet işlerinde çalışabilmek için ameliyat olman gerekiyor. Bende mavi kimlik var. Pembe kimliği de ancak ameliyatla alabiliyorsun”
Eylül, ikna olmuyor. “Pembe kimlik olsa bile çok zor” diyor. “Bir kere toplum baskısı var, o okulda transseksüelliğin öğrenildiği zaman bu sefer veli ne diyecek? ‘Ne kadar ameliyat da olsan ben çocuğumu senin okutmanı istemiyorum’ diyecek.”
Selay, sinirleniyor. “Yemeğimizden bile yemiyorlar!” diyor. “Komşuma yemek götürüyorum çöpe döküyor. Travesti, transseksüel, eşcinsel deyince ne geliyor aklına? Hastalık, pislik, elinde jiletli, korkunç bir insansın.” Herkesin morali bozuluyor, balkonda bir sessizlik oluyor.
“Ama bugün olduğum gibiyim” diyor Selay. “Belki ben her gün böyle değişik kıyafetler giymek istiyorum, kime ne? Dayatılmış kıyafetleri reddediyorum!”
Eylül, “Öğretilmiş kadınlıktan nefret ediyorum!” diyor. “Ben de kadınım, hem de ameliyatsız.”
Bir anda aklına bir şey geliyor Eylül’ün, çantasını açıp ağzına iki ilaç atıyor. “Doğum kontrol ve hormon hapı kullanıyorum. Hiçbir ameliyat olmadım, olmak da istemiyorum,” diyor.
İçeriden sesler yükseliyor. Haydi millet, yürüyüşe! Balkon bir anda boşalıyor, herkes kostümleriyle merdivenlerden aşağı, sokağa koşturuyor.
LAMBDA’dan meydana doğru yürüyüşe geçiyor grup. Sloganlar atılıyor: “İb.eler özgür olsa, ib.eler özgür olsa! Dün-ya yerinden oynar! Dün-ya yerinden oynar!” “Susma, haykır, eşcinseller vardır!” Eylül’ün keyfi yerinde. Kocasını kaldırımdan kenara çeken bir kadına laf atıyor: “Ay korkma kocanı almayız! Kocan sana kalsın!” Ağzı açık bacaklarına bakan bir başkasına: “İlk defa mı ib.e gördün?” diye soruyor. Kimilerine elini sallıyor, “Çok bakanlara öpücük yolluyorum” diyor. “Halka karıştık annem. Herkes anlamaya çalışıyor, diyor ki ‘Bu ne? Bunlar ne şimdi?’ Ah hayır, peruğum uçacak!”
Saat 5 civarında meydanda kocaman gökkuşaklı bayrak açılıyor, ama aradan beş dakika geçmeden herkesin gözü yaşarmaya başlıyor. “Lanet olsun, biber gazı mı sıktılar?” diye bağırıyor Eylül elleriyle ağzını kapatarak. Gaz bombasının Blok’un protestosuna atıldığı anlaşılınca sloganlar değişiyor: “Yaşasın özgürlük mücadelemiz!” “Yaşasın halkların kardeşliği!”
Gazın etkisi geçince Tünel’e doğru yürüyüşe geçiliyor. Grup, sambacıların davul sesleri, oynak ritimler eşliğinde ilerliyor. Eylül kostümüyle adeta bir diva gibi, çevresini her adımda fotoğrafçılar kuşatıyor. Bir de onunla fotoğraf çektirmek isteyen kalabalık erkek grupları. Eylül, bu bakışlara çok alışık, tüm ‘hayranlarıyla’ fotoğraf çektiriyor. Sonra gülerek, “Bence gayet homofobik ve transfobikler” diyor. “‘Bak bu ib.eyle fotoğraf çektirdim’ diyecek, dalga geçecek, biliyorum. Arkamdan bağırır bunlar aslında sokakta görse. Ama toplumun ne dediği beni ilgilendirse böyle gezmezdim zaten… Makyajım gözümü yakıyor!”
Grup, şarkılarla, danslarla, sloganlarla yürümeye devam ediyor: “Dans et! Dans et! Homofobiye karşı dans et!” Eylül, kalabalığa bakıp tahminlerde bulunuyor: 8 bin… Hatta 10 bin! “Başımız gözükmüyor, sonumuz hiç gözükmüyor. Meydanı tamamen kapladık!” diyor. Sonra, tramvayın rayında koşmaya başlıyor topuklularıyla hoplaya zıplaya. “Bütün yıl bu günü bekliyorum. Şu an ne kadar mutlu olduğumu anlatamam” diyor. “İnsanın uzun zaman ailesini görmeyip de yılda bir kere görmesi vardır ya… Öyle bir mutluluk düşün. Buradaki herkes benim ailem gibi bugün.”
Peki ya ailesi resimlerini görürse? Tanırlar mı onu? “Annem tanır ama bir şey demez” diyor. “Ailemle aram ben açıldıktan sonra daha iyi oldu. Karşılarında tanımadıkları bir insan vardı, en azından artık tandıkları biri var. Annem, “keşke daha önce açılsaydın” dedi. Şanslı translardan biriyim.”
Yalnız yürümek ne kadar zor
Trans bir müşterinin soyunma kabininde kıyafet denemesine izin vermeyen Mango’nun önünde durup yuhalıyor grup önce. Sonra da sırada trans olduğu için bir öğrenciyi 5 aydır ‘kurs dolu’ diye oyalayan English Time var. Yuhalamalar, sloganlar fazla uzun sürmüyor. İki iş yerinin önünde de samba grubu zillere, davullara asılıyor ve grup dans ederek ilerliyor. English Time’ın pencerelerinden gülümseyerek, şaşkın şaşkın sokağa bakıyor insanlar. Mezopotamya Kültür Merkezi’nin önünde alkış tutuluyor. Tünele varınca herkes bir yere tünüyor, müzik eşliğinde dinleniliyor, tanıdıklarla sohbet ediliyor. 2008 yılında gay olduğu için öldürülen üniversite öğrencisi Ahmet Yıldız’ın sevgilisi İbrahim Can da burada. “Ben bugün sevgilimin geri gelmeyeceğini biliyorum. Çok hüzünlüyüm, ama Ahmet’in pankartını açtık ve bu kadar insanın burada olması beni mutlu ediyor. Artık Türkiye’deki eşcinsellerin korkularını yıktıklarını düşünüyorum, bugün buna vesile oldu” diyor İbrahim Can. Saat 9 gibi LAMBDA’ya geri dönüşe geçiyor Eylül birkaç arkadaşıyla. İstiklal, eski sahiplerine kalmış. Eylül’e bir başka bakıyor şimdi caddeden geçenler. Bir anne, kızına “Bak Büşra, palyaço” diyor. Bir diğeri “Yuh!” çekiyor, “Emre lan gel gel!” diye arkadaşını çağırıyor. Sırıtarak Eylül’e bakıyorlar.
Eylül, “8000 kişi yürürken o cesareti gösterseydin, şimdi iki kişi yürürken değil!” diye bağırıyor, ama artık sesi kısılmış. “Yalnız yürümek ne kadar zor farkındasın değil mi?” diye soruyor. “Tacizler ne kadar arttı birden, hissediyor musun? Ama susup da sineye çekersen daha kötü oluyor”
En sonunda LAMBDA’ya varılıyor. Eylül bir süre kayboluyor, üstünü değişip, düz sandaletlerini giyip geri geliyor. Gözlerindeki kedi makyajını, rengarenk simleri çıkarmaya üşenmiş yalnızca.
Balkonda, yürüyüşe kaç kişinin katıldığına dair hararetli bir tartışma dönüyor. “Bence geçen yıldan azdı” diyor biri, “Bu sene adam gibi örgütlenemedik.” “Bence gayet çok insan vardı” diyor bir başkası, “Grubun ucu gözükmüyordu ya!” Eylülse suskun. “Biraz önce yaşadığımız şey yalnızca iki üç saatlik bir mutluluktu” diyor sigarasından bir nefes alarak. “Ama bence rüya gibiydi.”
Article Category: Yaşam
Tags: Gay, Lezbiyen, Transseksüel, travesti
Kıvanç Tatlıtuğ’un fotoğraflarının yıllar önce Fransız gay dergisinde yer aldığı ortaya çıktı.
Written by Mehmet Erdoğan Posted on May 29, 2011, 09:20
Ünlü oyuncu Gümüş ve Aşk-ı Memnu dizileriyle Ortadoğu’da hatrı sayılır bir hayran kitlesine sahip olan Kıvanç Tatlıtuğ’un yıllar önce Fransa’yı fethettiği ortaya çıktı!

GAY DERGİLERE KAPAK OLDU
Best Model yarışmasıyla mankenlik dünyasına adım atan Tatlıtuğ, ünlü organizatör Erkan Özerman vasıtasıyla kariyerine yurtdışında devam etmişti. O yıllarda Fransa’da modellik yapan ve katalog çekimlerine katılan ünlü oyuncu, bu ülkede Kivan adıyla tanınıyordu. Tatlıtuğ’un Fransız modellik ajansları için çektirdiği fotoğrafların bir kısmının gay dergilerinde yayınladığı da ortaya çıktı.
ERKEKLER DE ONA HAYRAN
Sarışın, mavi gözlü bir model olarak Fransa’da büyük ilgi gören Tatlıtuğ’un fotoğrafları kendisinin bilgisi dışında gay dergilerinde yer aldı. Hatta ünlü yıldızın bir fotoğrafı gay sohbet hatlarının tanıtımında kullanıldı. Bu ülkede kadınlar kadar erkeklerin de beğenisini kazanan Tatlıtuğ, bir anda gay dergilerinin aranılan yüzü oldu. Daha sonra mankenlik kariyerine Türkiye’de sürdürme kararı alan yakışıklı yıldızın, Fransa’da verdiği pozlar uzun süre dergileri süslemeye devam etti.
ORTADOĞU’NUN BRAD PİTT’İ
Rol aldığı Gümüş dizisiyle ‘Ortadoğu’nun Brad Pitt’i’ olarak ün salan Tatlıtuğ, daha sonra Menekşe ile Halil ve Aşk-ı Memnu’daki rolleriyle de Ortadoğu halkını kendine hayran bırakmıştı. Ünlü oyuncu, uluslararası alandaki şöhretini katıldığı TV programları ve rol aldığı reklam filmleriyle pekiştirmişti. (Akşam)
Tweet
Article Category: Özel haber
Tags: fransız gey dergisi, Gay, gey, Kıvanç Tatlıtuğ
Uluslararası Af Örgütü’nden Türkiye’ye şiddet uyarısı
Written by Mehmet Erdoğan Posted on May 14, 2011, 15:39
Uluslararası Af Örgütü’nün dünyada insan haklarının durumuna ilişkin yayımladığı yıllık raporunda, Türkiye’de “tabu haline gelmiş konularla ilgili daha açık tartışmalar yürütüldüğü” ancak “Silahlı Kuvvetleri, Ermeni ve Kürtlerin durumlarını ve devam eden adli kovuşturmaları eleştirenler hakkında Ceza Kanunu’nun farklı maddelerinden davalar açıldığı” belirtildi.
Merkezi İngiltere’nin başkenti Londra’da bulunan ve kendisini “insan haklarının korunması konusunda kampanya yürüten uluslararası bir hareket” olarak tanımlayan Uluslararası Af Örgütü, 2011 raporunda Türkiye ile ilgili değerlendirmelerde bulundu.
Raporda, “Terörle Mücadele Kanunu’nda ve anayasada yapılan değişiklikler ve düzenlemeler insan haklarının geliştirilmesi açısından olumlu adımlar olsa da gerekli köklü değişimin yaratılmasında yetersiz kalındığı” kaydedildi.
Türkiye’de ifade özgürlüğü hakkını ihlal eden cezai kovuşturmaların devam ettiğinin bildirildiği raporda, “Önerilen bağımsız insan hakları mekanizmaları kurulmadı. İşkence ve diğer kötü muamele raporları devam etti ve kolluk kuvvetlerine yönelik soruşturma ve kovuşturmalar etkisiz kaldı. Terörle mücadele yasaları kapsamında bir dizi adil olmayan yargılama yapıldı. Bombalı saldırılar sivillerin ölümüne neden oldu. Vicdani retçi, lezbiyen, gay, biseksüel, travesti, transseksüel, mülteci ve sığınmacıların hakları yasalarla güvence altına alınmamaya devam etti. Kadına yönelik şiddetin önlenmesinde ancak asgari düzeyde bir ilerleme görüldü” ifadelerine yer verildi.
Mayıs ayında, BM İnsan Hakları Konseyi’nin Türkiye’nin insan hakları sicilini değerlendirdiğinin hatırlatıldığı raporda, hükümetin tavsiyelerin çoğunu yerine getireceğini belirttiği ancak özellikle azınlık haklarının daha fazla tanınması, Ceza Kanunu’nun ifade özgürlüğünü kısıtlayan maddelerinin değiştirilmesi ya da kaldırılması önerilerini reddettiği kaydedildi.
Af Örgütünün raporunun Türkiye ile ilgili kısmındaki ifade özgürlüğü başlığı altında ise, “Tabu haline gelmiş konularla ilgili daha açık tartışmalar yürütüldü. Yine de Silahlı Kuvvetleri, Ermeni ve Kürtlerin durumlarını ve devam eden adli kovuşturmaları eleştirenler hakkında Ceza Kanunu’nun farklı maddelerinden dava açıldı. Ayrıca, ağır hapis cezası içeren ve uzun tutukluluk dönemleriyle sonuçlanan terörle mücadele yasaları, meşru ifade özgürlüğünü kısıtlamak için kullanıldı. Haklarında en sık dava açılanlar arasında Kürt siyasetçiler, gazeteciler ve insan hakları savunucuları bulunuyordu. Keyfi sınırlamalara devam edildi, internet sitelerine erişim engellendi ve gazetelerin yayınına geçici olarak son verildi. Düşüncelerini açıklayanlara yönelik şiddet tehdidi devam etti” değerlendirmesinde bulunuldu.
İŞKENCE VE DİĞER KÖTÜ MUAMELELER BÖLÜMÜ
İşkence ve diğer kötü muameleler bölümünde ise Türkiye’de özellikle gösteriler sırasında ve gözaltı haricinde olmakla birlikte, gözaltında ve cezaevine nakil esnasında da işkence ve diğer kötü muamele yapıldığı iddialarının devam ettiği bildirildi. Kasım ayında BM yetkililerinin, “birçok, süre giden ve kapsamlı işkence iddialarıyla mücadele etmeleri için” Türk yetkililere bir dizi tavsiyede bulunduklarına dikkat çekildi.
“Devlet görevlileri tarafından yapılan insan hakları ihlali soruşturmaları yetersiz kaldı” denilen raporda, soruşturma açıldığında da davaların etkili olmadığı ve sürekli uzatıldığı kaydedildi. Raporda şöyle denildi: “Delillerin görevliler tarafından yok edilmesi ve hak ihlali iddiasında bulunanların karşı suçlamaya uğraması cezasızlığın sürmesine neden oldu.
Hükümetin önerdiği bağımsız insan hakları mekanizmaları kurulmadı. Örneğin, İnsan Hakları Kurumu’nun (insan haklarının korunması ve ihlallerin önlenmesinden sorumlu olacak kurum) kurulması hakkındaki yasa taslağıyla ilgili olarak sivil toplumun görüşü etkili bir şekilde alınmadı. Dolayısıyla, kurumun bağımsızlığı konusunda gerekli güvenceler sağlanmadı.”
CEZAEVİ KOŞULLARI
Raporun “cezaevi koşulları” bölümünde, tutukluların cezaevinde, özellikle mahkemeye nakilleri sırasında, kötü muamele gördükleri iddialarının devam ettiği, tutukluların tıbbi tedaviye erişimlerinin hala önlendiği ve diğer tutuklularla haberleşmelerine keyfi kısıtlamalar getirildiği belirtildi.
Terörle mücadele yasasına bağlı adil olmayan yargılamaların devam ettiğinin savunulduğu af örgütünün raporunda, “Bu davalarda, adli makamlar, alternatif geliştirmek yerine, aşırı uzun tutuklulukta ısrar etti; avukatların elinde ise, bu tür tutuklulukların yasallığını sorgulamaya yarayacak etkili bir mekanizma bulunmuyordu” ifadelerine yer verildi.
İstanbul Taksim Meydanı’nın 1 Mayıs kutlamalarına açılması için sendikaların uzun zamandır devam eden taleplerinin bu yıl ilk kez kabul edildiğine dikkat çekilen raporda, gösterilerin geçmiş yılların aksine barış içinde geçtiği kaydedildi.
“Yasal düzenlemelerin ardından gösterilere katıldığı için yargılanan çocukların büyük bir çoğunluğunun serbest bırakıldığının” belirtildiği raporda, “Fakat, bazı illerde çocuk mahkemelerinin olmayışı gibi çocuk adalet sistemindeki eksiklikler ele alınmadı ve uzun süre tutuklu kalan çocukların rehabilitasyonu ve kötü muamele iddialarının araştırılması için gerekli adımlar atılmadı” denildi.
Askerlik hizmetine karşı vicdani reddin iç hukukta tanınmamaya devam ettiğinin kaydedildiği raporda, mülteci ve sığınmacılar konusunda ise, geçici sığınma prosedürlerine erişimin keyfi bir biçimde engellendiği ileri sürüldü.
Af örgütünün raporunda “kadın ve kız çocuklarına yönelik şiddet” bölümünde ise şu ifadelere yer verildi: “Hükümetin aile içi şiddetle mücadele için hazırladığı 2007-2010 Ulusal Eylem Planı, koordinasyon eksikliği, yetersiz kaynak tahsisi ve ölçülebilir hedeflerin noksanlığına bağlı olarak önemli bir ilerleme kaydetmedi. Aile içi şiddete uğrayan kadınlara yönelik sığınma evleri sayısının yasalarda belirtilenin çok altında olması, kritik bir durum arz etmektedir. Resmi kayıtlara göre, geçen yıl açılan sekiz sığınma evi ile birlikte sığınma evlerinin sayısı 57 olmuştur.”
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: biseksüel, Gay, Lezbiyen, mülteci, Terörle Mücadele Kanunu, Transseksüel, travesti, Uluslararası Af Örgütü, Vicdani retçi
Eşcinsel Kürtler bayrak açtı
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Nis 3, 2011, 13:09
Kürtlerin kendilerine ayrımcılık yaptığını söyleyen güneydoğulu eşcinseller ilk kez Nevruz kutlamalarına katıldı.

Diyarbakır’daki Nevruz kutlamalarında taşıdıkları gökkuşağı flamalarıyla dikkat çeken eşcinseller, Hevjin (Birlikte Yaşam) Dergisi etrafında örgütlenerek, yaşadıkları sıkıntıları anlattılar. Kendi coğrafyalarında kabul görmediklerinin altını çizen eşcinsellere, İstanbul, Ankara, Eskişehir, İzmir ve Adana’dan gelen arkadaşları da destek verdi.
Diyarbakırlı 25 yaşındaki transseksüel Öykü Sezer, Kürtlerin eşcinsellere ayrımcılık yaptığını söyleyerek şunları anlatıyor: “Kürt’sünüz ama Kürt olamıyorsunuz. ‘Bizden çıkmaz’ anlayışı var. Burada yaşamak için kendi kimliğinizi savunamıyorsunuz. Kimliğinizi dile getirdiğiniz zaman ise sözlü ve fiziksel şiddetle karşı karşıya kalıyorsunuz. Ben hem kimlik hem de cinsiyet olarak kadınım. Geçenlerde minibüs durağında 3-4 kişi yanıma gelerek nereli olduğumu sordu. ‘Mersinliyim’ dedim, ‘Buralı olsaydın ağzını, burnunu dağıtırdık’ diyerek çekip gittiler. Benim için zor bir durum. Kendi kimliğimi savunamıyorum. Genelde, burada transseksüel olduğumu anlamıyorlar. Anlaşılırsa herhalde yaşayamazdım. Kimliğimi gizlemek zorunda kalıyorum.”
GÖÇ ETMEK İSTEMİYORUM
Kimliğini ailesinde de gizlemek zorunda kalan Öykü Sezer, “Ailemle görüşmüyorum. Dışarı pek çıkmadığım için de karşılaşmıyoruz. Zaten karşılaşsak bile beni tanırlar mı bilemiyorum. Burada aileye açılmak zor. Birçok arkadaşım batıya göç etti. Ancak, burası benim memleketim, göç etmek istemiyorum. İstanbul’da bir yıl yaşadım. Batıda Kürt olarak, burada ise hem Kürt hem de transseksüel olmam nedeniyle iki kez ayrımcılığa uğruyorum. Nevruz bizim bayramımız. Katılmamamız tuhaf olur. Biz, Kürtlerin bir parçasıyız. Kürt kimliğimizle kabul görelim” diyor. Pek çok yere iş başvurusu yaptığını ama hiçbir yerden olumlu sonuç alamadığını söyleyen Sezer zorunlu olarak seks işçiliği yaptığını ve bu durumun içini acıttığını anlatıyor. Üniversitede öğrencisi S.Ç. ise, etrafında örgütlendikleri Hevjin Dergisi’nin amacının kendilerini bu coğrafyada ispat etmek olduğunu anlatıyor: “Biz buradayız. Nevruz’da kendi bayrağımızı da açtık. Ama kutlamalara katılanların birçoğu o bayrağın ne olduğunu bile bilmiyordu. Bizi Avrupa’dan geldik sandılar.” İ.S.’nin ise iki üniversite diploması var ama evde ve sokakta hep rol yapmaktan bıkmış: “Tiyatro oyuncusu gibiyiz. Toplumun istediği rolü oynuyoruz. Gerçek kimliğimizi kendi aramızda yaşıyoruz. Nevruz bizim de bayramımız. Bu ülkede Kürt sorununun var olduğuna ve demokratik yoldan çözülmesi gerektiğine inanıyoruz” diyor.
İKİ DİLDE ÇIKIYOR
Diyarbakır’da üç yıldır çalışma yürüten LGBT (Lezbiyen, Gay, Biseksüel, Transseksüel) oluşumunun ilk dergisi olan Türkçe-Kürtçe Hevjin Dergisi, Güneydoğu’da yaşayan LGBT bireylerine ulaşabilmek ve farkındalık kazandırmak için çalışıyor. Homofobi ve ayrımcılık meselesini de tartışmaya açmak istiyor. Hevjin’i çıkaran eşcinseller, saldırıya uğrar endişesiyle dergilerinin dağıtımının yapılamamasından yakınıyorlar. Dergi çalışmalarını ise Sivil Toplumu Geliştirme Merkezi veya kendi evlerinde bir araya gelerek yürütüyorlar
TweetArticle Category: Yaşam
Tags: eşcinsel, eşcinsel kürtler, Gay, Lezbiyen, nevruz, transeksuel, travesti
İsrail’in kanlı operasyonuna en ciddi tepkiyi Gay’ler verdi
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Haz 9, 2010, 06:45

İsrail, Gazze’ye insani yardım götüren gemilere saldırısından dolayı, İspanya’nın başkenti Madrid’de düzenlenecek “Gay Pride” etkinliklerinden atıldı.
Madrid’de 30 Haziran-4 Temmuz arasında yapılacak “Eşcinsel Olmanın Gururu” (Gay Pride) etkinliklerine katılacağı açıklanan İsrail, insani yardım filosuna yapılan saldırıdan dolayı program dışı bırakıldı.
İspanya Gay, Lezbiyen, Transseksüel ve Biseksüel Federasyonu (LGTB) Başkanı Antonio Poveda, 3 Temmuzda Madrid sokaklarındaki korteje katılacak 35 TIR arasından İsrail’e ait olanının çıkarıldığını duyurdu.
“Gay Pride”a Tel Aviv Belediyesi adına katılması öngörülen İsrail’e, Madrid’deki Büyükelçiliği de destek vermişti. İsrail askerlerinin insani yardım gemilerine yaptığı saldırının “Tel Aviv Belediyesi tarafından kınanmamasından” dolayı kortejden çıkarıldığı belirtilirken, LGTB yekilileri “saldırıyı kınayan, insan haklarını savunan herhangi bir İsrailli grubun başvurması halinde Gay Pride’a alınabileceğini” açıkladı.
AA
TweetArticle Category: Magazin
Avrupa’nın GAY liderleri !
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Oca 9, 2010, 12:59
Batı Avrupa’da eşcinsel olduğunu gizlemeyen liderlerin listesi…

Dünyanın saygın haber dergilerinden Time, Batı Avrupa’da liberal yaklaşımlar sayesinde eşcinselliğini gizlemeyen liderlerin siyaset dünyasının zirvesine yükselebildiğini yazdı.
Amerikan Time dergisi, Avrupa’da eşcinsel politikacıların üst düzey görevlere gelmesinden yola çıkarak “Avrupa’nın gey liderleri en tepede” başlıklı bir makale yayımladı.
Time, İzlanda’da lezbiyen politikacı Johanna Sigurdardottir’in Başbakan olmasıyla bütün dünya medyasının “İzlanda’da dünyanın ilk açık eşcinsel lideri” başlığını attığını belirterek, bir tek İzlanda basınının Sigurdardottir’in cinsel tercihinden söz etmediğini yazdı. İzlanda Üniversitesi’nden Kamu İdaresi ve Siyaset Enstitüsü Direktörü Margret Bjornsdottir, “Burada eşcinsel olmak bir mesele değildir. Önemli bir özellik olarak görülmez” dedi.
Dergi, bu tarz liberal yaklaşımlar sayesinde Batı Avrupa’da çok sayıda politikacının eşcinsel olduklarını açıklayarak üst düzey görevlere gelebildiğini vurguladı. Time, bu duruma örnek verirken şöyle yazdı: “İngiliz Parlamentosu’nda halen 11 eşcinsel erkek ve kadın temsilci bulunuyor, bunlardan ikisi de kabinede görev yapıyor. Geçen haziran ayında Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy eşcinsel televizyon sunucusu Frederic Mitterrand’ı Kültür Bakanlığı’na atadı. 2010’de cumhurbaşkanlığı seçimine katılması beklenen Paris Belediye Başkanı Bertrand Delanoe gey. Alman Hür Demokratik Parti’nin lideri Guido Westerwelle ülkesinin Dışişleri Bakanı olarak Berlin ve Hamburg belediye başkanlarının da aralarında bulunduğu ‘gey seçkinlere’ katıldı.”
Bu durumun ABD’dekinden çok farklı olduğuna dikkat çeken dergi, Amerika’da seçimle işbaşına gelinen 511 bin görevin yalnızca 450’sinde eşcinselliğini gizlemeyen kişilerin bulunduğunu kaydetti. Time, bu konuda Avrupa ile ABD arasında toplumsal bir uçurumun da bulunduğunu belirtti. 2007’de yapılan bir ankete göre, Amerikalıların yüzde 49’unun “toplum eşcinselleri kabul etmeli” dediğini yazan dergi, Fransa, Almanya ve İspanya’da bu oranın yüzde 80’in üzerinde olduğunu kaydetti.
İŞTE O GAY LİDERLER…

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle

Paris Belediye Başkanı Delanoe

Avusturyalı Avrupa Parlamentosu üyesi Ulrike Lunacek
TweetArticle Category: Kültür Sanat
Tags: Gay, gay liderler, gey
İzmir GAY POLİS skandalını konuşuyor
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 6, 2009, 15:29
Kendisine işi düşen kamyon şoförleriyle birlikte olunca…

Erzincan ve Karabük’ten sonra İzmir Emniyeti de eşcinsel polis skandalıyla çalkalanıyor.
Kendisine işi düşen kamyon şoförleriyle birlikte olduğu iddia edilen evli ve çocuk sahibi trafik polisi açığa alındı.
ŞOFÖRLER İHBAR ETTİ
Habertürk’ün haberine göre, İzmir Emniyeti’ni iki ay önce iki kamyon şoförü tarafından bir ihbar mektubu gönderildi. İsmi açıklanmayan kamyon şoförlerinin ihbar mektubunda, ilçe Emniyet Müdürlüğü’nde görevli bir polis memurunun eşcinsel olduğu ve kendisine işi düşen kamyon şoförleriyle ilişkiye girdiği iddia ediliyordu. Bunun üzerine İzmir Emniyet yetkilileri eşcinsel olduğu öne sürülen polis memuruyla ilgili gizli bir soruşturma başlattı. Soruşturmada evli ve çocuk sahibi olan polisin eşcinsel olduğu yönünde arkadaşları arasında da konuşmalar olduğu tespit edildi. Elde edilen bilgiler ve deliller üzerine eşcinsel olduğu iddia edilen polis memuru açığa alındı ve hakkında soruşturma başlatıldı. Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, konunun çok yönlü olarak araştırıldığını ifade etti.
BU ÜÇÜNCÜ SKANDAL
Bu Emniyet’te yaşanan ilk eşcinsel skandalı değil. Bir ihbar sonucunda Erzincan Polis Okulu Müdürü Vekili H.K.’nın öğrencilerle eşcinsel ilişkiye girdiği belirlenmiş, H.K. hakkındaki soruşturma tamamlanmadan kendi isteği ile emekliye ayrılmıştı.
Emniyette ikinci eşcinsellik tartışması, Karabük’te yaşanmıştı. M.A. adlı şube müdürünün görüntüleri bulunan bir CD, Emniyet Genel Müdürlüğü’ne gönderilmişti. Hakkında soruşturma açılan M.A., istifa etmişti.
KANUNDA YOK AMA…
Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinde memuriyetten çıkarma nedenlerinin tek tek sayıldığını belirten Avukat Aykut Dikencik, “Bunların içinde cinsellik yok. Devlet Memurları Kanunu ve Emniyet Disiplin Tüzüğü’nde açıkça suç olarak yer almasa da eşcinsel ilişkiye girenler hakkında disiplin işlemi yapılıyor. Danıştay’da ise eşcinsel olanın memuriyetten çıkartılmaya ilişkin bir örnek bulunmuyor” dedi.
GAY POLİS BİRLİĞİ VAR
Türkiye’de eşcinsel polisler hakkında disiplin işlemi yapılırken Merkezi Londra’da bulunan; başkan, yönetim kurulu üyeleri gay ve lezbiyenlerden seçilen bütün AB ülkelerinde temsil edilen Gay Police Association (Gay Polis Birliği) üyeleri kimliğini gizlemekten çekinmiyor.
Article Category: Yaşam
Gay’leri internette bulup öldürüyorlar
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eyl 14, 2009, 07:47
IRAK’ta radikal dinci çeteler eşcinseller karşı gizli bir savaş yürütüyor. Observer Dergisi’nin haberine göre militanlar özellikle gaylerin uğrak yeri olan chat odalarında keşfe çıkıyor. Observer, Irak’ta bu yıl içinde 130 gayi katlettiğine inanılan gruplardan biriyle irtibata geçmeyi başardı. Çetelerden birinin üyesi olan 22 yaşındaki Ebu Hamizi günde ortalama altı saat internetteki gay chat odalarında dolaştığını buralardaki Iraklılar’ın kimliklerini belirlemeye çalıştığını söyledi. Sanal sohbet odalarında arkadaş değil kurban bulmak için dolaşan Bilgisayar Bilimleri bölümü mezunu Hamizi “Bu İslam’ı yok eden ve yüzyıllar boyunca binbir güçlükle elde ettiğimiz adımızı kirletmeye çalışanları bulmanın en kolay yolu” diyor. Iraklı Gay, Lezbiyen, Transseksüel ve Biseksüeller Derneği Başkanı Ali Hali’ye göre gaylere yönelik saldırılar özellikle 2003 Irak işgalinden sonra başladı. Irak’ta 70′i son beş ayda olmak üzere 5 yılda 680 gay öldürüldü.
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: Ali Hali, Biseksüeller, Gay, Lezbiyen, Transseksüel





SON OSMANLI FİLMİNİİZLEMEK İÇİN TIKLA
