Topics Özel haber

Başbakan’dan çarpıcı iddialar: CHP-BDP ile işbirliği yaptı

KASET KENDİ İÇİŞLERİ
Geçtiğimiz haftalarda, ortada komplo ve tezgah vardı, çirkin bir senaryo uygulanmak istendi.
Birbiriyle uç gibi, birbirinin hasmı gibi görünen taraflar arasında irtibat oldu. Çetelerle terör örgütü aynı hizaya geçti ve muhalefet partilerini de yedeklerine alarak Ak Parti’ye karşı açık bir saldırı başlattılar.
Dikkat ederseniz bir kaset numarası çevirdiler. Ben bunlara girecek değilim. Bunlar benim işim değil. Bunlar CHP’nin, MHP’nin iç işidir. Kendi sorunlarını kendileri çözsün. Eğer temizlenmek istiyorlarsa kendi problemlerini kendileri çözsün

KEPENKLER KAPATTIRILDI
Yeni bir adım… Silivri ile Kandil arasındaki irtibat, şu anda CHP-BDP muhabbetiyle artık tescillenmiş durumda. Senaryo tıkır tıkır işliyor, tezgah tıkır tıkır işliyor. Türkiye’nin demokrasi mücadelesi karşısında, bir kez daha çetelere can suyu verilmek isteniyor.
Biz, CHP’nin de MHP’nin de Sivas’ın ötesine geçmesini, buralara gelmesini, vatandaşla kucaklaşmasını her zaman istedik ve onları her zaman teşvik ettik.
CHP Genel Başkanı’nın sonunda Van’da, Hakkari’de miting yapması elbette sevindiricidir. Ama dikkat edin Hakkari’de 147-150 tane oy alan CHP, son yaptığı mitingde BDP’lilere Yeni Başkan hitap etti.
Orada olan CHP’li değil ha, BDP’li. Bütün hareketleriyle ortada zaten. Yani milleti nasıl aldatırız, çarşı, pazarda bugün burada oynanan oyunu, o gün Hakkari’de oynadılar. Benim vatandaşım orada kepenk kapatmadı, orada kepenk kapattırıldı. Tehditle kapattırıldı.
Utanmadan, sıkılmadan, ‘kendi takdirini kullandı’ diyor. Yahu bir gün öncesinden vatandaşa tehditler gönderildi. ‘Gidin ekmeğinizi alın. Yarın fırınlar kapalı olacak, dükkanlar kapalı olacak’ diye. Bunların hepsini biliyoruz. Bütün evlere gereken talimatları verdiler, tehditler yapıldı. Niye? ‘Yarın buraya Başbakan geliyor. Kimse buraya gelmeyecek’ diye. Buna rağmen, oraya gelip yüreğini ortaya koyan vatandaşıma ben hitap ettim.

CHP-BDP İŞBİRLİĞİ YAPTI
CHP ile Kürt meselesinden beslenen BDP kol kola girmiş durumda. Bugün işbirliği yapmış durumdalar. Sormaz gerekmez mi? ‘Ne oldu size’ diye…
Bunlar çeteleri yeniden diriltmek için işbirliği yaptılar.
2002 öncesi karanlıktı, çeteler cirit atıyordu. 2002 öncesinde ret, inkar, asimilasyon vardı. Müdahalaler yoluyla siyaset şekillendiriliyordu.
Gazoz isteyene gazoz, elma şekeri isteyene elma şekeri, faşizm isteyene faşizm, özerklik isteyene özerklik vaat ediyor. İlke, çizgi, rota yok
12 Haziran bu çirkin ittifakın bozulacağı tarihtir.
Bu BDP’li belediyeler sırtlarını terör örgütüne dayamışlar, bundan nemalanmaya çalışıyorlar. 
Gönderilen bu paralar Şırnak’a, Hakkari’ye hizmet olarak geri dönmüyor.
12 Haziran’da kan ve şiddetten beslenenlere değil, çetelere değil çetelerle mücadeleye destek olmanızı istiyorum

Ak Parti Genel Başkanı ve  Başbakan Erdoğan, “İnkar, ret ve asimilasyon politikalarının neticesinde, on  yıllar boyunca sadece bu bölgede değil, 780 bin kilometre karenin tamamında,  insanlar sistemli şekilde baskı altında tutuldular. Sadece Kürtlere değil, farklı  olan herkese, inançlılara, milli ve manevi değerlerine bağlı olanlara karşı da  sistemli bir zulüm uygulandı. Camiler kapatıldı, müzeye, hatta ahıra çevrildi”  dedi.

Erdoğan, partisinin Şırnak Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde  vatandaşlara hitap etti. Erdoğan, konuşmasının başında, 12 Eylül 2010 tarihinde  yapılan halk oylamasında yüzde 89 oranında “evet” oyu verdikleri için  Şırnaklılara teşekkür etti.

Başbakan Erdoğan, şunları söyledi:

“Demokrasiden, özgürlükten, değişimden korkanlar, hukukun üstünlüğünden  korkanlar, Şırnak’ta tehditle, baskıyla, korku salarak, benim vatandaşlarımın  sandığa gitmesini engellemek istediler. Hizmet siyasetinden korkanlar, AK  Parti’nin kardeşlik siyasetinden gözleri kamaşanlar, Türkiye’de huzurun,  istikrarın, kardeşliğin devamından kaygı duyanlar, boykot adı altında çetelere  destek verdiler. Barış diyerek, özgürlük diyerek, hak, hukuk diyerek yola  çıkanlar, 12 Eylül’de olduğu gibi, bugün de milli iradeyi susturma mücadelesinin  içine girdiler.

Ben bugün size, Türkiye’de bir kez daha sahnelenen oyunu deşifre etmeye  geldim. Ben istiyorum ki Türkiye’de oynanan oyunu Şırnaklı kardeşim görsün.  Gelirken yolda oturan genç arkadaşlarımı gördüm. Elini kaldıracak ama  kaldıramıyor. Ben selam veriyorum, zorla elini böyle kaldırıyor. Bu korku niye?  Kaldıracak, hissediyorum ama kaldıramıyor, bu kadar… İşte o gönlünden, o  kalkacak elleri engelleyenlere 12 Haziran’da gereken cevabı vermeye var mıyız?  İstiyorum ki burada söylediğim sözler, dalga dalga yayılsın, Şırnak’taki tüm  evlere, tüm köylere, tüm kardeşlerimize ulaşsın. Zira ben, popülizm yapmaya,  olmayacak vaatler vermeye, sizleri kandırmaya değil; yaptıklarımızı anlatmaya,  yapacaklarımız için sizlerden ruhsat istemeye geldim. Ben, sizlerle hesaplaşmaya  değil, kardeşlik hukukumuzun bir gereği olarak, sizlerle helalleşmeye geldim.”

Işığa gözlerini kapatanların, hiçbir zaman gerçekleri göremeyeceklerini  vurgulayan Erdoğan, gerçeklere kulaklarını tıkayanların, hiçbir zaman doğruyu  duyamayacaklarını dile getirdi. Erdoğan, “İşte burada birileri, sizlerin ışığı  görmenizi, gerçekleri duymanızı engellemek istiyor. Burada birileri, tehditle,  zorbalıkla, korkutarak, sindirerek, kandırarak sizin iradenize ipotek koymak  istiyor. Burada birileri, on yıllardır olduğu gibi, gençlerin kanından, anaların  gözyaşından beslenmeye devam etmek istiyor” diye konuştu.
        
“FİTNECİ BEKİR ZİHNİYETİ NEYSE, MEM U ZİN KİTABINI YASAKLAYAN ZİHNİYET  DE ODUR”
         
Geçen Cuma günü Van’da, 1940′lı yıllara ait beş resmi belgeyi  açıkladığını hatırlatan Erdoğan, CHP döneminde, Kürtçe kitapların ve Kürtçe  kasetlerin, bakanlar kurulu kararıyla nasıl yasaklandığını resmi belgeleriyle  gösterdiğini ifade etti.

Başbakan Erdoğan, şunları kaydetti:

“Türkiye, 1940′lardan 2002 yılına kadar, Ak Parti’ye kadar, Kürt  kardeşlerime karşı inkar, ret ve asimilasyon politikası izlemiştir. Kürt kimliği,  Kürt kültürü, Kürt dili yasaklanmış, yok sayılmış, inkar edilmiştir. Allah  aşkına, Mem u Zin kitabından korkan, masum bir aşk hikayesinden tedirgin olan,  bunu yasaklayan bir zihniyet, bu ülkeye hizmet üretebilir, bu milletin dertlerine  çare olabilir mi? Ahmed Hani’nin eseri Mem u Zin, bir aşk hikayesi… Ferhat ile  Şirin, Arzu ile Kanber, Leyla ile Mecnun ne ise; şurada, Cizre’de yatan Mem u Zin  de işte odur. Mem u Zin’i birbirine hasret koyan zihniyet, Fitneci Bekir  zihniyeti neyse, Mem u Zin kitabını yasaklayan zihniyet de odur. İşte 1940′larda  bakanlar kurulunun yasakladığı o kitabı, 2010 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kültür  ve Turizm Bakanlığı bastı. Tek başına bu bile, Türkiye’nin hangi noktaya  ulaştığının göstergesidir.

İnkar, ret ve asimilasyon politikalarının neticesinde, on yıllar boyunca  sadece bu bölgede değil, 780 bin kilometre karenin tamamında, insanlar sistemli  şekilde baskı altında tutuldular. Sadece Kürtlere değil, farklı olan herkese,  inançlılara, milli ve manevi değerlerine bağlı olanlara karşı da sistemli bir  zulüm uygulandı. Camiler kapatıldı, müzeye, hatta ahıra çevrildi. Bu ülkede  İlmihal kitapları toplatıldı. Bakanlar Kurulu kararlarıyla bunlar yasaklandı.

Cumhuriyet Halk Partisi, sadece 1940′larda değil, 2002 sonrasında da aynı  şekilde inkar, ret ve asimilasyonu çok güçlü şekilde savunan bir parti olmuştur.  Yeni CHP’nin Yeni Genel Başkanı, Meclis’te bir arkadaşı ‘Dersim’de tabi ki analar  ağlayacaktı’ dediğinde, onu alkışlamış, ardından ‘Gereğini yapsın’ demiş,  ardından da uyarıyı alınca susmuş, sesini çıkarmamış bir kişidir. Yeni CHP’nin  Yeni Genel Başkanı, Milli Birlik ve Kardeşlik Projesi’ne karşı çıkmış, önünde  durmuş, engel olmuş bir kişidir. Kardeşliğe karşıdır. Yeni CHP’nin Yeni Genel  Başkanı, ‘Nerede bu Ergenekon, gidip üye olacağım’ diyecek kadar, çete sevdalısı  olduğunu açık açık belirtmiştir. Bu Genel Başkan, çetelere avukatlığı bir adım  daha öteye taşımış, CHP’nin çetelere kol kanat germesini sağlamıştır.”
        
BUGÜN DE SİYASET, SİYASET DIŞI MİHRAKLAR TARAFINDAN ŞEKİLLENDİRİLMEK  İSTENİYOR”
         
Başbakan Erdoğan, tüm baskılara rağmen, Şırnaklıların oyuna  gelmediklerini ve miting meydanını gümbür gümbür doldurduklarını söyledi. “Bu  muhabbet nereden geliyor böyle?” diye CHP ve BDP’ye soru soran Erdoğan, şöyle  konuştu:

“Yahu bu ülkede Kürt meselesinin hiçbir zaman sahibi olmayan bu CHP ile  Kürt meselesinden beslenen BDP, bugün kol kola girmiş durumda. Yıllarca Kürt  kimliğini, Kürtçeyi inkar eden, yıllarca benim Kürt kardeşlerime zulmeden CHP ile  güya Kürtlerin temsilcisi olduğunu iddia eden BDP, bugün işbirliği yapmış  durumda. Yahu ne oldu size? Sizi bir araya getiren ne? Sizi buluşturan ne? Sizi  işbirliği noktasına getiren ne?

Bunlar, çeteleri yeniden diriltmek için işbirliği yaptılar. Bunlar,  çetelere yeniden can suyu vermek için işbirliği yaptılar. Bunlar, kan üzerinden,  gözyaşı üzerinden işbirliği yaptılar. Bunlar, Türkiye’yi 2002 öncesine geri  götürmek için işbirliği yaptılar. Çünkü 2002 öncesi karanlıktı. 2002 öncesinde  çeteler cirit atıyordu. 2002 öncesinde çeteler ülkeye istedikleri gibi istikamet  veriyordu. 2002 öncesinde ret vardı, inkar vardı, asimilasyon vardı. 2002  öncesinde, müdahaleler yoluyla, kışkırtmalar yoluyla siyaset şekillendiriliyor,  milli irade üzerine ipotek konuluyordu. İşte bugün de aynı şey yapılmak  isteniyor. Bugün de siyaset, siyaset dışı mihraklar tarafından şekillendirilmek  isteniyor

DTP KAPATILDI ! AHMET TÜRK’E YASAK GELDİ

ANAYASA MAHKEMESİ KARARINI VERDİ

ahmetturkdtp2man

Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç, DTP Genel Başkanı ve Mardin Milletvekili Ahmet Türk ile Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk’un partinin kapatılmasıyla ilgili gerekçeli kararın Resmi Gazete’de yayımlanmasından sonra milletvekilliklerinin sona ermesine karar verildiğini bildirdi.

10 Kasım MATEM GÜNÜ değil

TRT 1′de katıldığı programda konuşan Başbakan Erdoğan, Fehmi Koru, Fuat Keyman, Mustafa Erdoğan ve Derya Sazak’ın sorularını yanıtladı

10

Erdoğan, ‘Demokrasiye Komplo Belgesi’ tartışmalarıyla ilgili olarak “Kilidi ıslak imza çözecek. Askeri Yargı, Adli Tıp Raporu’nu esas almalı” açıklamasını yaptı.

MAHMUR’DAN İNİŞLER DEVAM EDEBİLİR
Erdoğan Demokratik Açılım’la ilgili 10 Kasım tarihinde oturum yapılacak olmasıyla ilgili eleştirilere de yanıt verdi: “10 Kasım matem günü değil. 10 Kasım’da oturum Atatürk’ün anlayışına uygun.” Mahmur’dan inişlerin devam edebileceğini de söyleyen Erdoğan DTP’nin de Türkiye partisi olması gerektiğini belirtti. Erdoğan Sudan Cumhurbaşkanı El Beşir’in Türkiye ziyaretiyle ilgili olaraksa “Darfur’da soykırım tespiti yapmadık” diye konuştu.

Kürtler, İslamcılar ve Kemalistler ne diyor ?

turkkemalistler
Kemalist gençler kendilerini önce Türk, sonra laik, ardından Müslüman olarak tanımlıyor. Peki ya diğerleri !

Yrd. Doç. Selçuk Şirin, New York Üniversitesi (NYU) ve Bahçeşehir Üniversitesi ortaklığında “Genç Kimlikler-Siyasal, Kültürel ve Sosyal Kimlikler Bakımından Türkiye Gençliği” başlıklı bir araştırma yaptı.

Farklı etnik ve sınıfsal yapıdan oluşan 1403 öğrenciyle yapılan araştırmaya göre Kemalist gençler kendilerini önce Türk, sonra laik, ardından Müslüman olarak tanımlıyor. Ayrımcılığa uğradığını söyleyen Kürt gençler geleceklerini karanlık buluyor, en az ayrımclığa ise MHP’li gençler uğradığını söylüyor. AKP ‘İslamcıyım’ diyenlerin yarısından oy alamıyor. Milliyetçi ve ulusalcıların tercihi CHP’den yana.

ERMENİLER: Önce laikiz

İSLAMCILAR: AKP’ye oy vermem

KEMALİSTLER: DTP’ye oy vermem

KÜRTLER: Geleceğim karanlık

GENEL BİLGİLER

* 15 Nisan-30 Haziran 2009 tarihleri arasında 52 ilde 1403 gençle bire bir görüşme yöntemiyle gerçekleştirildi.
* Yaşları 18-25 arasında değişen bu gençlere siyasal ve sosyal kimlikleri üzerine 241 adet soru soruldu.
* Araştırmaya katılan gençlerin yüzde 60’ı büyükşehirde, yüzde 33’ü şehirde, yüzde 7’si köyde oturuyor.
* Yüzde 70’i orta sınıfa, yüzde 9’u yüksek gelir grubuna mensupken, yüzde 21’i dar gelirli ailelerden geliyor.
* Yüzde 76’sı Sünni, yüzde 13’ü Safi, yüzde 7’si Alevi.
* Gençlerin yüzde 83’ü Türk, yüzde 11’i Kürt, yüzde 5’i Ermeni.
* Gençlerin yüzde 63’ü üniversite öğrencisi.
* Siyasi bakımdan kendilerini nasıl tanımladıkları sorulduğunda yüzde 64’ü Kemalist-Atatürkçü, yüzde 44’ü İslamcı, yüzde 46’sı Ulusalcı, yüzde 56’sı Milliyetçi, yüzde 39’u Solcu ve yüzde 17’si Ülkücü olduğunu söylemiş.

‘Ermeniyiz, laikiz’

* Laik olduğunu söyleyenlerin büyük çoğunluğu CHP’ye oy veriyor. Mezhep bakımından Aleviler, etnik köken olarak da Ermeni gençler laik kesime ait olduklarını söylemişler.
* En az düzeyde laikim diyenler ise şöyle: AKP ve DTP’ye oy verenler. Kürtler ve Safiler. Gelir düzeyi bakımından da en az laik kesim dar gelirliler.

‘Önce Türk’üm, sonra Müslüman’

* Kemalist gençler önce Türk, sonra laik, sonra Müslüman olduğunu söylüyor.
* İslami kesime ait gençler önce Müslüman, sonra Türk ve çok düşük oranda laikim diyor.
* Ülkücü gençler ise sırasıyla Türk, Müslüman ve laik.

Sınıf yükseldikçe Müslüman kimlik düşüyor

* Gençlere kendilerini ne denli Müslüman hissettikleri sorulduğunda AKP ve MHP’li gençlerin eşit ve en yüksek oranda Müslüman kimliğine sadık olduklarını ifade ettiler.
* Alevi ve Sünni gençler eşit seviyede kendilerini Müslüman hissettiklerini söylüyorlar. İkisinin arasında bir fark yok.
* Etnik köken olarak bakıldığında Türk ve Kürt gençler aynı oranda Müslüman hissettiklerini söylüyor.
* Gençlere kendilerini ne denli Türk hissettikleri sorulduğunda MHP’liler diğer partilere göre, Sünniler diğer mezheplere, Türkler de diğer etnik gruplara göre çok daha yüksek oranda Türk kimliğine ait olduklarını ifade ediyorlar.
* Ayrıca sınıf yükseldikçe Müslümanlık aidiyeti düşüyor ama Türk kimlik aidiyeti yükseliyor.

‘Benim gibi düşünenler engelleniyor’

* Gençlerin yüzde 73’ü “Benim gibi düşünen kişiler hayatta daha çok engelle karşılaşıyor” diyor.
* Yüzde 70’ine göre “Medya benim siyasi görüşümden insanları olumsuz bir şekilde yansıtıyor.”
* En çok “Geleceğimi karanlık görüyorum” diyenler Kürtler.
* Ermeni ve Türk gençleri arasında gelecekten umut anlamında bir fark yok. Yüzde 35-40 civarında genç işler bir türlü benim istediğim gibi gitmiyor diyor ama iyi günlerin geleceğine inanıyor.
* CHP’li ve AKP’li gençler arasında da gelecek beklentileri açısından bir fark gözlenmemiş.
* Kemalistlerin yüzde 13’ü, İslamcıların ise yüzde 17’si “İstediğim şeyleri elde etmek için çaba göstermeme gerek yok, nasıl olsa elde edemeyeceğim” fikrine sahip.

‘AYRIMCILIĞA UĞRUYORUZ’

En az MHP’liler en çok Kürtler

* AKP ve CHP’ye oy veren gençler arasında maruz kalınan ayrımcılık açısından anlamlı bir fark yok.
* MHP’li gençler en az ayrımcılığa uğrayan grup.
* Ermeni gençlerin yüzde 70’i, Kürt gençlerin yüzde 86’sı etnik kökenlerinden dolayı haksızlığa uğradıklarını ifade ediyor.
* AKP oy veren gençlerin yüzde 39’u, CHP’ye oy veren gençlerin ise yüzde 30’u giyim kuşamlarından dolayı haksızlığa uğradıklarını düşünüyor.
* AKP’li gençlerin yüzde 35’i, DTP’li gençlerin ise yüzde 45’i dini inançlarından dolayı haksızlığa uğradığını söylüyor.
* CHP’li gençler en az siyasal baskı hisseden grup.
* DTP’li gençler ve Kürt kökenli gençler siyasal baskıyı en ağır hisseden grup.
* Dar gelirli gençler siyasi görüşlerinden dolayı diğer gelir gruplarina göre daha fazla baskı gördüklerini ifade etmişler.

Gençlere göre CHP

* CHP milliyetçilerin ve ulusalcıların en çok tercih ettiği parti.
* CHP’ye oy veren her 10 gençten 9’u kendisini Kemalist-Atatürkçü olarak ifade ediyor.
* Yüzde 60’ı kendilerini aynı zamanda solcu-sosyal demokrat olarak görüyor.
* Yüzde 14.4’ü kendilerini İslami kesime ait görüyor.

Gençlere göre AKP

* AKP Ulusalcı gençlerden MHP’ye göre daha çok oy alıyor.
* AKP’ye oy veren her 10 gençten 4’ü Atatürkçü-Kemalistim diyor.
* 10 gençten 8’i kendilerini İslami kesime ait görüyor.
* Yüzde 54.4’ü de milliyetçi olarak görüyor.
* Yüzde 9.1’i de kendilerini solcu ve yüzde 4.4’ü de sosyalist olarak ifade ediyor.

‘İslamcıyım ama AKP’ye oy vermem’

* AKP İslami kesime ait gençlerin yüzde 44’ünden oy alamıyor.
* CHP İslami kesime ait gençlerin yüzde 13’ünden oy alıyor.
* ÖDP İslamcı gençlerin en az tercih ettiği parti.

‘AKP’ye bile oy veririm ama DTP’ye asla’

* Burada ilginç olan CHP’nin Kemalist-Atatürkçü gençlerin yüzde 43’ünden oy alamıyor olması.
* AKP ise Kemalist-Atatürkçü gençlerin yüzde 19’undan oy alıyor.
* DTP Kemalist-Atatürkçü gençlerin en az tercih ettiği parti.

Gençlerin yarısına yakını 5 vakit namaz kılıyor

* Gençlerin yüzde 12’si ramazan ayında oruç tutmuyor.
* Yüzde 42’si hiçbir zaman beş vakit namaz kılmıyor.
* Yüzde 54’ü hiçbir zaman cuma namazına gitmiyor.
* İslami kesim gençlerinin yüzde 2.4’ü ramazan ayında oruç tutmuyor, yüzde 17’si ise beş vakit namaz kılmıyor.

SELÇUK ŞİRİN’E GÖRE ÜÇ ÖNEMLİ SONUÇ

Hem İslamcı hem CHP’li olunabilir

* 1. Yaptığımız araştırma gençlerin siyasal kimliklerinden dolayı çeşitli zorluklar yaşadıklarını ortaya koysa da, onların aynı zamanda varolan kamplaşmaların dışında çok yönlü siyasal kimlikler kurma yolunda son derece yaratıcı olduklarını gösteriyor. Örneğin, “İslamcı”, “Kemalist” ya da AKP’li, CHP’li gibi tanımlar gençler açısından sınırları çok net çizilmiş kavramlar değil. Beton kalıpları gibi siyasal kimlikleri, şablon olarak uyguladığımız zaman bugünkü gençleri anlayamayız. 18-25 yaş arası gençler hem islamcı hem CHP’li, hem Kemalist hem AKP’li olunabileceğini gösteriyor.
* 2. Araştırmadan çıkan önemli sonuçlardan biri de laik kimlik ile laik bilinç arasındaki fark. Laik kesime ait olduğunu söyleyen herkes laikliğin gereği olan önermeler konusunda aynı tutarlılığı göstermiyor. Örneğin laik kesime ait olduğunu söyleyen gençlerin önemli bir kısmı okullarda zorunlu olması gerektiğini, cami imamlarının maaşlarının devlet tarafından ödenmesi gerektiğine inanıyor.
* 3. Bu çalışmada gençlere klinik psikolojide kullanılan BECK-Umutsuzluk Ölçeği adı verilen bir test de uygulandı. Çıkan sonuçlar gençlerin geleceklerinden son derece kaygılı olduğunu gösteriyor. Kemalist ve Kürt kökenli gençler fırsat bulsanız başka bir ülkeye yerleşir misiniz sorusuna en çok evet diyenler.

9 DTP’li için fezleke

9 DTP’li için fezleke  

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ile milletvekilleri Sebahat Tuncel, Osman Özçelik, Ayla Akat Ata, Fatma Kurtulan, İbrahim Binici, Sevahir Bayındır, Selahattin Demirtaş ve Aysel Tuğluk’un ”Siyasi Partiler Kanunu’na aykırılık” suçundan dokunulmazlıklarının kaldırılması için fezleke hazırladı.

AA muhabirinin aldığı bilgiye göre, Cumhuriyet Başsavcıvekili İbrahim Özyurt tarafından hazırlanan fezlekede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nca başlatılan soruşturmada, DTP’nin ”2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu’na muhalefet” eylemleri ile ilgili aynı Yasa’nın 69/9. ve 95. maddeleri gereğince siyasi yasaklanmalarına ilişkin parti teşkilat ve yönetimi hakkında Anayasa Mahkemesi’ne açmış olduğu 16 Kasım 2007 tarihli iddianamesini gerekçe ve delil göstermek suretiyle, aynı parti mensubu kişilerin il, ilçe yönetim ve teşkilatları ile belediye başkanlarının Siyasi Partiler Kanunu’nun 117. maddesine muhalefet suçunu işledikleri gerekçesi ile Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu anımsatıldı.

Bu suç duyurusu üzerine yapılan soruşturmada, Anayasa Mahkemesi’nin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından düzenlenen iddianame ile ilgili henüz karar vermediği kaydedilen fezlekede, ”şüphelilerin milletvekili olmaları ve haklarındaki soruşturmanın yürütülme şeklinin farklı olması sebebiyle, milletvekili olan şüphelilerin bu evraktan ayrılarak basın soruşturma sırasına kaydına, diğer şüpheliler hakkındaki evrakın ise başka bir soruşturma evrakı üzerinden yürütülmesine karar verildiği” belirtildi.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 16 Kasım 2007 tarihli iddianamesinde yer verilen, DTP milletvekilleri Tuncel, Özçelik, Ata, Türk, Kurtulan, Binici, Bayındır, Demirtaş ve Tuğluk ile ilgili iddiaların ve açıklamaların aktarıldığı fezlekede, ”2820 sayılı Kanun’un 78. ile 96. maddeleri arasında tarif edilen yasakların parti yönetim organlarında yer alan kişiler tarafından yapılması halinde 2820 sayılı Kanun’un 117. maddesi gereğince cezalandırılmaları gerektiği; şüphelilerin eylemlerinin her birinin yasada belirtilen yasaklar kapsamında kaldığı” ifade edildi. ”Şüphelilerin milletvekili olmaları sebebiyle haklarında soruşturma ve kovuşturmanın yapılabilmesinin, Anayasa’nın 83/1. maddesinde düzenlendiği” belirtilen fezlekede, söz konusu milletvekillerinin 2820 sayılı Kanun’un 117. maddesine muhalefet suçundan dokunulmazlıklarının kaldırılması gerektiği kaydedildi. Fezleke, TBMM Başkanlığı’na sunulmak üzere Adalet Bakanlığı’na gönderildi.

SİYASİ PARTİLER KANUNU
 
Siyasi Partiler Kanunu’nun 117. maddesi, ”kanunun dördüncü kısmında yazılı yasak fiilleri işleyenler, fiil daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, altı aydan az olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılırlar” hükmünü içeriyor. Kanunun ”Çeşitli yasaklar” başlıklı dördüncü kısmı ise siyasi partilere ilişkin ”Tüzük ve programlar ile parti faaliyetlerine ilişkin sınırlamalar”, ”Yan kuruluşlar yasağı”, ”Parti içi çalışmaların demokrasi esaslarına uygun olma zorunluluğu”, ”Üniforma giydirme ve güvenlik kuvvetlerinin görevlerini üstlendirme yasağı”, ”Kapatılan siyasi partiler ve mensuplarının durumu” ile ”Kullanılamayacak parti adları ve işaretler” düzenlemeleri içeriyor.