Ya kadın olsaydın
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Mar 28, 2011, 10:20
KA-DER’in önümüzdeki genel seçimlerde
daha fazla kadın milletvekilinin TBMM’ye girmesi için kamuoyu yaratmak amacıyla başlattığı “275 Kadın” kampanyasına destek vermek üzere, siyasi liderleri kadın görünümünde gösteren, onlara “Ya kadın olsaydın?” sorusunu yönelten viral bir kampanya başlatıldı.



Article Category: Güncel
Tags: AK Parti, başbakan, chp genel başkanı, Devlet Bahçeli, KA-DER, kemal kılıçdaroğlu, Recep Tayyip Erdoğan
Başbakan Erdoğan partisinin grup toplantısında konuştu
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Şub 1, 2011, 18:18
Erdoğan, kendi arasında uzlaşı sağlayamayan ülkelerin aydınlık bir geleceğe de ulaşamayacağını ifade ederek, Mısır yönetimine, “Mısır’ın huzuru, güvenliği, istikrarı adına önce siz adım atın. Halkı tatmin edecek adımlar atın” diye seslendi.

AK Parti’nin her zaman hak ve özgürlüklerden yana olduğunu, dünyanın hiçbir yerinde zulme karşı sessiz kalmalarının mümkün olmadığını söyleyen Erdoğan, her zaman ileri demokrasiden yana olduklarını belirtti ve “AK Parti’nin rotasını her zaman millet çizmiştir. Bundan sonra da millet çizecektir” diye konuştu.
Erdoğan’ın, Mısır ve bölgedeki bazı ülkelerde yaşanan olaylarla ilgili sözlerinden bazı başlıklar şöyle:
- Türkiye bölgesinde, barışın istikrarın olduğu kadar demokrasinin, evrensel hukukun hak ve özgürlüklerin hakim olabilmesi için güçlü bir irade ortaya koymaktadır.
- İçindeki sorunları çözemeyen, iç karışıklıklardan kurtulamayan, kendi arasında uzlaşı sağlayamayan ülkeler aydınlık bir geleceğe de ulaşamazlar.
- Halkın haykırışına, son derece insani taleplerine kulak verin. Halktan gelen değişim arzusunu hiç tereddüt etmeden karşılayın.
- Açık söylüyorum; istismarcıların, kirli odakların, Mısır üzerine karanlık senaryoları olan kesimlerin inisiyatif almasına fırsat vermeden; Mısır’ın huzuru, güvenliği, istikrarı adına önce siz adım atın. Halkı tatmin edecek adımlar atın.
- Bugünün dünyasında özgürlükler artık ertelenemez, göz ardı edilemez. Aylarca süren seçimlerin adı demokrasi olmaz. 24 saatte biz seçim bitiriyoruz, 24 saat…”
- Halka gözünü, gönlünü kapatan hükümetler yaşayamaz. Hakın hiçbir çağrısı karşılıksız kalmaz. Bizim felsefemiz insanı yaşat ki devlet yaşasın…
Mübarek’e mesaj yolladı
Mısır lideri Mübarek’e içten bir uyarıda bulunan Erdoğan, “Bizler insanız. Bizler faniyiz, kalıcı değiliz. Her birimiz öleceğiz ve geride bıraktıklarımızdan dolayı sorgulanacağız. Müslümanlar olarak amacımız saygıyla anılmak, rahmetle yadedilmektir. Bizler halk için varız. Onun için diyorum ki yarın öldüğümüzde hoca gelip şunu söylemeyecek. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, trilyarder niyetine demeyecek. Er kişi, hatun kişi niyetine diyecek. Seninle beraber gelen sadece kefen olacak. Öyleyse o kefenin değerini bilelim. Hepimizin gideceği yer 2 metrelik çukur. Bunu unutmayalım” dedi.
Halka: “Silahtan uzak durun”
Erdoğan Mısır halkına da seslendi: “Mısırlı kardeşlerim, bütün bu direniş sürecinde silahtan uzak durun. Kültürünüze, tarihinize sahip çıkın. Özgürlüklere sahip çıkmanın haysiyetli mücadelesini verin. Bu insani bir haktır. Mısır’da ister polis ister asker ister sivil olsun, bir tek canın gitmesi Türk milletinin canından can kopmasıdır. Halkın da iktidarın da ağırbaşlılık içinde her kesimi tatmin edecek bir değişimi omuzlaması en büyük arzumuzdur. Tunus ve Mısır’da gerekli reformların hayata geçirilmesini istiyoruz. Türkiye bu süreçte iki halkın da yanındadır.
Türkiye’deki “ileri demokrasi” örneği
“Düzen ve istikrar ancak ileri demokrasiyle sağlanır” diyen Erdoğan, “Hür adil ve demokratik seçimlerden milletin iradesinden korkmamak gerekiyor. Halkın ortak aklı yanlışa yönelmez. Millete bidon kafalı, göbek
kaşıyanlar diye sıfat yakıştırmak aczin cahilliğin ürünüdür. Bunları diyenler de entellektüellerden, köşe yazarlarından çıkıyor. AK Parti ne ile iktidara geldi? Cumhuriyet yürüyüşleriyle geldi. Orduyu göreve çağıranlara milletim ‘dur’ dedi; bizi yüzde 47 ile iktidara taşıdı. Birileri yine sorun çıkarmaya hazırlanıyor. Sorun varsa çözüm yeri sandıktır, millete gitmektir. Yeter ki biz kendimize güvenelim, inanalım. Karamsar olmak bize yakışmaz. Kardeş halklara sesleniyorum: Aşılamayacak sorun yoktur. Şiddetle bir yere varılmaz. Sağduyulu hareket etmeliyiz” ifadesini kullandı.
ABD Başkanı Barack Obama ile Mısır’daki durumu değerlendirdiklerini belirten Erdoğan, “Obama Türkiye’nin sürekli seçimle işbaşına gelmiş, iki kez iktidar olan hükümetimizin Mısır’la ilgili bakışını benimsediklerini söyledi” dedi.
Muhalefete Mısır eleştirisi
Erdoğan, “Muhalefet ise Mısır’daki olayları tersinden okuma yeteneğini ortaya koymuştur. Ders çıkarmak yerine, halkı şiddete davet etmeleri Türk demokrasisi adına partiler üzerindeki kara lekedir. 50 yılında Adnan Menderes’in iktidara gelmesiyle halkın CHP’ye karşı başkaldırısı olmuştur. Sandıkta demokrasi tecelli etmiştir. Turgut Özal’ın da 12 Eylül’ün ardından geldiğini unutmayınız. Bu milletin darbeye karşı çıkışıdır. 3 Kasım’da da halk koalisyonlara yeter demiştir. 22 Temmuz’da statükoya baskıya, yasakçı anlayışa bir tepki olmuştur” dedi.
Tunus ve Mısır’daki olaylar üzerinden AK Parti’ye mesaj gönderen bazı köşe yazıları olduğunu savunan Erdoğan, “O mesajı kendileri alsınlar. Bizim milletin mesajına ihtiyacımız var. 12 Eylül’de de halk mesajını en iyi şekilde vermiştir. Bu ülkede kimin ileri demokrasiden yana olduğu gün gibi açıktır. Sanırsınız ki onlar halktan yana. Jalktan yana olanlar; Meclis’i terkedenler, komisyonları terkedenler, halkı boykota çağıranlar, çetelere avukatlık yapanlar değil, canı pahasına gecesini gündüzüne katarak çalışan AK Parti iktidarıdır” dedi.
“Muhalefetin, seviyesi iyice düşen, izan insaf ölçülerini aşan üslubu” hakkında değerlendirme yapan Erdoğan, “MHP’nin üslubunu zaten dikkate almıyoruz. Artık CHP’de de aynısı var. CHP lideri ilk çıkışında kendini ortaya koydu. Referandumla da dibe vurdu. Lider ve genel başkan yardımcıları da aynı üslupsuzluğu benimsemiş. CHP’ye, MHP’ye, BDP’ye gönül verenler; bir muhalefet lideri yardımcısının Başbakan’a ‘bostancıbaşı’, ‘haremağası’ ifadesini yakıştırabilir mi? ‘Erdoğan çok gerilimli’ diyen o yazarlara sesleniyorum. Bu açıklama karşısında sizler ne söylediniz? Kimin eli kimin cebinde belli değil. Böyle bir ana muhalefet lideri olur mu?” diye sordu.
CHP’nin, “AK Parti-Hizbullah işbirliği iddiasını bir kez daha eleştiren Erdoğan, “Biz herkesle görüşürüz. İşbirliği diyerek saptırıyorlar. CHP liderinin SSK Başkanı olduğu dönemde, terör örgütü üyelerine neler yaptıklarını biliyoruz. Ama biz siyasi ilke ve duruşumuza uygun görmedik açıklamayı. ‘Ben SSK’yı 7 yıl başarıyla yönettim’ diyorsun. İyi de 7 yıl ne yaptın? SSK sürekli kayıptaydı. Artıdayken ekside devam etti. Hangi yüzle çıkıp başarılıyım diyorsun? Vatandaş da bu üsluptan rahatsız. CHP’ye gönül verenler de. Candaş medya dahi üsluptan rahatsız” dedi.
“CHP lideri bu üslupla devam ederse kendisini de muhatap almayız” diyen Başbakan, “Sözünün ağırlığı kalmayan, üslup seviyesi düşen bizim için bir züle dönüşüyor. CHP’den artık siyaset ortaya koymasını beklemiyoruz. Zira bundan ümidimiz kalmadı. Herkes düşünüp konuşmalı. Yolsuzluk nasıl büyük bir suçsa, namuslu insanlara mesnetsiz şekilde yolsuzluk ithamında bulunmak da o kadar büyük bir suçtur. İftira yalanlanınca da yüzün kızarmıyor. Siyaset bu değildir. İftaranın bedeli pişkinlik olamaz” diye konuştu.
“CHP gençleri alkolik yapmaya çalışıyor”
CHP’li üyelerin Anayasa Komisyonu’ndan istifasını da eleştiren Erdoğan, “Sokak sokak direnme çağrısı yapıldı. Yargıtay, Danıştay tasarıları görüşülürken CHP istifa etti. İstifalar çok anlamlı. Komisyonun çalışmaları etkilenmedi bile, etkilenmeyecek de. CHP’nin genleri hiçbir değişime uğramamış. 1960′tan beri tahrik, kışkırtma yoluyla medyayı da kullanarak müdahaleyi alkışladı. Yine aynısını yapıyorlar. Direniş çağrısı yapanlar seçim umutlarını kaybetmişler. Seçime inansalar bunu yapmazlar. Bu umutsuzluk çağrısıdır. Türkiye 1950′lerin, 60′ların Türkiyesi değil. Türkiye ileri demokratik standartlara ulaşmış siyaseti şekillendiren bir ülkedir. Demokratik olgunluğa ulaştık. Reyine, iktidarına, sandığa, demokrasiye sahip çıkıyor. Bunların dışındaki hiçbir yönetm itibar görmeyecek” dedi.
Erdoğan, “CHP siyaset yapamadığı için, yıllardır ya birilerini göreve davet eder ya da halkı sokağa çağırır. CHP bu kolaycılığı bir kenara bırakmalı. Direniş çağrısı sandıkta cevabını alacaktır. Alkol düzenlemesini dahi rejim tehdi haline getirerek millete bırakıyor. ‘Alkollü hareket engellenemez hareketi’ çıkmış. Bir siyasetçi buna destek verir mi? Buna izin vermeyeceğiz. Kendisini idare edemeyenin ülkeyi idare etmesi mümkün mü? Anayasada yazıyor bak, gençliğin korunması diyor. Ama maalesef bunlar korunması değil, alkolik olması için çalşıyorlar. Biz buna da izin vermeyeceğiz. Umarım CHP erken uyananın bildiri yayınladığı bir parti yerine, belirli bir politikası olan parti haline gelir. Buna da en çok biz seviniriz” dedi.
TweetArticle Category: AKP
Tags: Adalet ve Kalkınma Partisi, AK Parti, AKP, grup konuşması, tayyip erdoğan
Onlara tavsiyem kimsenin elini öpmesinler
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eyl 13, 2009, 07:35
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal, hükümetin, bundan önce en önemli konularda CHP’den destek istemediğini ifade ederek, ”En önemli konularda ihtiyaç hissetmedin de şimdi Kürt açılım konusunda niye CHP’ye geliyorsun? Onlara tavsiyem kimsenin elini öpmesinler. El öpmeye çok alıştıkları anlaşılıyor. Yeterince el öptükleri için zaten Türkiye’ye bu hale getirdiler” dedi.

Baykal, CNN Türk canlı yayınında gündeme ilişkin soruları yanıtladı.
İstanbul’da yaşanan sel felaketine değinen Baykal, selin 17 Ağustos 1999 depreminden sonra yaşanan en büyük felaket olduğunu söyledi.
Yaşanan can ve mal kaybına işaret eden Baykal, maddi kaybın boyutlarının büyüklüğünü de vurguladı. Selin ardından İstanbul’a gittiğini ve tır parkında incelemelerde bulunduğunu hatırlatan Baykal, AK Parti iktidarı döneminde Ayamama Deresi’ne yer yer müdahale edildiğini, ıslah çalışmaları yapıldığını ancak yapılanların olayı kontrol etmeye yetmediğini iddia etti.
”Bu güzergah boyunca muazzam bir imar faaliyeti gerçekleştirildiğini” söyleyen Baykal, ”Bunlardan bir tanesi de bizzat Başbakan’ın belediye başkanlığı zamanında gerçekleştirdiği Başakşehir” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın, ”tır parkı izninin CHP zamanında verildiğine” yönelik sözlerinin hatırlatılması üzerine Baykal, Topbaş’ın ”6 tane park ruhsatı verildi. Bunların bir kısmı onların zamanında verildi” dediğini belirterek, ”Sen 6′yı, 5′i bırak. Ben bir tanesini söylüyorum o da 13 vatandaşımızın ölmesine ve yüzlerce tırın tahrip olmasına yol açan tır parkını konuşuyorum. Somut bir tır parkı. Bana onun 20-30 kilometre ötesindeki CHP’li belediyelerin yaptıkları tır parkı ruhsatlarından bahsediyorlar. Karıştırmaya, vatandaşın zihnini bulandırmaya çalışıyorlar” diye konuştu.
-”KAMER OTOPARKI…”-
Baykal, ”O parkın ruhsatı kimin zamanında, ne zaman, kime verilmiş?” sorusunu, şöyle yanıtladı:
”Hiç şüphe yoktur ki, onun ruhsatı AKP yönetimi zamanında verilmiştir ve tır parkı olmaya hiç müsait olmayan bir yerdir. Olmadığı da bu yaşanan olayla ortaya çıkmıştır. Bu olay bunun çok somut kanıtıdır. AKP’nin bu otoparkta, ‘Kamer Otoparkı’, adında da ‘Kamer’ geçiyor zaten, ruhsatın sahibi İstanbul Belediyesi’dir. Buranın sahibi de Başbakan’ın yakın arkadaşı, dostu, çocuklarıyla birlikte o meşhur kuyumcu dükkanını açan, ona yardımcı olan kişidir. Cihan Kamer oranın sahibidir. Yani kendi ailesinden biri o tır parkını işletmektedir.”
İstanbul’da boş arsalara tır parkı ruhsatı verildiğini, bu arsalarda hiçbir yatırım yapılmasına gerek olmadan sadece gelen tırlara bedel kesildiğini anlatan Baykal, ”bir arsa sahibine kıyak yapılmak isteniyorsa ya arsanın hafriyat alanı olarak gösterildiğini ya da tır parkı ruhsatı verildiğini” savundu. ”Sel basacak yere niye veriyorsunuz onu?” diye soran Baykal, ”(Bu bizim özel dostumuz, arkadaşımız). Bunu derseniz bu çok ağır bir sorumluluktur” dedi.
Diğer derelerde yaşanan taşkınlara da değinen Baykal, ”İstanbul Belediye Başkanı ‘Biz 16 yıl kaldık, onlar 44 yıl kaldı’ diyor. Biz 44 yıl kalmışız da bizim zamanımızda böyle bir şey olmuş mu? Biz devrettiğimiz zaman böyle bir şey olmuş mu? Sen almışsın, yaptığın uygulamalarla şimdi 16 yıl sonra iş gelmiş buraya dayanmış. Bu 16 yıllık uygulamanın sonucudur. Daha önce orada yapılmış ve sel felaketine yol açan hangi inşaatlar var? Orası bomboş araziydi CHP devrettiği zaman. Kuş uçmuyordu, hiçbir şey yoktu. Bunlar orayı yoğun inşaat alanı haline getirdiler” diye konuştu.
-”İSTANBUL İMAR PLANINDA 4 BİNE YAKIN TADİLAT YAPILDI”-
AK Parti döneminde İstanbul imar planında 4 bine yakın imar planı tadilatı yapıldığını bildiren Baykal, bu plan tadillerinin tek amacının ”rant” olduğunu iddia etti. Baykal, şunları kaydetti:
”Cumhuriyet tarihinin en büyük imar tadilatı yapılan dönemi bunların dönemdir. Bu kadar çok imar planı tadilatı yaparsan, bunlarla yoğunluğu artırır, yeşil alanları konutlara dönüştürürsen, iş merkezlerini yığarsan, bunun sonucunda oranın kendi düzeni elbette bozulur. Ona da tedbir almazsan, çözüm düşünmezsen, karşılığını aldığın tekliflere imar planı değişikliği izni vermekle yetinirsen gelecek tablo bu.
Bu bahsettiğim imar planı değişikliklerinin 67 tanesine İSKİ Genel Müdürlüğü ‘Olmaz böyle plan tadilatı, bunu kabul edemem. Bu benim İSKİ olarak sorumluluklarımı yerine getirmeme imkan vermiyor’ diye iptali için müracaatta bulunmuştur. Yani yapılan plan tadillerine İSKİ’yi dahi inandıramamıştır İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı.”
CHP’nin suçlanmasının ”suçluluk kompleksi”nden kaynaklandığını ileri süren Baykal, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Topbaş’ın bölgeye gitmediğini ileri sürerek, ”Çünkü suçlu olduklarını biliyorlar da ondan. Buradaki onların gidememiş olmasını sıradan bir eleştiri diye söylemiyorum, onların gidememiş olması suçluluklarını bildiklerinin ifadesidir” dedi.
Tepki gösterileceği için bölgede incelemelerde bulunulamadığını savunan Baykal, ”Başbakan helikopterde zaman ayırdı. Havadan baktı. Ona itiraz etmiyorum ama bir de git o tır parkına, malını, mülkünü, sevdiklerinin canını kaybetmiş olanlara geçmiş olsun de” ifadelerini kullandı.
-”İSKİ İLE CHP AYNI GÖRÜŞTE”-
”Yarın Belediye Meclisi’nde biz bugüne kadar AKP’nin dere sahalarında yaptıkları imar tadilatlarının iptali için bir girişimde bulunacağız” diyen Baykal, şöyle devam etti:
”Eğer gerçekten oraları denetim altına almak istiyorlarsa, bundan sonra benzer facialar yaşanmasın istiyorlarsa ilk yapmaları gereken iş o dere sahalarındaki imar plan tadilatlarını iptal etmektedir. Böyle bir yola girerlerse biz CHP olarak onlarla işbirliği yaparız. Bu konuda İSKİ bizimle beraber, İSKİ ile aynı görüşteyiz biz. Yani Büyükşehir Belediyesi İSKİ Genel Müdürlüğü ile CHP o alanlarda yapılan plan tadilatlarının yanlış olduğu konusunda görüş birliği içindedir. ‘Birlikte iptal edelim’ diyoruz. O hala sağlanmadı. İnşallah bu olaydan sonra bir yeni hava içine girerler, bunu birlikte gerçekleştiririz.”
Topbaş’ın, ”doğa suçludur, ozon tabakası delinmiş” şeklinde açıklamalarda bulunduğunu, bunun da ciddiyetten uzak olduğunu ifade eden Baykal, ”40 yılda bir olay yaşanmış mı? 40 yılın faturasını 16 yıl sonra mı soracaksın bize? 40 yıl önce ne oldu da neyin faturasını soruyorsun bize? Sen şimdi sebep olduğun bu cinayetlerin hesabını ver” dedi.
-”MAKYAJ BELEDİYECİLİĞİNİN İÇ YÜZÜ GÖRÜLSÜN”-
Baykal, ”İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş, dere ıslah çalışmalarının, CHP’nin açtığı davalar nedeniyle yapılmadığını söylüyor” sözleri üzerine, bu açıklamaların toplumu yanıltmaya yönelik olduğunu söyledi.
CHP’nin açtığı davaların, imar planı tadilatlarının iptaline yönelik olduğunu ifade eden Baykal, ”Rant paylaşımına, sele yol açan planlara yönelik girişimlere karşı davalar açtık” dedi.
Dere ıslah çalışmalarının iptali istemiyle açtıkları herhangi bir dava bulunmadığını kaydeden Baykal, ”Milleti aldatacaklar. Olay tam bir tersine, bu bir çarpıtmadır. Biz, dere ıslahını zorunlu kılan ve sel baskınlarına sebep olacak imar planına karşı çıkıyoruz” diye konuştu.
İmar çarpıklıklarından dolayı insanların ölümüne yol açıldığını savunan Baykal, dünyada böyle bir durumla karşılaşılması halinde yetkililerin istifa edeceğini söyledi.
”Topbaş istifa etmeli mi?” sorusuna Baykal, ”Bir dakika bile durmaz, elbette” yanıtını verdi. Ancak ortada böyle bir niyet olmadığını ifade eden Baykal, ”Vatandaşımız artık şunu görsün; İstanbul’daki makyaj belediyeciliğinin iç yüzünün ne olduğunu, rant peşinde koşarak insan hayatının nasıl tehlikeye atıldığının 16 yıllık belediyecilik sonunda nasıl ortaya çıktığını görelim artık ve buna karşı tepki koyalım” şeklinde konuştu.
-DAVUTOĞLU İLE GÖRÜŞMESİ-
Sorular üzerine Baykal, Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ile 15 Eylül Salı günü yapacağı görüşmenin, bundan önce yaptığı görüşmenin devamı niteliğinde olduğunu söyledi.
Davutoğlu ile görüşmesinde, genel dış politika konularıyla ilgili kapsamlı değerlendirme yaptıklarını ve daha sonraki temaslarla ilgili de değerlendirme yapmayı konuştuklarını ifade eden Baykal, ”Bana daha önce konuştuğumuz konularla ilgili gelişmeler hakkında bilgi verecek. Bu sadece Kafkaslarla ilgili değil, gündemimiz Ermeni açılımı falan da değildir” dedi.
”Kürt açılımı konusunu açarsa konuşmayacak mısınız?” sorusuna Baykal, ”Hayır. Kesinlikle söz konusu değil. Zaten buna saygı gösterir. O konuya girmeyecektir” yanıtını verdi.
Ermenistan ile başlatılan görüşmelerin bundan sonra Türkiye’yi nereye götüreceğini kaygıyla izlediklerini dile getiren Baykal, ortada imzalanmış bir protokol bulunduğunu, nisan ayında imzalanan bu protokolün ağustos ayında kamuoyuna duyurulduğunu belirtti.
Başbakan Erdoğan’ın, ”Azerbaycan topraklarındaki işgale son verilmeden sınırı açmayız” tavrında olduğunun bilindiğini söyleyen Baykal, ”Başbakan’ın tavrı belli ama acaba Sayın Gül, Obama’ya, ‘böyle bir şart olmadan bu protokolü uygulayacakları’ konusunda bir değerlendirme yaptı mı, yapmadı mı? Bunun anlaşılması lazım” dedi.
Bu soruyu daha önce de sorduğunu, ancak bir yanıt gelmediği için tekrarladığını ifade eden Baykal, ”Eğer işgalle ilgili bizim kararlılığımızda böyle bir tereddüt varsa imzalanan protokole bakıyorum, yapılan açıklamalara bakıyorum, bizim bunu uygulamamız olağanüstü güçtür. Protokol’de işgalle ilgili hiçbir taahhüt yok” diye konuştu.
-”DEMOKRATİK AÇILIM” ÇALIŞMALARI-
”Demokratik açılım” çalışmalarıyla ilgili Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek’in ”Bu sürece kim katkı verirse elini de öpmeye, ayağına da gitmeye hazırım” şeklindeki sözleri hatırlatılarak, ”Sizin tavrınızda değişiklik oldu mu?” sorusu üzerine Baykal, hükümetin daha önce Anayasa değişikliği veya Cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda CHP’nin görüşünü alma ihtiyacı duymadığını, uzlaşma veya destek arayışına girmediğini söyledi.
Baykal, ”Sen bu en önemli konularda ihtiyaç hissetmedin de şimdi Kürt açılımı konusunda niye CHP’ye geliyorsun? Burada suçluluk telaşı var. Bu iş yanlış bir iş, yanlışa ortak istiyorlar. Yaptıkları yanlış işin sorumluluğunu paylaşmak istiyorlar, taşıyamıyorlar. Öbürlerini göze aldılar ve uyguladılar. Şimdi bunu CHP olmadan olmaz. CHP’nin önemini yeni kavradılar” diye konuştu.
Bu konuda kullanılan üslubu, ”laubali ve üzüntü verici” bulduğunu söyleyen Baykal, şunları kaydetti:
”Yok ‘elini öperiz’ falan lafları. İki Başbakan Yardımcısı arka arkaya bunu söylediler. Ben bundan üzülüyorum, rahatsız oluyorum. Bizim devletimiz kimsenin elini öpmez. Onlara da tavsiyem kimsenin elini öpmesinler. El öpmeye çok alıştıkları anlaşılıyor. Yeterince el öptükleri için zaten Türkiye’ye bu hale getirdiler. Kimsenin elini öpmesinler. Benim elimi de öpmeye kalkmasınlar, işlerini yapsınlar. Onun bunun elini öpe öpe buraya getirdiler. ‘Atmayın kullanın, sifonu çekmeyin kullanın’ diye diye buraya getirdiler. Şimdi bu sıkıntılı olduğu görülen tablo içinde ‘CHP de gelsin birlikte yapalım’. Hayır kardeşim. Senin ne yapacağına daha karar vermediğin ortada.
Yaptığı işlerin yanlışları şimdiden ortaya çıktı. Daha 1.5 ay olmadan bu iş iflas etti. Sen benimle bir süreç götüreceksin, daha kamuoyuna ne yapacağını söyleyememişsin. İmralı’dan bir öneri taslağı beklediniz. Ondan önce, sonra yapalım diye telaşa girdiniz. Teklif geldi ilan edemiyorsunuz, saklıyorsunuz. Meclis’te gizli oturumla bunları konuşalım diyorsunuz. Sen kimden gizleyeceksin? İmralı mı, PKK mı duymayacak, dağdaki teröristler mi duymayacak. Hayır millet, halk duymayacak. Halka karşı bir yaklaşımın içinde olduğunu itiraf ediyorsun.
Terör iki taraf silahları bıraksın yaklaşımıyla çözülmez. Devlet silah bırakır mı. Uzlaşma, barış istiyorsa teröristler mutlaka silah bırakacak ondan sonra her türlü konu çözülür hale gelecek.”
AA
TweetArticle Category: Medya
Tags: AK Parti, cnn, deniz baykal, Kadir Topbaş, KAMER OTOPARKI, Terör, Uzlaşma
“PKK şerefsizdir”
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eyl 4, 2009, 17:18
AK Parti’li Kürşat Tüzmen: “Biz durduğumuz yeri, yaptığımız çalışmayı gayet iyi biliyoruz”

AK Parti Mersin Milletvekili Kürşad Tüzmen, ”PKK şerefsizdir, terör örgütüdür. Bebek katili bir örgütle Kürt kardeşlerimizi bir araya getirmeye çalışanlara kimsenin katkıda bulunmaması lazım. Biz durduğumuz yeri, yaptığımız çalışmayı gayet iyi biliyoruz” dedi.
Tüzmen, partisinin Anamur İlçe Teşkilatı tarafından Öğretmenevi’nde verilen iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, Mersin’deki şehit cenazesine katıldığını ve derin üzüntü yaşadığını belirtti.
Türkiye’de bir bayrak bulunduğunu, onun da Türk Bayrağı olduğunu vurgulayan Tüzmen, ”Bu bayrağın altında yaşayan milletin adı da Türk Milleti’dir. Bunun sağını solunu eğip bükmeye hiç gerek yoktur. İçerisinde farklı kökenlerden vatandaşlar olabilir, ancak, burada köken tartışması yapılmaz. Bir bayrak varsa bir millet, bir devlet olarak bakmak lazım. Bunu farklı şekillere çekmeye de gerek yok” dedi.
Geçmişte söylediklerinin aynısını söylemeye devam ettiklerini vurgulayan Tüzmen, ”Bizde tek bayrak var, tek millet var, tek devlet, tek vatan var. Hepimiz bunun için çalışıyoruz. Bu konuları herkes sağından solundan bir yerlere çekiyor” diye konuştu.
Son günlerdeki yapılan bazı tartışmaların ”farklı yerlere çekilmeye başlandığını” ifade eden Tüzmen, şunları söyledi:
”İnsanlarımızın değişik kökenleri olabilir. Arnavut kökenli, Çerkez kökenli, Kürt kökenli ya da Laz kökenli Türk olabilir. Hepsi kardeşlerimizdir. Kürtler bizim şerefli kardeşlerimizdir, ama PKK şerefsizdir, terör örgütüdür. Bebek katili bir örgütle Kürt kardeşlerimizi bir araya getirmeye çalışanlara kimsenin katkıda bulunmaması lazım. Bunları birbirinden ayırmak gerekir. Biz durduğumuz yeri, yaptığımız çalışmayı gayet iyi biliyoruz.”
Tüzmen, Türkiye’de şu anda esas konunun ekonomi ve işsizlik olarak görülmesi gerektiğini sözlerine ekledi.
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: AK Parti, Arnavut kökenli, Bebek katili, Çerkez kökenli, ekonomi ve işsizlik, Kürt kökenli, Laz kökenli, Mersin Milletvekili, tek devlet, tek vatan, Türk Bayrağı, Tüzmen
“Atatürk bunların hepsini mezara gömer”
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 17, 2009, 16:08

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Pınarbaşı beldesinde Ankara-Konya hızlı tren projesinin raylarının ilk kaynağı için düğmeye bastı. Burada yapılan törende konuşan Erdoğan, yaklaşık 7 yıl önce iktidara geldiklerinde Türkiye’deki her alan için kendilerine yüksek hedefler belirlediklerini söyledi.
Article Category: Haberler
Tags: AK Parti, Atatürk, Atatürk kalksa, Atatürkçüyüz, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Erdoğan, Konya






SON OSMANLI FİLMİNİİZLEMEK İÇİN TIKLA
