Topics Güncel

Neden İsrail’e hiç ‘hayır’ diyemiyor?

İsrail yönetimi, işgal ettiği topraklarda 1100 yeni konut inşasını kabul ederek tüm dünyaya bir kez daha meydan okudu. ABD buna sadece cılız bir tepki gösterebildi. Peki neden dünyanın 1 numaralı süpergücü İsrail karşısında bu kadar aciz kalıyor?

Netanyahu’nun Doğu Kudüs’te 1100 yeni konut inşaası kararı, Filistinliler’in “müzakereler sırasında işgal topraklarında inşaatlar dursun” şartına karşı tam bir gövde gösterisi niteliğinde. Çünkü Doğu Kudüs, gelecekteki Filistin devletinin başkenti olarak kabul ediliyor ve bu konutların yapılacağı bölgenin iki devletli çözüm gerçek olduğunda Filistin yönetimine bırakılması planlanıyor. Hal böyleyken İsrail’in böyle bir karar almasına ABD’nin sert bir tepki göstermesi beklenirdi. Tabi Amerikan seçimlerine 13 ay kalmamış olsaydı…

Vatan gazetesinden Uğur Koçbaş’ın haberine göre; Obama yeniden seçilebilmek için Yahudi lobisine muhtaç ve eli kolu bağlı. Konut inşaası için Dışişleri Bakanı Hillary Clinton, “Faydadan çok zarar getirecek bir adım” ifadesini kullanırken ABD’nin asıl pozisyonu ise, “Filistinliler müzakerelere başlamak için konut inşaasının durdurulması şartından vazgeçsin” şeklinde oldu. Böylece İsrail’in gelecekteki Filistin devletinden toprak çalmaya devamı için de yeşil ışık yakıldı. Peki ABD’nin İsrail’e bu koşulsuz desteğinin sebebi ne? Cevabı basit: İsrail lobisi…

-ABD’de Yahudiler nüfusun sadece yüzde 2’sini oluşturmasına rağmen dolar milyarderlerinin %50’si Yahudi.

-Musevilerin %94’ü seçimler için kritik öneme sahip eyaletlerde yaşıyor.

-1990’dan beri Yahudi lobisinin seçim bağışı miktarı 56.8 milyon $. Arap lobisinin bağışı ise sadece 800 bin dolar.

‘MENDİL’ ÖRNEĞİ
-Obama’nın partisi Demokratlar’ın kampanya gelirlerinin yüzde 60’ı, Cumhuriyetçiler için yüzde 35’i Yahudi lobisi aracılığıyla elde ediliyor.

-ABD’de irili ufaklı 51 İsrail destekçisi lobi teşkilatı var. Amerika’nın en güçlü 3 lobisinden biri İsrail’in çıkarı için en büyük faaliyeti yürüten AIPAC. Bunun yanısıra ADL, American Jewish Congress, Israel Policy Forum, American Jewish Committee gibi etkin lobi örgütleri de milletvekili ve senatörleri 365 gün markajda tutuyor.

-AIPAC o kadar güçlü ki eski direktörü Steve Rosen, “Seçilmek isteyen bir ABD’li siyasetçinin İsrail karşıtı söylemlerde bulunması siyasi intihar olur. Şu elimdeki boş mendile bakın. 24 saat içinde size bu mendili üzerinde 70 ABD’li vekilin imzasıyla geri getiririm” diyebiliyor.

-Amerikan başkanları için seçime girmeden önce en önemli şart İsrail’e giderek Ağlama Duvarı’na el koyup basına poz vermek. George W. Bush henüz Teksas Valisi’yken adaylığını açıklamadan önce İsrail’e giderek poz vermişti. Şu anki başkan Barack Obama da Demokrat Parti’deki adaylık yarışı sırasında İsrail’e giderek başında kipa ile Ağlama Duvarı’nı ziyaret edip dünya basınına yukarıdaki pozu verdi.

HER İSRAİLLİ’NİN CEBİNE YILDA 500 DOLAR PARA KOYUYORLAR
Dünyanın en önemli üniversitelerinden Harvard Kennedy School of Government’ın dekanı Stephen Walt ve Chicago Üniversitesi’nden John Mearsheimer, 2006 yılında yayınladıkları 83 sayfalık rapor ile ABD’deki İsrail lobisinin gücünü ortaya koymuşlar ve okullarındaki görevlerinden olma tehlikesi ile karşı karşıya kalmışlardı. İkili raporda İsrail’in Amerika’yı her alanda ablukaya aldığını ve Amerikan yönetimlerinin İsrail’in çıkarına olmayacak hiçbir eyleme imza atamadıklarını kaydetti. Ve kıyamet koptu… Harvard tepkilere dayanamadı ve logosunu rapordan çıkardı. Walt’ı görevden aldılar. Olay Kongre’ye taşındı. Amerikalı Senatörler, makaleyi sert bir dille eleştirdi.

İşte ABD’de büyük tartışma yaratan raporun sonuçları:

-1973 Arap-İsrail Savaşı’nın ardından ABD, İsrail’e hiçbir ülkeye yapmadığı kadar yardım yaptı. Her yıl İsrail’e 3 milyar dolar yardımı sürdürüyor. Yani her İsrailli’nin cebine yılda 500 dolar koyuyor.

-ABD’nin en güçlü ikinci lobi grubu AIPAC bir “de-facto İsrail casusu” olarak faaliyet gösteriyor.

-Önemli basın organlarında 61 İsrail yanlısı yazar varken, İsrail karşıtlarının sayısı 5’te kalıyor. CNN’de İsrail’i eleştiren haber çıktığında 6 bin protesto maili yağıyor.

-3 büyük TV kanalının CEO’su Yahudi. 4 büyük film şirketi Yahudi sermayesinin elinde. New York Times başta olmak üzere ülkenin en büyük yayın grubu yine Yahudiler’e ait.

-ABD’deki önde gelen üniversitelerde profesörlerin yüzde 20’si, büyük hukuk firmalarında çalışanların yüzde 40’ı, yazar ve yönetmenlerin yüzde 59’u, ABD’nin en önemli 200 entelektüelinden yüzde 50’si Yahudi.

- ABD halkının yüzde 73’ü tarafsızlık istese de yönetimler İsrail’in güdümünde hareket ediyor.

PKK’nın en şahin ismi Fehman Hüseyin’in alt kadrolarla yaptığı telsiz konuşmaları ortaya çıktı

Terör örgütü yöneticilerinden ‘Bahoz Erdal’ kod adlı Fehman Hüseyin’in alt kadrolarla yaptığı telsiz konuşmaları, saldırılardaki asıl hedefin polis olduğunu ortaya koydu.

Zaman’dan İbrahim Doğan’ın haberine göre; Erdal’ın “Yeter ki bir polis ölsün, 50 sivil ölebilir. Hiç önemi yok.” dediği tespit edildi. Polisin teröre karşı hem istihbarî hem de operasyonel açıdan büyük mesafe kat etmesi, bu saldırıların temel sebebi olarak gösteriliyor.

ÖZÜR DİLENMESİ TAKTİK GEREĞİ

Eylül ayında 20 masum vatandaşı katleden terör örgütü PKK’nın, sivillerden özür dilemesinin taktik gereği olduğu ortaya çıktı. PKK’nın son dönemdeki saldırılarının arkasındaki isim olan ‘Bahoz Erdal’ kod adlı Fehman Hüseyin’in telsiz konuşmalarından alt kadrolara, “Yeter ki bir polis ölsün, 50 sivil ölebilir. Hiç önemi yok.” dediği tespit edildi. İstihbarat kaynaklarının elde ettiği bilgiye göre hedefte polis var; ancak terör örgütünün polis diye şüphelendiği herkes saldırı tehdidi altında. PKK’nın hedef tahtasına koyduğu polise yönelik saldırılarda, özellikle KCK operasyonlarının yapıldığı son 2 yılda büyük artış yaşandı. Örgüt, polis noktalarına saldırıyor, sokak ortasında polis infaz ediyor.

Hakkâri’de önceki gün PKK tarafından polis diye öldürülen Engin Yıldırım’ın kimya mühendisi olduğu ortaya çıktı. Siirt’te 20 Eylül’de içinde altı kadının bulunduğu araca silah ve roketlerle saldıran terör örgütü “Seyir halindeki bir araca, polislere ait olduğu düşünülerek gerillalarımız tarafından ateş açılmıştır.” denilmesi de hedefin polis olduğunu ortaya koyuyordu. Polisin teröre karşı hem istihbarî hem de operasyonel açıdan büyük mesafe kat etmesi, bu saldırıların temel sebebi olarak gösteriliyor.

DEVLET VURDU PROPAGANDASI

Suriye ve İsrail istihbaratı ile ilişkili olduğu iddia edilen PKK’nın Türkiye alanı sorumlusu Fehman Hüseyin, sivilleri vurduktan sonra örgüt aracılığıyla ‘devlet vurdu’ propagandası yürütüyordu. Ancak sivillere yönelik saldırılarda terör örgütünün fail olduğunun kamuoyu tarafından kabul edilmesi üzerine PKK ‘özür açıklaması’ yaptı. Terör örgütü PKK içinde Murat Karayılan da “Metropolde de eylem olsa, nerede olsa, tek bir sivilin zarar görmemesi bizim temel ilkemiz olacak. Geçmiş dönemde de oldu, ama artık olmayacak.” derken, Suriyeli Fehman Hüseyin, polis öldürmek için sivillerin öldürülmesini önemsiz görüyor. Suriyeliler PKK’nın üçte birini oluşturuyor ancak birçok terörist grubun komutanlığını onlar üstleniyor, Türkiyeli Kürtlerin örgüt içindeki ağırlığı geçmişe göre fazla değil.

SALDIRILARI SÜRDÜRÜN

Ayrıca istihbari kaynakların Fehman Hüseyin ile ilgili elde ettiği bilgilere göre telsiz aracılığıyla “Kış üstlenmesine gitmeyin, bulunduğunuz yerde kalın. Saldırıları sürdürün.” talimatı veriyor. PKK’nın alt kadrolarının bu talimata uygun bir şekilde Şemdinli, Çukurca gibi bölgelerde 100′erli gruplar şeklinde beklediği belirtiliyor. Bu grupların muhtemel saldırılar planladığı, aynı saldırıları kış aylarında da tırmandırarak sürdürebileceği yerel kaynakların elde ettiği bilgiler arasında. Hakkâri, Şırnak ile Muş-Diyarbakır arasındaki bölgelerde PKK’nın militanlarının üst bölgelerinin belli olduğu, hatta kamp noktalarına ulaşım yollarının bile aynı olduğu, buna rağmen TSK’nın bu bölgelere uzun süredir operasyon yapmadığı belirtiliyor. Öte yandan terör örgütünün bir süre önce kaçırdığı kaymakam adayının da operasyon yapılmayan bu bölgelerden Muş-Diyarbakır arasındaki

Türkiye Rusya’yı ezdi geçti

Eurovolley 2011′de Türkiye Rusya’yı parkeye gömdü. Eurovolley 2011 Türkiye Rusya Voleybol maçı sonucu. Eurovolley 2011′de Türkiye Kadın Volebyol Takımı Rusya’ı 3-0′la geçerek adını yarı finale yazdırdı…

Avrupa Kadınlar Voleybol Şampiyonası’nda Filenin Sultanları, tarihi başarılarla dolu son Dünya Şampiyonu Rusya’yı 3-0 mağlup ederek, tarihinde ikinci kez adını yarı finale yazdırdı.

Eurovolley 2011′de Türkiye, Rusya’yı 3-0 mağlup ederek tarihinde ikinci kez yarı finale yükseldi.

Karşılaşmanın ilk setinde 5-2 geriye düşen Filenin Sultanları, Motta’nın aldığı molanın ardından toparlanıp beraberliği sağlasa da Rusya, ilk teknik molaya 8-7 önde girdi. İlk teknik molanın ardından iyi bir başlangıç yapan Ay yıldızlı takım, Neslihan Darnel’in sayılarıyla rakibi karşısında 9-8 öne geçti. Farkı 4 kadar çıkartan Türkiye, Rusya’ya üst üste 3 sayı verse de ikinci teknik molaya 16-13 önde girdi. Bu teknik molanın ardından toparlanan Rusya, beraberliği yakaladıktan sonra 20-19 öne geçti. Büyük çekişmeye sahne olan bu sette, iki set sayısı kurtaran Filenin Sultanları, 26-25 üstünlüğü yakalarken, ilk seti de ekibimiz 27-25 önde tamamladı.

TÜRKİYE SERİYE BAĞLADI

Hücumda yaptığı hatalarla ikinci setin başlarında 4-1 geriye düşen Filenin Sultanları, farkı bir ara bire indirmeyi başarsa da Rusya, ilk teknik molaya 8-5 üstün girdi. Teknik moladan döndükten sonra 6-0′lık bir seri elde eden Türkiye, 11-8 üstünlüğü elde etti. Hücumda yapılan hataların üstüne basit hataların da eklenmesiyle farkı azaltan Rusya, ikinci teknik molaya da 16-15 önde girdi. İkinci teknik molanın ardından üst üste aldığı sayılarla öne geçen Filenin Sultanları, skoru 21-18′e taşıdı. Servis ve bloklardan alınan sayılarla skoru 24-19′a getiren Türkiye, üstünlüğünü devam ettirerek ikinci seti de 25-21 önde tamamladı ve 2-0 öne geçti.

ÜÇÜNCÜ SETTE DAHA İYİ OYNADIK

Üçüncü sette oyuna iyi bir başlangıç yapan Filenin Sultanları, ilk teknik molaya 8-5 önde girdi. Üstünlüğünü devam ettiren Ay yıldızlı takım, toparlanan Rusya karşısında ikinci teknik molaya 16-13 önde tamamladı. İkinci teknik molanın ardından rakibi karşısında etkili oyununu devam ettiren Filenin Sultanları, bu seti de 25-19 kazandı ve 3-0′la yarı finale yükseldi.

Filenin Sultanları’nın yarı finalde Polonya-Sırbistan maçının galibi ile 1 Ekim’de Belgrad’da oynayacak.

Melih Gökçek’in Ortadoğu gazetesinde yayınlanan bir köşe yazısına ilişkin açtığı tazmina davası mahkeme tarafından reddedildi.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek’in, Ortadoğu gazetesinde yayımlanan ve Yıldıray Çiçek tarafından kaleme alınan bir köşe yazısında, “kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu” iddiasıyla açtığı tazminat davası reddedildi.

Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülen davanın karar duruşmasına, Gökçek’in avukatı Fatih Atalay ile Ortadoğu gazetesi ve Yıldıray Çiçek’in avukatı Hamit Kocabey katıldı.

Avukat Atalay, dava konusu yazıda, müvekkiline “hakaret edildiğini ve kişisel haklarına saldırıda bulunulduğunu” savunarak, davanın kabul edilmesini talep etti.

Avukat Kocabey ise yazının, “eleştiri sınırları içerisinde kaldığını” ileri sürerek, davanın reddini istedi.

Yargıç İlyas Oruç, davanın reddine karar verdi.

Davanın dilekçesinde, Ortadoğu gazetesinde 14 Ağustos 2010 tarihinde yayımlanan ve Yıldıray Çiçek tarafından kaleme alınan “Alparslan Türkeş’in Adını Kirli Ağızlarınıza Almayın” başlıklı yazıda, Gökçek’in “kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu” iddia edilmişti.

Dilekçede, gazete ve Çiçek’ten, yasal faiziyle birlikte 10 bin lira manevi tazminat talep edilmişti

17 Haziran 2011′den itibaren kredi kartı borcunu bir takvim yılı içinde üç defa yüzde 50′sine kadar ödeyenlere nakit çekimi yasağı uygulanacak

Bankanız 17 Eylül’den itibaren kredi kartınızla nakit çekmenize izin vermeyecek. Ayrca kredi kartı limitinizi de artırmayacak. Neden mi? Çünkü Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun 17 Aralık 2010 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanan yönetmeliği Banka Kartları ve Kredi Kartları Hakkında Değişiklik Yapan Yönetmeliği bunu gerektiriyor.

Halen Türkiye’de yaklaşık 18 milyon kişide 50 milyon kredi kartı bulunuyor. Yaklaşık 10 milyon kişi, kart borcunun yalnızca asgari tutarını ödeyerek günü kurtarmaya çalışıyor. Milyonlarca kişi de borcunun tamamını değilse de bir bölümünü ödeyerek bütçesini döndürmeye çalışıyor. Bankaların takibe düşen alacaklarının yüzde 20′sini ise kredi kartı borçlarından kaynaklanan alacaklar oluşturuyor.

17 EYLÜL’DE NE OLACAK?
Yönetmeliğe göre, 17 Haziran 2011′den itibaren kredi kartı borcunu bir takvim yılı içinde üç defa yüzde 50′sine kadar ödeyenlere ‘nakit çekimi yasağı’ uygulanacak. Ayrıca kart limitleri de artırılmayacak. Bu yasak tüm borcun kapatılmasına kadar da devam edecek. 17 Haziran’dan itibaren 3 aydır kart borcunu yarısına kadar ödeyenler için 17 Eylül itibariyle nakit çekim yasağı başlayacak.

YETERİNCE BİLGİLENDİRİLMEDİK
Tüketici örgütleri yeni uygulama konusunda kart kullanıcılarının yeterince bilgilendirilmediğini, tüketicinin tefecilerin kucağına itildiğini ileri sürüyor. Bazı bankacılar tüketici örgütlerinin bu iddialarının haklı olduğunu savunurken, bazı bankacılar da uygulamanın doğru olduğunu belirtiyor. Üst düzey bir banka yöneticisi, “Bu hem bankayı hem de kart kullanıcısını disipline eden bir düzenleme. Tüketiciye, kart borcunu ödeyemiyorsan, limitini yükseltmem, nakit çekmene de izin vermem, taa ki borcunu kapatana kadar, mesajıdır. Zaten bir ihtiyaç için kredi kartından nakit çekmek akıllıca bir davranış değildir. Bunun yerine ihtiyaç kredisi kullanımı en sağlıklısıdır” diyor.

Bu düzenlemeyle BDDK’nin bankalara da mesaj verdiğini belirten bankacı, yeni kriz çanlarının çaldığı bir dönemde bankaların risk alırken daha dikkatli olmaları gerektiğine dikkat çekti. Bazı bankaların, vatandaşın kredi kartı borcunun asgarisini ödemesini teşvik edercesine hareket ettiğini, bu sayede yüksek faizden para kazanma hesabı yaptığını anlattı. Ancak orta ve uzun vadede bu durumun banka için de sürdürülemez olduğunu söyledi.

ASGARİ ÖDEME ORANI DA DEĞİŞECEK
Aralık’ta yayımlanan bu yönetmelik kredi kartı borçlusunun yüzde 20 olan asgari ödeme oranını da yükseltiyor. Yeni kredi kartı alacak olanlar için asgari ödeme tutarının yüzde 40 olarak uygulanmasını öngören yönetmelik, mevcut kart sahipleri için de kademeli bir artış getiriyor.

Buna göre kredi kartı limiti 5 bin liraya kadar olanlar için yüzde 20′lik asgari ödeme oranı, 1 Ocak-31 Aralık 2012 tarihleri arasında yüzde 22′ye; 1 Ocak 2013′ten itibaren ise yüzde 25′e yükselecek.

Kart limiti 5 bin ila 15 lira arasında olanlar içinse asgari ödeme tutarı 1 Temmuz’dan itibaren yüzde 22′ye yükseldi. 1 Ocak’tan itibaren ise yüzde 25 olacak.

Kart limiti 15 ila 20 bin arasında olanların ise 1 Temmuz’da yüzde 22′ye yükselen limitleri, 1 Ocak 2012′de yüzde 25′e çıkacak. 1 Temmuz 2012′den itibaren yüzde 28; 1 Ocak 2013′ten sonra ise yüzde 30 olarak uygulanacak.

Kart limiti 20 binin üzerinde olanların da yüzde 22′ye yükselen limitleri 1 Ocak’tan geçerli olmak üzere yüzde 25; 1 Temmuz’dan itibaren yüzde 28 olacak. 1 Ocak 2013′ten itibaren yüzde 30; 1 Temmuz 2013′ten sonrası ise yüzde 35′e yükselecek.

İşte asgari ödeme oranları:

Kredi kartı limiti 0 TL – 4.999 TL arasında olan kredi kartları için :

17.12.2010 – 31.12.2011 tarihleri arasında %20

01.01.2012 – 31.12.2012 tarihleri arasında %22

01.01.2013′ten itibaren %25

Kredi kartı limiti 5.000 TL – 14.999 TL arasında olan kredi kartları için:

17.12.2010 – 30.06.2011 tarihleri arasında %20

01.07.2011 – 31.12.2011 tarihleri arasında %22

01.01.2012′den itibaren %25

Kredi kartı limiti 15.000 TL – 19.999 TL arasında olan kredi kartları için:

17.12.2010 – 30.06.2011 %20

01.07.2011 – 31.12.2011 %22

01.01.2012 – 30.06.2012 %25

01.07.2012 – 31.12.2012 %28

01.01.2013′den itibaren %30

Kredi kartı limiti 20.000 TL ve üzeri olan kredi kartları için:

17.12.2010 – 30.06.2011 %20

01.07.2011 – 31.12.2011 %22

01.01.2012 – 30.06.2012 %25

01.07.2012 – 31.12.2012 %28

01.01.2013 – 30.06.2013 %30

01.07.2013 – 31.12.2013 %35

Kılıçdaroğlu, hükümetin İsrail ile ilgili politikasını eleştirerek, “İsrail isteseydi parayla böyle bir avukat bulamazdı

  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, hükümetin İsrail ile ilgili politikasını eleştirerek, “İsrail isteseydi parayla böyle bir avukat bulamazdı. Recep Tayyip Erdoğan, bu avukatlığı üstlendi. İsrail’in eli, uluslararası arenada güçlendi” dedi.



Kılıçdaroğlu, CHP Grup Başkanvekili Emine Ülker Tarhan’ın kızı Tuğçe Tarhan ile eski DSP Genel Başkanı Zeki Sezer’in oğlu Serkan Sezer’in nikah törenine katıldı.

Törenin ardından gazetecilerin sorularını yanıtlayan Kılıçdaroğlu, bir gazetecinin “Twitter’dan yazdığınız Gazze ile ilgili mesaja, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın bir yanıtı oldu. Değerlendirmeniz nedir?” sorusu üzerine, Başbakan Erdoğan’ın, “Gazze’ye yardım götürecek Türk Savaş Gemilerine eşlik edeceği” şeklinde açıklama yaptığını, kendisinin de bu açıklamadan memnuniyet duyduğunu söyledi.

Başbakan Erdoğan’a, “Eğer Gazze’ye kadar giderseniz, sizi alnınızdan öpeceğim” dediğini anımsatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Başbakan’dan şu yanıtı bekliyordum: Ey Kılıçdaroğlu, göreceksin ben gemilerimizi Gazze’ye kadar götüreceğim. Oysa tam tersine, hakaret içeren bir sürü söylem. Bir başbakana yakışmayacak bir üslup. Alnının temiz olduğunu söylüyor, onun alnının temiz olduğunu kim kabul ediyor? Deniz Feneri’nin kirliliği onun alnında. Elleri de temiz değil. Kul hakkı yiyen kişinin, kul hakkını yiyenlerin sırtını sıvazlayan kişinin alnı temiz olmaz. Bunu bütün Türkiye biliyor. ”

Erdoğan’ın seçim sırasında, “Ben Gazze’ye Mavi Marmara’yı tekrar göndereceğim” dediğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Gönderdi mi? Hayır göndermedi. Çünkü halka yalan söylüyor. Artık yalan söylemeyi bir kural haline getirmiş. ‘Ben bunu söyledim ama yapamıyorum’ diyemiyor. Onun yerine hakareti tercih ediyor. Bu da klasik bir Recep Tayyip Erdoğan davranışı” diye konuştu.

-”ERDOĞAN, LİEBERMAN’A HİÇBİR ŞEY SÖYLEMEDİ”-

CHP Lideri, “İsrail Dışişleri Bakanı Bakanı Avigdor Lieberman’ın, Türkiye’ye yönelik bazı yaptırımlar olacağı yönünde açıklamaları vardı. Düşünceniz nedir?” sorusu üzerine, bu konudaki en sert tepkiyi kendisinin ve partisinin verdiğini söyledi.

Bir tek AK Parti’linin çıkıp da tepki göstermediğini ileri süren Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

“Bu da çok önemli bir olay. CHP’ye gelince her türlü hakareti yaparlar ama Lieberman’a karşı şu ana kadar Erdoğan, hiçbir şey söylemedi, Dışişleri Bakanı hiçbir şey söylemedi. Tepkiyi gösteren yalnızca TBMM Başkanı, ben ve CHP. Bu ne demektir? Bunların gerçek anlamda İsrail’in avukatlığını üstlendikleri anlamına gelir. Siz bir dış politika izliyorsunuz. Allah aşkına şuna bakar mısınız? İzlediğiniz dış politikanın bir sonucu olarak Gazze ablukasına uluslararası meşruiyet kazandırdınız. İsrail’in elini güçlendirdiniz. İsrail isteseydi parayla böyle bir avukat bulamazdı. Recep Tayyip Erdoğan, bu avukatlığı üstlendi. İsrail’in eli uluslararası arenada güçlendi. Ben bunu söylüyorum, o dönüp bana hakaret ediyor. O raporu sen istemedin mi? O raporun hazırlanması için sen girişimde bulunmadın mı? Özdem Sanberk’i sen atamadın mı? Bu rapor hükümetin elinde kaç aydır var?

Neresinden bakılırsa dış politikası felaket olan bir durumdayız. Öyle hakaretlerle küfürlerle sokak ağzıyla konuşmak bir ülkenin başbakanına yakışmıyor, ama Recep Tayyip Erdoğan’a yakışıyor, neden? Çünkü onun bilgi düzeyi, kültür düzeyi, espri düzeyi bunu kavrayacak yeterlilikte değil. Kendisi de zaten böyle bir konumda değil. Hakaret ederek olayları geçiştirmeye çalışıyor. Hiç meraklanmasın, ben söz verdim Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarına, Recep Tayyip Erdoğan’ın ne kadar hakaret ederse etsin gerçek yüzünü halka göstereceğim. ”

-”DAVA AÇILACAK”-

Bir başka gazetecinin “Dava açmayı düşünüyor musunuz?” sorusuna da Kılıçdaroğlu, “Açılacak. Benim dudaklarım da temiz geçmişim de temiz, ellerim de temiz. Kirli olanlar, zaten bu tür ifadeleri kullanırlar. Temiz adam böyle bir şey kullanır mı, düzgün insan böyle bir şeyi kullanır mı, ahlaklı insan bu tür laflar kullanır mı? Onların hepsi Recep Tayyip Erdoğan’ın kültüründen geliyor zaten. Ahlakından geliyor, temiz olmamasından geliyor, geçmişinin temiz olmamasından geliyor. Olay bu” yanıtını verdi.

Bedelli askerlik ile ilgili soruyu da yanıtlayan Kılıçdaroğlu, parlamentonun şu an kapalı olduğunu, bazı milletvekillerinin bu yönde teklifleri bulunduğunu belirterek, “Açıldığı zaman gerekli işlemi görür” dedi

Erdoğan’ın yarınki Mısır ziyaretinde merak edilen konulardan biri de Gazze’ye gidip gitmeyeceği; Erdoğan bu ziyaretin er ya da geç gerçekleşeceğini söyledi

Başbakan Erdoğan’ın “Gazze’ye giden Türk gemileri korunacak” sözlerinin de yer aldığı açıklaması, geçtiğimiz hafta içinde dünya medyasında da yer bulmuştu.

Erdoğan’ın El Cezire’ye verdiği röportajın tamamını bugün Anadolu Ajansı geçti.

Sıcağı sıcağına manşetlere çıkan bölüm dışında, açıklamada dikkat çeken noktalardan biri, Erdoğan’ın, “Rabbim izin verirse er veya geç Gazze’ye gideceğim” sözleri oldu.

Erdoğan, Mısır’a yapacağı ziyaret çerçevesinde Gazze’yi de ziyaret edip etmeyeceği yönündeki bir soru üzerine, ”Şu anda arkadaşlar gerekli çalışmaları yapıyor. Lüzumsuz gerilimden yana değiliz ve bunu Mısırlı kardeşlerimizle de görüşüyoruz. Mutabık kalmamız halinde, evet.

Ben Gazze’deki kardeşlerimin bizi beklediğini biliyorum. Ben de Gazze’nin özlemi içerisindeyim, hasreti içerisindeyim. Bu arada birçok arkadaşlarımı ben Gazze’ye gönderdim. Gidiyorlar, geliyorlar ama er veya geç Gazze’ye inşallah Rabbim ömür verirse gideceğim” diye konuştu.

Erdoğan’ın açıklamalarından bölümler:

— BM Genel Kurulu, BM Güvenlik Konseyi’nin almış olduğu kararlara hiçbir zaman uymadı. İsrail’de bir şımarık çocuk havası var İsrail’de… Mavi Marmara aslında bu bir savaş nedenidir. Fakat biz Türkiye’nin büyüklüğüne yakışanı yapalım diyerek, bunu sabırla karşıladık…

— İsrail bugüne kadar yapmış olduğu uygulamaların, yanına kar kalmayacağını görmesi lazım, görecek.

— İsrail hala özür dilememekte direniyor, tazminat ödememekte direniyor, Gazze’ye ambargoyu kaldırmakta direniyor. Bu siyasi emelleriyle, Türkiye ile olan ilişkilerini de yokluğa mahkum etmiştir ve kendini de ayrıca yalnızlığa mahkum etmiştir. Şu anda Batı da artık İsrail’e farklı bakmaya devam ediyor.

— İsrail şunu bilecek; işgalle, tehditle hiçbir yere varılamaz. Bunu görmesi lazım. Şu anda Filistin’le olan münasebetlerinde, Filistin’e yönelik, işgal ettiği topraklardan tamamen çekilmesi lazım…

— Biz tabii bunlara ne telkin ettiysek, zaten tersini yapıyorlar ve orada adeta yönetimde ciddi bir akıl tutulması var. Önce bundan kurtulmaları lazım ve üst yönetimde bir defa ciddi sıkıntı var. Yani birbirleriyle olan aradaki görüşmeler, danışmalar ne getirir, ne götürür… Bunu tabii İsrail halkı sorgulamaya başladı. 450 bin İsrailli yürüdü, miting yaptı. Demek ki İsrail halkı da bu süreçten rahatsız.

— Türkiye İsrail için bölgede önemli bir ülkeydi. Şu anda artık Türkiye’yi kaybediyor, böyle bir durumla karşı karşıya. Bu artık kendi bilecekleri bir iştir ve biz söylüyoruz; özür dilemedikçe, tazminat ödemedikçe, Gazze’ye ambargo kaldırılmadıkça, arık İsrail için Türkiye yoktur.

Aralarında, Ankara Ülkü Ocağı Başkanı Necmi Yıldırım’ın da bulunduğu gasp çetesi mini etekli, küpeli ve uzun saçlı öğrencilere saldırıyordu!

ANKARA’da, ’gasp, yaralama, tehdit, şantaj, öğrencilerden haraç toplama, darp’ gibi suçlara karıştıkları iddia edilen çeteye yönelik yapılan operasyonda, aralarında Ankara Ülkü Ocağı Başkanı Necmi Yıldırım’ın da bulunduğu 36 kişi gözaltına alındı.

Çetenin, üniversitede küpeli ve uzun saçlı erkekleri, mini etek giyen kızları tehdit ettikleri, Ramazan ayında oruç tutmayan öğrencileri de dövdükleri iddia edildi. Çetenin, PKK terör örgütünün Silvan saldırısından sonra BDP Genel Merkezi’ne yönelik saldırı da planladıkları öne sürüldü.

Ankara Özel Yetkili Cumhuriyet Savcısı Mehmet Özgür tarafından yürütülen soruşturma kapsamında Ankara Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube ekipleri, çeteye yönelik operasyon başlattı. Yaklaşık 8 aylık teknik takip sonrası yapılan operasyonda, Ankara Ülkü Ocağı Başkanı Necmi Yıldırım, yardımcıları Ahmet Y., Coşkun D., ’fakülte reisleri’ olarak anılan Şeref D., Sait B. ile Ülkü Ocağı üyesi 21 öğrenci olmak üzere, toplam 36 kişi gözaltına alındı.

SÜİKAST SİLAHI, CASUS KULLAKLIK, SAMURAY KILICI ELE GEÇİRİLDİ

Operasyonda, Ankara Ülkü Ocakları merkezi de dahil olmak üzere 40 ev ve işyerinde yapılan aramalarda, adeta cephanelik ele geçirildi. Baskında 10 ruhsatsız tabanca, 6 av tüfeği, 7 kuru sıkı tabanca, sallama tabir edilen bıçaklar, samuray kılıcı, telsiz, polis copu, elektro şok cihazı, göz yaşartıcı sprey, çok sayıda senet, silahlara ait fişek ve kurşunlar, çok sayıda bilgisayar ve laptop, flaş bellekler, hafıza kartları ele geçirildi.

Bu arada ele geçirilen malzemeler arasında bir süikast silahı ile ’casus kullaklık’ diye tabir edilen yakın mesafe kulak içi dinleme cihazı ve komiser apoletlerinin ele geçirilmesi dikkat çekti.

Şüphelilerin, ele geçirilen casus kulaklık ile başta KPSS’lerde olmak üzere diğer sınavlarda kopya iddialarına da karışıp karışmadıkları araştırılıyor.

KÜPELİ VE MİNİ ETEKLİ ÖĞRENCİLERE DAYAK

Çete üyelerinin, Ankara’daki üniversitelerde küpeli ve uzun saçlı erkekleri tehdit ederek dövdükleri iddia edildi. Gazi Üniversitesi’nde küpeli bir öğrenciyi kazan dairesine çeken çete üyelerinin, küpeyi çekip öğrencinin kulak memesini kopardıkları kaydedildi.

Bu arada çete üyelerinin mini etek giyen kızları da tehdit ettiği, dikkate almayan kız öğrencileri tartakladığı iddia edildi.

Ramazan ayında oruç tutmayan öğrencileri de tehdit eden çete üyelerinin, bu öğrencileri de tehdit ederek tartakladıkları öne sürüldü.

Teknik takibe takılan ve oruç tutmayan öğrencileri döven çete üyelerinin, kendilerinin oruç tutmadığı ve Ramazan ayında içki içtikleri de polis kayıtlarına geçti.

BDP GENEL MERKEZİ’Nİ TARAYACAKLARDI

Çetenin, PKK terör örgütünün Silvan saldırısından sonra BDP Genel Merkezi’ne yönelik saldırı da planladıkları öğrenildi. Polisin teknik- takibine takılan çete üyelerinin, olayın meydana geldiği günün akşamı BDP Genel Merkezi’ni ağır silahlarla taramak istedikleri, ancak polisin burada aldığı geniş güvenlik önlemlerini gördükten sonra bu planlarından vazgeçtikleri ortaya çıktı.

MİLLETVEKİLİNE TEHDİT

Ülkücü çetenin, MHP eski Ankara Milletvekili Sedat Çevik’i de tehdit ederek para istedikleri öne sürüldü. Çeteye para vermek istemeyen Çevik’in, devreye MHP’den milletvekilleri sokup, tehditlerden kurtulmak için çabaladığı kaydedildi.
Bu arada çetenin, gezi düzenleyerek üniversite öğrencilerini bu gezilere katılmaları konusunda zorladıkları, öğrencilerden fazladan para toplayarak haksız kazanç elde ettikleri belirtildi.

DÖVÜP FAALİYET RAPORU HAZIRLAMIŞLAR

Polisin Ülkü Ocakları Ankara İl Başkanlığı’nda yaptığı aramada ise ilginç detaylara ulaşıldığı öğrenildi. Çetenin karıştığı olayları tutanağa geçerek rapor halinde, başkanlığa sundukları görüldü. Üniversite reislerinin dövdükleri öğrencileri veya karıştıkları olayları tüm detaylarıyla rapor haline getirerek başkanlığa ilettikleri kaydedildi. Ülkücü çetenin, karıştıkları olaylara ait güvenlik kameralarının görüntülerini de üniversite yönetimine baskı kurarak sildirdikleri belirtildi.
Bu arada olayların merkezi olan Gazi Üniversitesi’nin genel sekreteri ve sekreter yardımcıları da emniyete konuyla ilgili bilgi verdikleri öğrenildi. Üniversite yönetimin operasyonda memnuniyetlerini dile getirdiği, “Elinize sağlık, bunlardan bıkmıştık, bizi de kurtardınız” dediği kaydedildi.

Öte yandan soruşturmayı yürüten Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, üniversitelerdeki ülkücü reislerinin bağlantılı olduğu üniversite hocalarına yönelik de operasyon gerçekleştireceği belirtildi.

ŞÜPHELİLER ADLİYE’DE

Şüpheliler, ’eğitim hakkını engeleme, hurriyeti tahdit, öğrencilere baskı kurmak süretiyle darp, haraç, tehdit, adam yaralama, üniversitede düzenlenen faaliyetlerden haksız gelir elde etme, çek- senet tahsilatı’ suçlamalarıyla mahkemeye sevk edildi.