Topics Google

Google hızla yükseliyor…

Google şimdi de ABD’nin dev cep telefonu üreticisini satın aldı!

Google, ABD’li cep telefonu üreticisi Motorola’nın cep telefonu birimi için 12.5 milyar dolar nakit para ödeyeceğini açıkladı.

Değeri şu anda 35 milyar doların üzerinde olan dev arama motoru Google’ın bu şekilde, en büyük rakiplerinden biri olarak gösterilen Apple ile cep telefonu rekabetini güçlendirmek istediği belirtildi. Her iki şirketten de anlaşmaya varıldığına yönelik açıklamalar yapıldı.    

Google CEO’su Larry Page, bu anlaşmanın Google’ın işletim sistemi Android’i kullanan cep telefonları pazarını güçlendireceğini açıkladı.  Google bu anlaşmayla Android telefonlarını üreten şirketlerden birçoğunun kontrolünü ele geçirmiş oldu.  

Google, anlaşmanın 2011 sonunda ya da en geç 2012’de tamamlanacağını ve Motorola Mobility’i ayrı bir birim olarak işletmeye devam edeceklerini açıkladı.

Deniz Feneri e.V. soruşturması kapsamında Ahmet Coşar serbest bırakıldı. 4 kişi tutuklama istemiyle mahkemeye sevk edildi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının yürüttüğü  Almanya’daki “Deniz Feneri e.V.” bağlantılı soruşturma kapsamında gözaltına  alınan 5 kişiden 4′ü tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk edildi.

Soruşturmayı yürüten cumhuriyet savcılarınca sorguları tamamlanan  zanlılardan Ahmet C. serbest bırakılırken, diğer zanlılar İzzet K, Hakkı S,  Nurgül G. ve Mehmet Sıddık B’nin, tutuklanmaları istemiyle mahkemeye sevk  edilmelerine karar verildi.

Zanlılar, Nöbetçi Ankara 5. Sulh Ceza Mahkemesinde hakim karşısına  çıkartılacak.

MERSİN’in Erdemli İlçesi’nde bir tatil sitesinde havuza haşema ile girmesine izin verilmediğini ileri süren 32 yaşındaki Şelale Akdoğan, suç duyurusunda bulundu.

Türkiye Harp Malulleri Gazi Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Gaziantep Şube Başkanı 38 yaşındaki Abdulkadir Akdoğan eşi ve 3 çocuğuyla birlikte yazlık dairelerinin bulunduğu Mersin’in Erdemli İlçesi Kargıpınarı Beldesi’ndeki Altınkum Sahil Sitesi’ne gitti. 28 Temmuz 2011’de serinlemek için sitenin ortak kullanılan havuzuna haşemayla girmek isteyen Şelale Akdoğan’ın yanına gelen bir görevli iddiaya göre, “Haşemalı havuza almıyoruz. Giremezsiniz” dedi. havuza girmeyen Şelale Akdoğan, çocuklarını da alarak yazlık dairesine döndü. 

’ÇOĞUNLUK İSTEMEDİĞİ İÇİN’   

Bu durum üzerine site yönetimiyle görüşmeye giden Abdulkadir Akdoğan’a, ’Site sakinlerinin çoğunluğunun haşema ile havuza girilmesini istemedikleri’ için böyle bir karar aldıklarını söylediği öne sürüldü. Akdoğan ailesi ertesi sabah tatillerini yarıda keserek Gaziantep’e döndü.

SAVCILIĞA SUÇ DUYURUSU

Şelale Akdoğan eşiyle birlikte hukuki destek için İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği’nden (MAZLUMDER) yardım istedi. Akdoğan, Mersin Erdemli Cumhuriyet Savcılığı’na gönderilmek üzere Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı’na ’Anayasal güvence altına alınan mülkiyet hakkının kullandırılmaması ve temel hak ve özgürlüğümün kısıtlanması’ suçlamasıyla site yönetimi hakkında suç duyurusunda bulundu.

Gaziantep Adliyesi önünde bir basın açıklaması yapan Şelale Akdoğan, 11 yıldır bu siteye tatile geldiğini ancak ilk kez böyle bir durumla karşılaştığını öne sürerek, “Haşema giyenlere ’Uzaylı’ diye isim takmışlar. Sadece ben değil, haşema giyenlerin hepsi mağdur. Onlar da benim gibi site yönetimi hakkında suç duyurusunda bulunacak” dedi.

Akdoğan ailesinin avukatı Sabri Sayan da, müvekkilinin keyfi bir tutumla karşı karşıya kaldığını belirterek, “Bir sonuç alamazsak konuyu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne taşıyacağız” diye konuştu.

”Alarm” operasyonu davasında 9 tahliye

Araba hırsızlığı çetesinin yargılandığı “Alarm” davasında savcı 100 ile 465 yıl arasında cezalar talep etti. Ama dokuz sanık da tahliye oldu .

Özellikle Ergenekon ve Balyoz davalarındaki tutukluluk sürelerinin sıkça tartışılırken, otomobil hırsızlığı şebekesini hedef alan “Alarm” operasyonun ilk duruşmasında ilginç bir karar çıktı. Mahkeme, soruşturmayı yürüten savcının örgüt lideri için 465 yıl, bazı çete üyeleri için ise 100 ila 180 yıl arasında değişen cezalar talep ettiği davanın ilk duruşmasında, dokuz aydır tutuklu bulunan dokuz sanığı tutuksuz yargılanmak üzere serbest bıraktı. Mahkeme, sanıkların, “kaçma şüpheleri olmayışı”, “delillerin karartılma ihtimali bulunmayışı” ve “tutuklu kaldıkları süreyi” göz önüne alarak tahliye edilmelerine hükmetti.
Ankara Emniyeti Asayiş Şube Müdürlüğü Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekiplerince beş ilde otomobil hırsızlığı yaptığı ileri sürülen şebekeye yönelik olarak Ekim 2010’da gerçekleştirilen “Alarm” operasyonunda 17 kişi gözaltına alınmıştı. Örgüt lideri “Ağa” lakaplı H.E. ve hiçbir resmi belgede ismi bulunmadığı için “Hayalet” olarak anılan İ.E.’nin de aralarında bulunduğu dokuz zanlı tutuklanarak cezaevine gönderilmişti.

“44 otomobil çaldılar”
Şebekenin, çaldıkları otomobilleri hırsızlara karşı korumak için alarm takdırdığı da ortaya çıkmıştı. Polis bu nedenle operasyona “Alarm” ismini vermişti.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı yedi sanıklı iddianamede zanlıların çaldığı her bir otomobil için ayrı ayrı ceza talep etti. Savcı, 44 otomobili çaldığı ileri sürülen şebekenin lideri H.E. için toplam 465 yıl,  yönetici İ.E. için ise 178 yıl hapis talep etti. Şebekenin diğer üyeleri için de 100-180 yıl arasında cezalar istendi.
15 Temmuz’da ilk duruşma için 19. Asliye Ceza Mahkemesi sanıkları tahliye etti. Mahkemenin karar metninde “Sanıkların tutuklu kaldıkları süre, delillerin büyük ölçüde toplanmış olması, toplanan delillerin mahiyeti itibarıyla karartılma ihtimalinin bulunmayışı, sabit ikametgah sahipleri oluşları ve kaçma şüphesini oluşturacak olguların yokluğu göz önüne alınarak tutuklu sanıkların tahliyeleri, için Cumhuriyet Savcılığı’na yazı yazılmasına karar verildi” denildi.

Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın hedefinde GOOGLE var

Cari açıkla savaş kapsamında ABD’ye çıkrama yapacak Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, teknoloji devleriyle görüşecek. Çağlayan, bu gezide Apple, Google ve Microsoft gibi devlerle görüşeceğini belirterek, bu şirketlerin üretimlerini Türkiye’de yapmasına dönük çağrıda bulunacağını kaydetti.

Başbakan başkanlığında önceki gün yapılan ekonomi zirvesinden ‘cari açığa kalıcı çözüm bulunacak’ kararı çıkarken, Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan da cari açık turuna çıkıyor. Bu kapsamda ABD’ye gidecek olan Çağlayan, gezisinde, yüksek ithalat nedeniyle cari açığı tırmandıran bilişim ve teknoloji sektörüne odaklanacak. Konuya yönelik olarak AKŞAM’a bilgi veren Çağlayan, Güney Kore gezisinin ardından gündeminde Vietnam, Hindistan ve Suudi Arabistan gezileri olduğunu belirtti. Çağlayan, ajandasında büyük önem verdiği bir diğer gezinin de ABD ziyareti olduğunu kaydederken, ‘Amerika’ya gidiyoruz. San Francisco ve Seattle’a gideceğim. Bilişim sektörüne özel bir gezi olacak. Microsoft, Google, Apple… Aklınıza ne gelirse tüm şirketlerle görüşeceğim. Arkadaşlarım şu an randevuları ayarlıyor’ dedi. Çağlayan, ayrıca ABD’deki odalar ve işadamlarıyla da bir araya geleceğini ifade ederken, ‘Pek çok bilişim şirketi Türkiye’de yatırım yapmak istiyor. Biz de onları Türkiye’de yatırıma davet edeceğiz’ dedi. Çağlayan, bu şirketlerin Türkiye’de üretim yapması yönünde girişimleri olacağını aktardı. Çağlayan, gezisinde küresel gerginliğe yönelik temaslarda da bulunacağını aktardı.

Türk Dünyası Kurultayı düzenleyecek
Ekonomi Bakanlığı ile birlikte yabancı sermayeye dönük çalışmaların da kendisine bağlandığını anımsatan Çağlayan, bu kapsamda yıl bitmeden Yatırım Danışma Konseyi (YDK), Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu (YOİKK) gibi kurumları da toplamak istediğini aktardı. Çağlayan, TOBB ile birlikte de Türk Dünyası Kurultayı düzenleyeceklerini söyledi.

YDK’ya IMF ve Dünya Bankası da geliyor
ÇAĞLAYAN, seçimler nedeniyle yurtdışından dev yatırımcıların davet edildiği YDK’nın toplanamadığını anımsatarak, bu yıl içinde mutlaka konseyi toplamak istediklerini söyledi. Çağlayan, YDK’ya Başbakan Tayyip Erdoğan’ın başkanlık ettiğini anımsatarak, Başbakan’ın takvimine uygun bir tarih belirlemeye çalıştıklarını bildirdi. Çağlayan, toplantıya, IMF ve Dünya Bankası başkanlarının da çağrılacağını söyledi.

Herkesin peşinde koştuğu güzel manken travesti çıktı !

İngiltere’de ilginç bir medya skandalını konuşuyor. Bir evlilik programında 22 yaşındaki seksi mankeni tavlamak için yarışan 5 erkek yarışmacı inanılmaz bir şok yaşadı.

SEKSİ MANKEN TRAVESTİ ÇIKTI!

İngiliz Sky televizyonunda , Türkiye’de yayınlanan “Biz Evleniyoruz” programının benzer Find Me A Man There’s Something About Miriam adlı yarışmada travesti şoku yaşandı. Meksika asıllı 22 yaşındaki seksi mankeni tavlayarak 10 bin sterlinlik ödüle konmak için yarışan 5 erkek, genç kızın aslında düşündükleri gibi bir kadın olmadığını öğrenince büyük bir şok yaşadı.

Yarışmacı erkekleri karşısına alan 22 yaşındaki güzel manken kadın olmadığını söyleyince yarışmacılar ne yapacalarını şaşırdılar.

Ölümün şerefine içti

Zonguldak’ta alkol alıp girdiği denizde boğulan, hastanede yapılan 1 saatlik müdahale ile yeniden hayata döndürülen 26 yaşındaki Olgun Güneş, kurtarılamadı.

Güneş’in, rakı içerken çektirip sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki sayfasına koyduğu fotoğrafının altına, “İçmek bana yakışıyor’ yazması dikkat çekti.

İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden mezun olan ve 5 ay önce askerden gelen Olgun Güneş, önceki gün akşam saatlerinde aynı yaştaki arkadaşı Özgür Erkal ile Zonguldak Limanı’nın arkasındaki kayalıklara giderek bira içmeye başladı. Güneş, bir süre sonra arkadaşının uyarısına rağmen kıyafetlerini çıkarıp 3 metrelik kayalıklardan denize atladı. Kısa süre yüzdükten sonra kayalıklardan tırmanarak denizden çıkmak isteyen Güneş, bu sırada çarpan dalganın etkisiyle yeniden denize düştü. Alkolün de etkisiyle kendini toparlayamayan Güneş, dalgaların arasında çırpınarak boğuldu. Dalgalı olması nedeniyle denize giremeyen çevredekilerin haber vermesi üzerine gelen İl Emniyet Müdürlüğü Deniz Polisi ekibi, 20 metre açıktaki Güneş’i botla kıyıya çıkardı.

Zonguldak Atatürk Devlet Hastanesi’ne kaldırılan Güneş, sağlık ekiplerinin yaklaşık 1 saatlik kalp masajı ve elektro şok uygulamasıyla yeniden hayata döndürüldü. Kalp atışları geri gelen, diğer tüm yaşam fonksiyonları duran Güneş, yoğun bakıma alındı. Ancak Güneş, bugün öğle saatlerinde hayatını kaybetti. Güneş’in ölümü, hastanede bekleyen yakınlarını gözyaşlarına boğdu.

İl Sağlık Müdürü Rüstem Albayrak, boğulan hastanın 1 saatlik müdahale ile mucizevi bir şekilde hayata döndürüldüğünü söyledi. Albayrak, “Kalp atımları başlayınca ileri yaşam desteği amacı ile yoğun bakıma alındı. Bu son derece nadir görülen mucizevi bir durumdu. Ancak kalp atışları çok zayıf olan hastayı daha sonra kaybettik” dedi.

Cesedi, otopsi için aynı hastanenin morguna kaldırılan Olgun Güneş’in, alkol alırken çektirdiği fotoğraflarını sosyal paylaşım sitesi Facebook’taki sayfasında paylaştığı ortaya çıktı. Güneş’in, rakı içerken çektirip 28 Aralık 2007′de sayfasına eklediği fotoğrafının altına, “İçmek bana yakışıyor” diye yazması dikkat çekti. Bir arkadaşının ise yine Güneş’in içki içerken çektirdiği başka bir fotoğrafının altına, “Lan şarapçı; Hiç değişmemişsin, hala içip içip geziyorsun” diye yazdığı görüldü.

14 yaşındaki kıza öz babası tecavüz etti, annesi ise erkeklerle para karşılığı sattı

Melikgazi’de ailesi ile birlikte yaşayan M.D. iddiaya göre yıllar önce öz babası İ.D.’nin tecavüzüne uğradığı. Küçük kız, daha sonra babasından boşanan annesi B.A.’nın yanında kaldı.

Para karşılığı erkeklerle ilişkiye giren anne, bir süre sonra sevgilisi G.A.’yı da evine aldı. Küçük kız, iddiaya göre annesinin sevgilisi G.A.’nın da cinsel istismarına uğradı. Daha sonra da annesi tarafından para karşılığı erkeklerle ilişkiye zorlandı.

DAHA FAZLA DAYANAMADI

Bu duruma daha fazla dayanamayan küçük kız, polise giderek başından geçenleri anlattı ve şikayetçi oldu.

Polis, olayla ilgili başlattığı soruşturmada kızın annesi B.A. ve öz babası İ.D. ile G.Ş., K.Y., İ.A.’yı gözaltına aldı.

5 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, küçük kız ise devlet korumasına alındı. Olayla ilgili soruşturma sürdürülüyor.

Hükümet 2007′de İlker Başbuğ’a ‘askeri olarak PKK’ya son verebilir misiniz’ sorusunu sordu mu?

  TESEV raporunda yer alan iddiayı soran Şükrü Elekdağ’a Başbuğ “böyle bir sorunun muhatabı olmadım…”  diye cevap verdi.

CHP eski milletvekili Şükrü Elekdağ’ın emekli Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ ile yaptığı söyleşi yankı uyandırdı. Milliyet Ankara Temsilcisi Fikret Bila, bugünkü köşesinde o söyleşinden bazı bölümler aktardı.

BÖYLE BİR SORUYA MUHATAP OLMADIM

Kuzey Irak operasyonuna engel yok
Başbuğ’a göre, Irak’a yapılacak bir operasyona Amerika’nın karşı çıkması söz konusu değil:

“Şartlar el veriyorsa ABD’nin buna karşı çıkması söz konusu değil. Önemli olan, operasyon sonrasında bölgede köklü bir çözüme ulaşmak için ne kadar zaman kalacağınız. Maksimum hedefe ulaşmak için Irak’ın kuzeyinde güvenli bölgeyi tam kontrol ederek uzun süreler kalmak durumundasınız.”

Elekdağ’ın Başbuğ’a sorduğu sorulardan biri, TESEV raporunda yer alan bir iddia ile ilgili. Elekdağ, şöyle soruyor:

“TESEV’in yayınladığı ‘Dağdan İniş-PKK Nasıl Silah Bırakır?’ başlıklı raporda, üst düzey devlet yetkililerine atfen 2007 yılında siyasi iktidar tarafından ‘askeri otoriteye, askeri olarak PKK’ya son verebilir misiniz’ sorusunun iletildiği ve bu soruya kesin olumlu karşılık alınamadığı belirtilmektedir. Bu doğru mu? Hükümet tarafından Genelkurmay’a böyle bir soru soruldu mu?”
Başbuğ: “Ben o dönemde Kara Kuvvetleri Komutanı olarak böyle bir sorunun muhatabı olmadım…”
Elekdağ devam ediyor:
“Hükümetten böyle bir soru gelmiş ve ona yanıt verilmiş olsaydı, Kara Kuvvetleri Komutanı olarak bundan muhakkak bilgi sahibi olurdunuz, değil mi?”
Başbuğ: “Evet…”

ÖZERKLİK İLANI

Elekdağ, DTK’nın özerklik ilanı konusunda Başbuğ’a şu soruyu soruyor:

“Son zamanlarda önemli gelişmeler oldu. 14 Temmuz’da DTK, Diyarbakır’da özerklik ilan etti. PKK Silvan ve birbirini peş peşe izleyen terör eylemleriyle hükümete meydan okudu, bu arada Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Barzani’nin yayın organı Peyemmed ajansı, Türkiye, Irak, İran ve Suriye’deki dört Kürdistan bölgesinin tek bayrak olarak Irak Bölgesel Kürt Yönetimi’nin bayrağını kullanmaları ve büyük Kürdistan’ı kurmak için harekete geçmeleri hususunda çağrıda bulundu. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?”

Başbuğ: “Tabii örgütü yönetenler konjonktüre bağlı olarak hedeflerini bazen modifiye ediyorlar. Nitekim özellikle 1991 sonrasında örgüt liderinin konuşmalarına bakarsanız, birinci ve ikinci adımı telaffuz ettiğini, üçüncüsü gibi bir hedeflerinin olmadığını görürsünüz. 1999’dan sonraki özellikle 1997’deki sürece baktığımız zaman yeni bir kavram olan demokratik özerkliği ortaya attığı görülüyor. O da karman çorman, net olan bir şey değil. Dikkatli olmak durumundasınız. Ortada parti programında deklare edilen

Başbuğ’a göre yapılan hatalar
Eski Genelkurmay Başkanı Başbuğ’a göre, Türkiye terörle mücadelede başarılı bir ülke ancak bazı dönemlerde taktik hataları yapıldı. Bu hatalar arasında Doğu ve Güneydoğu bölgesinde olağanüstü hal ilan edilmesi, Öcalan’ın yakalanmasının ardından pasif duruma geçen örgüte 1999′da Kuzey Irak üzerinden saldırı yapılmaması ve 1 Mart tezkeresinin meclisten geçmemesi de var.

konular var, bir de konjonktürel şartlara göre değişen konuşmalar var. Hangisine inanacağız? Bugün bazıları çıkıp ‘bizim bölünme gibi bir amacımız yok diyor’ ama ertesi gün aynı gruptan bir başkası, ‘bunlar olmazsa bölünme de düşünülebilir’ diyor. Barzani de bazen, ‘bağımsız Kürt devleti kurmak gibi şu anda bir düşüncemiz yok’ diyor. Ama bu, konjonktürel şartlar oluşursa böyle bir hedeflerinin olmadığı anlamına gelmiyor. Dolayısıyla olaya şöyle bakmak lazım; Türkiye bir ulus devlet yapısı içinde sıkı sıkıya bağlı kalmalıdır.”

PKK SİLAH DAYATABİLİR Mİ?
Başbuğ devam ediyor:
“Bu silah zoruyla Türkiye’ye dayatılabilir mi? Bu soruya cevabım şöyle: Bu ülke İstiklal Savaşı mücadelesi verdi. Ben Türk halkının, milletinin, devletinin, silahlı kuvvetlerin -bütün arzumuz tabii kanlı çatışma ortamına Türkiye’nin sürüklenmemesi- bunu kabul edeceğini düşünemiyorum. PKK, ben silah zoruyla bunu size kabul ettireceğim, diyecek, siz de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak bunu kabul edeceksiniz!.. Hele TSK üniformasını giyen birisinin böyle bir şeyi kabul etmesini hayal edemiyorum, devleti yönetenlerin de böyle bir şeyi kabul etmesini düşünemiyorum. Liberal demokrasi içinde olaya bakalım, diye düşünüyorum.”

Ankara’da bir kişi, boşanma davası açan 24 yaşındaki eşini, annesine refakat ettiği hastanede silahla 6 yerinden vurarak yaraladı

Ankara’da bir kişi, boşanma davası açan 24 yaşındaki eşini, annesine refakat ettiği hastanede silahla 6 yerinden vurarak yaraladı.

Alınan bilgiye göre, Tuğba K. (24) 2 yıl önce evlendiği ve altı aydır ayrı yaşadığı eşi Y. K’ye (26) boşanma davası açtı. Bir yaşında kızı olan genç kadın, davadan vazgeçmesini istediğini ve kendisini tehdit ettiğini öne sürdüğü eşi Y. K’den şikayetçi oldu ve savcıdan koruma istedi.

Ailesinin yanında yaşayan Tuğba K, kızını ablasına bırakarak , ayağına protez takılacak olan ve Onkoloji Hastanesinin ortopedi servisinde tedavi altına alınan annesinin yanında refakatçi olarak kalmaya başladı.

Bu sırada Tuğba K’yi telefonla arayan eşi Y. K, kızını çok özlediğini ve görmek istediğini söyledi. Tuğba K. ise hastanede annesinin yanında bulunduğunu kızını ablasına bıraktığını anlattı. Bu şekilde Tuğba K’nin hastanede olduğunu öğrenen Y. K, gece, hastanenin yemekhanesinden gizlice içeriye girdi ve ortopedi servisine çıktı.

Eşinin ve annesinin bulunduğu odaya giren Y. K, davadan vazgeçmesini istediği eşi ile bir süre tartıştı. Bu sırada doktorlar ve hastane çalışanları araya girerek Y. K’yı odadan çıkarmak istedi. Tartışma sırasında Y. K, yanında getirdiği tabanca ile eşi Tuğba K’ye 8-9 el ateş etti.

Kurşunlardan 6′sı genç kadının bacaklarına ve kalçasına isabet etti. Olay sırasında kadının el parmaklarından biri de kurşun isabet etmesi sonucu koptu.

Kopan el parmağı dikildikten sonra hastanenin yoğun bakım servisinde tedavi altına alınan kadının hayati tehlikesinin bulunmadığı bildirildi.

Polis olayın ardından kaçan ve OSTİM’de işçi olduğu öğrenilen Y. K’yı yakalamak için çalışma başlattı.