Topics Güncel

Ya kadın olsaydın

KA-DER’in önümüzdeki genel seçimlerde

daha fazla kadın milletvekilinin TBMM’ye girmesi için kamuoyu yaratmak amacıyla başlattığı “275 Kadın” kampanyasına destek vermek üzere, siyasi liderleri kadın görünümünde gösteren, onlara “Ya kadın olsaydın?” sorusunu yönelten viral bir kampanya başlatıldı.

CHP’nin aile sigortasına AK Partili desteği

80 il, 275 ilçe ve 26 köyde GPS yöntemiyle yüz yüze görüşülerek yapılan anketten, CHP’nin aile sigortası modeline yüzde 57 oranında destek çıktı. AK Parti’ye oy veren seçmenin yüzde 38′i de bu sistemi istiyor.

İKSara’nın 8-12 Mart 2011 tarihleri arasında Türkiye’yi coğrafi ve bölgesel seçmen nüfusu bakımından temsil eden 2032 kişi üzerinde yaptığı araştırmaya göre, CHP’nin gündeme getirdiği aile sigortası projesi seçmenlerin yüzde 57′sinin desteğini alıyor.

‘CHP’nin sosyal güvencesi olmayanlar için geliştirdiği ‘Aile Sigortası Projesi’ni destekliyor musunuz?’ sorusuna AKP’ye oy vereceklerini söyleyen seçmenlerin yüzde 38′i ‘destekliyorum’, yüzde 43′ü ‘desteklemiyorum’ yanıtını verdi. Projeye en fazla desteği yüzde 91 ile CHP seçmeni verirken, bunu yüzde 68 ile BDP ve yüzde 53 ile MHP seçmeni izledi. Kararsızların yüzde 40′ı da projeye destek verdiğini belirtti. Böylece, aile sigortasının tüm seçmenler arasında yüzde 57 oranında desteklendiği belirlendi.

YÜZDE 16 DUYMAMIŞ

Aile sigortasına en fazla karşı çıkan grup yüzde 43 ile AKP seçmeni oldu. Desteklemeyenler sıralamasında AKP’yi yüzde 29 ile MHP, yüzde 28 ile kararsızlar ve yüzde 14 ile BDP seçmeni izledi. Ankette dikkati çeken bir unsur ise, CHP seçmeninin yüzde 5′inin kendi partilerinin gündeme getirdiği projeyi desteklemediklerini ifade etmeleri oldu. Öte yandan, AKP, MHP ve BDP seçmenlerinin yüzde 18′i, kararsızların yüzde 32′si ile CHP seçmenin yüzde 4′ü projeyi ‘duymadıklarını’ söyledi. Böylece toplam seçmenlerin yüzde 16′sının projeden haberdar olmadıkları belirlendi.

MUTABAKAT SAĞLADIK

 Bu veriler, AKŞAM’da on gün önce yayımladığımız anket verilerinde ortaya çıkan siyasi kutuplaşmanın aile sigortası kavramı ile biraz aşıldığının ortaya çıkması bakımından önem taşıyor. Projeyi bilmeyenleri yok sayarak bir oranlama yaptığımız zaman, projeye destek verenlerin oranı yüzde 67′e çıkarken, karşı çıkanlarınki ise 33 oluyor.

Eğitim düzeyi önemli değişken

Aile sigortasına destek verilip verilmediğini eğitim gruplarına göre analiz ettiğimiz zaman, ‘projeyi duymadım’ diyenlerin oranının eğitim seviyesi düştükçe arttığı, projeye verilen desteğin eğitim düzeyi arttıkça yükseldiği görülüyor. Buna göre ‘projeyi destekliyorum’ diyenlerin oranı üniversite mezunlarında yüzde 63.3, lise mezunlarında yüzde 57.74, ortaokul mezunlarında yüzde 55.34, ilkokul mezunlarında yüzde 53.51, okur yazar olmayanlarda ise yüzde 52.41 olarak belirlendi.

ÜNİVERSİTELİ EN HABERDAR

 ’Projeyi duymadığını’ söyleyenlerin oranı üniversite mezunları arasında yüzde 11.61, lise mezunlarında yüzde 16.24, ortaokul mezunlarında yüzde 14.23, ilkokul mezunlarında yüzde 18.96, okur-yazar olmayanlarda yüzde 19.31 oldu. Öte yandan, aile sigortasını ‘desteklemediğini’ belirtenlerin oranı üniversite mezunlarında yüzde 25.09, lise mezunlarında yüzde 26.02, ortaokul mezunlarında yüzde 30.43, ilkokul mezunlarında yüzde 27.53, okur-yazar olmayanlarda ise yüzde 28.28.

AKP’yi iktidara taşıyan ev kadınları CHP’nin projesine ‘evet’ diyor

İKSara’nın şubat ayında yaptığı ankette yüzde 58.83 ile AKP’ye oy verdiği belirlenen ev kadınlarının yüzde 57.23′ü CHP’nin gündeme taşıdığı aile sigortasına destek verdiğini söyledi

‘Aİle sigortasını destekliyor musunuz?’ sorusuna verilen yanıtlar, meslek grupları açısından incelendiği zaman tüm gruplarda projeye yüzde 50′nin üzerinde destek verildiği belirlendi. Buna göre, aile sigortasına en fazla destek veren grup yüzde 60.28 ile işsizler oldu. Bunu, yüzde 58.95 ile öğrenciler, yüzde 57.46 ile memurlar, yüzde 57.23 ile ev kadınları, yüzde 57.22 ile serbest meslek sahipleri, yüzde 55.42 ile işçiler ve yüzde 54.34 ile emekliler izledi.

EN KARŞI MEMURLAR

Bu verilerde ilgi çeken unsur, AKŞAM’ın yayımladığı bir önceki İKSara anketinde AKP’ye en çok oy veren meslek grubu olduğu belirlenen ev kadınlarının yüzde 20.18 ile projeden en habersiz kesim olmaları ve buna rağmen yüzde 57.23 gibi çok yüksek bir oranda destek verdiklerinin belirlenmesi.
Aile sigortasına karşı çıkanlar arasında memurlar yüzde 32.04 ile birinci sıraya oturuyor. Bunu, yüzde 30.75 ile serbest meslek sahipleri, yüzde 29.48 ile emekliler, yüzde 28.53 ile işçiler, yüzde 22.59 ile ev kadınları, yüzde 22.11 ile öğrenciler ve yüzde 21.28 ile işsizler izledi. Buna göre, CHP’nin ortaya attığı aile sigortası AKP dahil bütün siyasi parti seçmenlerinden önemli oranda destek görüyor.

Kutuplaşmada uzlaştık

Seçmenlere ülke gündeminde çok tartışma yaratan ‘Türkiye’de siyasi kutuplaşma var mı?’ sorusu da yöneltildi ve yüzde 55′nin siyasi bir kutuplaşma olduğu görüşünde buluştuğu belirlendi. Siyasi kutuplaşmanın olduğunu en fazla dile getiren grup yüzde 73 ile CHP seçmeni oldu. Bunu, yüzde 65 ile MHP, yüzde 53 ile BDP ve yüzde 51 ile kararsızlar izledi. AKP seçmeni yüzde 42 ile ‘siyasi kutuplaşma olduğunu en az düşünen kesim’ olarak karşımıza çıkıyor.

Bununla beraber, ‘kutuplaşma yok’ diyenler arasında AKP seçmeni yüzde 32 ile birinci sıraya oturdu. ‘Kutuplaşma yok’ diyenler kategorisinde AKP’yi yüzde 19 ile MHP, yüzde 12 ile CHP ve kararsızlar, yüzde 11 ile BDP izledi. Tüm seçmenler arasında ‘kutuplaşma yok’ diyenlerin oranı sadece yüzde 22 olurken, yüzde 23′ü kutuplaşma olup olmadığı konusunda ‘kararsız’ olduğunu belirtti.

İKSara, bu verilerin ‘Türkiye’de tüm siyasi parti seçmenlerinin üzerinde anlaştığı nadir konulardan birinin ülkedeki siyasi kutuplaşmanın varlığı’ olduğuna ve ‘toplumdaki kutuplaşmadan bıkmış geniş bir kesim bulunduğuna’ dikkat çekiyor.  (AKŞAM gazetesi)

Bir Yıldız Doğuyor : Sefa Doğanay

Yetenek Sizsiniz Türkiye yarışması büyük final şampiyonu Sefa Doğanay olurken, muazzam taklit şovu ile yarışmayı kazandı. Sefa Doğanay büyük final taklit şovu ile oylama sonrası Yetenek Sizsiniz türkiye yarışmasını kazanırken, işte Sefa Doğanay büyük final taklif video görüntüleri…

Show TV ekranlarından yayınlanan ve Türkiye’nin en çok izlenen yarışma programı Yetenek Sizsiniz Türkiye dün akşam Büyük Final ile şampiyonunu seçti ve Türkiye’yi ekranlara kilitledi. Sefa Doğanay taklit yeteneği ile yarışmanın birincisi olurken, Büyük Final’de yine birbirinden başarılı ve güldüren taklitleri ile seyirciyi etkilemeyi başardı. İlk şovundan bu yana büyük beğeni toplayan Sefa Doğanay, taklit şovu ile Aref Ghafouri’nin akıllara durgunluk veren gösterisini de geride bırakırken, Türkiye’nin seçtiği şampiyon Sefa Doğanay oldu.

Sefa Doğanay taklit şovunda en çok güldüren ve alkış alan bölümler Nihat Doğan taklitleri olurken, taklit şovundaki kompozisyon çok beğenildi. Güncel espriler ile taklitleri birleştiren Sefa Doğanay, başarıya uzanan yolda yeteneği ile birinciliği kaptı.

Sefa Doğanay taklit şovu ile internetinde yeni gözdesi olurken, Büyük Final görüntüleri paylaşım ve izlenme rekorları kırarken, Show Tv hafta sonunda reyting rekortmeni olarak kayıtlara geçti.

Doğanay’dan Survivor Ünlüler’e gönderme

Yetenek Sizsiniz Türkiye Büyük Final sonrasında Sefa Doğanay taklitleri dilden dile dolaşırken, Nihat Doğan taklidi ise adeta herkesin dilinde replik haline geldi. Sefa Doğanay Survivor Ünlüler yarışmasına göndermeler ile başladığı şovunu, taklidini yaptığı sanatçıların şarkıları ile süslerken hem güldürdü hemde yetenği ile kulaklara hitap etti.

Sefa Doğanay taklit şovunda yelpazesini genişletirken Bülent Ersoy, Yıldız Tilbe, Emrah, Nihat Doğan, Avrupa Yakası’nın Burhan’ı Engin Günaydın, Fatih Terim taklitlerini birarada yapması ile büyük beğeni topladı. Daha sonra seyircilerin ‘bi daha’ tezahüratları gelince Hürrem Sultan taklidi yapan Sefa Doğanay ekranları bşaındaki seyircileride kahkahalara boğdu.

FİNAL VİDEO İZLE SEFA DOĞANAY

BAŞBAKAN, İBO’YU AK PARTİ’DEN MİLLETVEKİLİ ADAYI YAPTI!

İşte bomba haber…

Çok emin kaynaklardan aldığım habere göre, başbakan Recep Tayyip Erdoğan İbrahim Tatlises’in AK Parti’den milletvekili adayı olmasını onaylamış.

Başbakanlık’tan yakın dostlar dün İbrahim Tatlises’in yakınlarını arayarak müjdeli haberi iletmişler..

Bildiginiz gibi, Tatlıses vurulduktan bir gün sonra, Başbakan Tayyip Erdoğan, canlı basın toplantısında İbo’dan gelen cep telefonu mesajını okumuştu.

Tatlises’in Başbakan’a geçtiği mesajda şunlar yazıyordu;

‘Sayın Başbakanım, beni AK Parti’den milletvekili seçsenizde seçmesenizde sizi seviyorum. Bugüne kadar hiç böyle delikanlı bir Başbakanımız olmamıştı…’

İbrahim Tatlıses, Başbakan’a geçtiği bu mesajdan bir gün sonra vuruldu.

Ve tüm Türkiye İbo için ağladı, dua çadırları kuruldu, Türkiye’nin her köşesinden otobüslerle insanlar hastaneye akın etti.

Hastane bahçesinde misafir çadırları kuruldu, kamyonlarla lahmacun dağıtıldı, sevgi seli aldı başını gitti..

Tüm bu gelişmeler üzerine, Başbakan Tayyip Erdoğan İbrahim Tatlıses’in AK Parti’den milletvekili adayı olmasına karar vermiş ve listeye eklemiş.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Tatlıses’in AK Parti milletvekili adaylığını önümüzdeki hafta hastaneye yapacağı ziyarette açıklayacakmış.

İbrahim Tatlıses’in durumunun biraz daha iyi olmasını ve basına birlikte poz vermesini bekliyormuş.

Dün akşam da Fenerbahçe’nin Galatasaray’ı 2-1 yenmesinin ardından yoğun bakıma sarı lacivert tesbih isteyen Tatlıses, çektirdiği fotografı Başbakan Tayyip Erdoğan’a mesaj atmış.. “En büyük Fener” diye..

Bu aldığım bilgiler çok doğru kaynaktan geldi.. Bakalım önümüzdeki günlerde Tatlıses konusunda ne gibi gelişmeleri izleyeceğiz?

İşte bomba haber…

Çok emin kaynaklardan aldığım habere göre, başbakan Recep Tayyip Erdoğan İbrahim Tatlises’in AK Parti’den milletvekili adayı olmasını onaylamış.

Başbakanlık’tan yakın dostlar dün İbrahim Tatlises’in yakınlarını arayarak müjdeli haberi iletmişler..

Bildiginiz gibi, Tatlıses vurulduktan bir gün sonra, Başbakan Tayyip Erdoğan, canlı basın toplantısında İbo’dan gelen cep telefonu mesajını okumuştu.

Tatlises’in Başbakan’a geçtiği mesajda şunlar yazıyordu;

‘Sayın Başbakanım, beni AK Parti’den milletvekili seçsenizde seçmesenizde sizi seviyorum. Bugüne kadar hiç böyle delikanlı bir Başbakanımız olmamıştı…’

İbrahim Tatlıses, Başbakan’a geçtiği bu mesajdan bir gün sonra vuruldu.

Ve tüm Türkiye İbo için ağladı, dua çadırları kuruldu, Türkiye’nin her köşesinden otobüslerle insanlar hastaneye akın etti.

Hastane bahçesinde misafir çadırları kuruldu, kamyonlarla lahmacun dağıtıldı, sevgi seli aldı başını gitti..

Tüm bu gelişmeler üzerine, Başbakan Tayyip Erdoğan İbrahim Tatlıses’in AK Parti’den milletvekili adayı olmasına karar vermiş ve listeye eklemiş.

Başbakan Tayyip Erdoğan, Tatlıses’in AK Parti milletvekili adaylığını önümüzdeki hafta hastaneye yapacağı ziyarette açıklayacakmış.

İbrahim Tatlıses’in durumunun biraz daha iyi olmasını ve basına birlikte poz vermesini bekliyormuş.

Dün akşam da Fenerbahçe’nin Galatasaray’ı 2-1 yenmesinin ardından yoğun bakıma sarı lacivert tesbih isteyen Tatlıses, çektirdiği fotografı Başbakan Tayyip Erdoğan’a mesaj atmış.. “En büyük Fener” diye..

Bu aldığım bilgiler çok doğru kaynaktan geldi.. Bakalım önümüzdeki günlerde Tatlıses konusunda ne gibi gelişmeleri izleyeceğiz?

KENAN ERÇETİNGÖZ

kenanercetingoz@gecce.com

ŞAHİN ÖZER AK PARTİ İSTANBUL 2’NCİ BÖLGE ADAY ADAYI OLDU!

YILLARDIR MÜZİK-SANAT DÜNYASINDA BAŞARILI İŞLERE İMZA ATAN ÖZER’İN, MİLLETVEKİLİ ADAY ADAYI OLDUĞU ÖĞRENİLDİ!..

Kültür ve Sanat adamı Şahin Özer Ak Parti İstanbul 2’nci bölge aday adayı oldu!… Yıllardır müzik-sanat dünyasında başarılı işlere imza atan Özer’in, Milletvekili aday adayı olduğu öğrenildi.

Şahin Özer, sanat-müziğin her dalında sevilen ve hizmet veren biri olarak biliniyor!..

Başbakan Erdoğan, ”Kemal Kılıçdaroğlu bana çakıyor. Dövizli askerlik benim oğlumun hakkıydı” dedi.

 

Sabah Gazetesi’nden Erdal Şafak kaleme aldı..

Başbakan Erdoğan’la Moskova ve Kazan’ı (Tataristan’ın başkenti) kapsayan gezimiz bana nedense Boris Pasternak’ın aynı adlı romanından uyarlanan Doktor Jivago filmini çağrıştırdı.

ERDOĞAN’LA UÇAKTA SÖYLEŞİ

Moskova’daki, özellikle de bin yaşındaki Kazan’daki uçsuz bucaksız kar manzaraları mı bunun nedeni, yoksa 200 yıllık Kazan Devlet Üniversitesi’nde Vladimir İliç Lenin’in 1870′lerde okuduğu sınıfı gezmenin, dersleri izlediği sırada oturmanın uyandırdığı karmakarışık duygular mı; bilemedim.

Neyse, Doktor Jivago’nun final sahnesindeki görkemden hiç de geri kalmayan manzaralar içinde ilerleyip Kazan’a veda ettikten ve bembeyaz kenti uçaktan bir kez daha iç çekerek seyrettikten sonra, geziyi izleyen diğer meslektaşlarımla birlikte Başbakan Erdoğan’ın bulunduğu bölüme yöneldim. Her yurtdışı gezinin klasiği haline gelmiş olan değerlendirme söyleşisi için.

İşte sorularımız ve Erdoğan’ın yanıtları…

LİBYA’YA KARŞI DURUŞUMUZ AYNI

* Libya’da Kaddafi, Bingazi dışında neredeyse tüm ülkede hakimiyetini yeniden sağladı. Bahreyn’deki isyan da Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi komşu ülkelerin askeri güç göndermelerinden sonra farklı bir boyuta taşındı. Bu iki ülkedeki gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz?
ERDOĞAN:
Libya’da Kaddafi hava saldırılarıyla hakimiyeti elde etmiş görünüyor. Bingazi’ye ilerlediği yönünde haberler var. BM Güvenlik Konseyi’nin aldığı karar ne getirir, ne götürür bilemeyiz. Bizim Libya’da duruşumuz aynı: Birliği, beraberliği süratle tesis edecek adımların atılmasını sağlamak. Önemli olan hak ve özgürlükler noktasında halkın iradesine saygı duyacak bir düzen sağlanması. Libya halkı tümüyle bunu bekliyor. Biz duruşumuzu koruyoruz. Ben grup konuşmamda Libya konusuna değinirken kardeş kanı akmaması konusunda Kerbela benzetmesi yapmıştım. Bunu yanlış anlayıp konu Libya olmasına rağmen meseleyi Bahreyn’e, Şia-Sünni ayrılığına çekenler oldu. İlgisi yok. Ben Kerbela ile kardeş kanı akıtılmasını kastettim. Nitekim Kerbela hadisesi yaşandığında, henüz Sünni ve Şia diye bir ayırım bile yoktu. Kardeşin kardeşi vurmasını gündeme getirdik. Ciddi can kaybı var. Üzülüyoruz, gelişmeleri, kaygıyla endişeyle izliyoruz.

* Peki, Bahreyn’deki olayları nasıl yorumluyorsunuz?
ERDOĞAN:
Bahreyn’de son gelişmelerle ilgili olarak grupta yaptığımız konuşmada söyledik, orada da kardeş kanının akmasının engellenmesi için taraflar elinden geleni yapmalı. Gerek Suudi Arabistan, gerek Birleşik Arap Emirlikleri’nden gelen askeri yardımın geçici olduğuna dair bilgi aldık. Bu kalıcı olarak gelmiş bir destek değil. İran’la Dışişleri Bakanım Ahmet Davutoğlu’nun görüşmeleri oldu. İran’ın girmemesini tavsiye ettik. Bahreyn’de olayları yatıştırmak için çalışma içindeyiz. Yakından takip ediyoruz.

BİZ HALKIN YANINDAYIZ

* AB ve ABD, Kaddafi rejimini gayrimeşru ilan etti. Kaddafi kalırsa ne olacak?
ERDOĞAN:
Bu konuda Hindistan’ın yaklaşımı farklı, Rusya’nın yaklaşımı farklı. Hatta Almanya’nın da farklı… O da net değil. Görünen yanı var, görünmeyen yanı var. Türkiye olarak yürüttüğümüz siyaset, halkın birlik ve beraberliğini sağlamak. Tarafsızlığımızı korumamız lazım 

Daha önce de söylediğim gibi, biz petrol kuyularının değil, halkın yanında olacağız.

* Siz Kaddafi’ye halkın benimseyeceği bir Devlet Başkanı atamasını önerdiniz, değil mi?
ERDOĞAN: Biz Libya’da üzerinde herkesin, ülkedeki tüm kesimlerin ittifak edebileceği bir isim üzerinde uzlaşıyla mevcut duruma bir çözüm üretilmesini temenni ediyoruz. Bunu Libya’daki yetkililere de ifade ettim. Nitekim Kaddafi ne diyor; “Benim resmi bir sıfatım yok”. Kaddafi’nin oğlu Seyfülislam’a şunu söyledim: “Baban böyle dediğine göre, Libya halkının ittifak edebileceği birisiyle ülkede düzenin sağlanması pekala mümkün olabilir.” Bu görüşme 10 gün önce oldu. Daha sonra Libya Başbakanı iki defa aradı, ona da aynı şeyleri söyledim. Bu görüşmelerin olumlu bazı etkileri var. Ona benzer bazı adımlar atılabilir. Libya’da halkın saydığı, her kesimin takdir edeceği isimler var.

ER YA DA GEÇ AB TÜRKİYE’YE GEL DİYECEK

* Arap devrimlerinin AB ile ilişkilerimize uzun vadede etkisi ne olur?
ERDOĞAN:
Bu olayları kendi kategorisi içinde değerlendirmek lazım… AB’yi kendi içinde değerlendirmek lazım. AB süreci bir-iki liderde tıkanıyor, Güney Kıbrıs’ta gelip tıkıyor. Liderler zirvesinde 8 faslı birlikte dolaba kaldırdılar. 6 tanesini Rumlar bloke etti, 5′ini Fransa dondurdu. Kaldı 3 fasıl… Bunları hallettikten sonra ne olacak, merak ediyorum? AB, 15 üyeliyken liderler zirvesine katılıyorduk, 10 ülke, ardından 2 ülke daha gelince bizi liderler zirvesine davet etmediler. Böyle olumsuz yaklaşım tarzı var. AB’deki Türkiye dostu ülkeler de etkili olamıyor. Gelişmelere göre kendimizi kantara çıkaracağız, ilerleyen bir Türkiye var. AB kurumlarının karşılılıkları bizde var. Er veya geç Türkiye’ye gel diyecekler. Benim merakla beklediğim 3 fasılda ne çelmeler atacaklar, ne oyunlar oynayacaklar…

* Türkiye birgün “Yeter” diyebilir mi?
ERDOĞAN:
Biz sabırla çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Nereye kadar gider bilemem. Türkiye ekonomik olarak güçlendikçe göç korkusu azalıyor. 50 bin Alman, Türkiye’ye yerleşti. Merkel de bunu biliyor. İkili görüşmelerde Merkel’in havası farklı. Güney Kıbrıs’ı ziyaret ediyor, orada yaptığı açıklamalar farklı. Merkel oy işinde “Almanya’daki Türk vatandaşları Türkiye’deki seçimlerde oy kullansın” dedi, “Bu konuda gerekli desteği vermeye hazırım” dedi. Ama ben Almanya’da 10 bin kişiye konuşurken, tam o esnada Yüksek Seçim Kurulu’nun olumsuz kararı geldi. Hafta içi değil, hafta sonu alınmış bir karar. Vize konusuna gelince; Brezilya’yı, Bolivya’yı, Paraguay’ı, Uruguay’ı vizeden muaf tutuyorsun. Bize gelince… Ahde vefa olayına uymuyor bunlar. Soruyoruz, savunamıyorlar. “Onlardan göç tehdidi yok, Türkiye’den var” diyorlar.

BEN HALKIN AVUKATIYIM

* Son konuşmalarınızda Ergenekon sürecine ilişkin olarak “Ne savcıyım ne avukatım” diyorsunuz…
ERDOĞAN:
Ben halkın avukatıyım, CHP ise Silivri’nin avukatı. CHP, Şahin Mengü’yü Silivri’ye gönderiyordu. Aramızdaki fark bu. Yeni Genel Başkan bize savcılık yakıştırdı. Biz hiçbir zaman savcı olmadık. Milletimizin avukatı olduk. Milletimizin bize verdiği yetkiyi kullanıyoruz. Onlara layık olmaya çalışıyoruz. Onlar savcılığa, avukatlığa devam ediyor.

* Gazetecilerin basın özgürlüğü taleplerine ne diyorsunuz?
ERDOĞAN:
Televizyonda izledim; ‘Cezaevinde 60 kusur gazeteci var’ deniyor. Benim aldığım son rakam 27 kişi. Bunların hiçbirisi kitabından veya yazısından değil. Anayasal düzeni bozmaya teşebbüs, terör örgütüne üye olmak, organize suç örgütleriyle bağlantılı, şantaj kasetleri içinde olmak… Belgelendiği için bunlar alınıyor. Benimle ilgili, Cumhurbaşkanı ile ilgili, bazı arkadaşlarla ilgili yazdıkları yazılar var, 20′yi aşkın kitap var, fotomontaj resimler, internet sitelerinden alınma gayri ahlaki resimler var. Hocaefendi ile ilgili de yapmışlar. Bunların hangisinin meşruiyetle ilgisi var? Dünyanın neresinde böyle bir şey var. Bakın İngiltere’de bir gazete yalan haber yaptı. Dava açtık, bir-iki ayda netice aldık. Çağırdılar, özür dilettiler.

* “Geciken adalet, adalet değildir” demiştiniz…
ERDOĞAN:
Yargının kendisini çek etmesi lazım. Yargı ne isterse yapmaya hazırız. 100′ü aşkın adalet sarayı açtık, 30′u da sürüyor. Yargının fiziki imkânlarının müsait olması lazım. Eskiden hangi şartlarda hizmet verdiğini biliyoruz. Akıllı bilgi sistemleriyle adalet saraylarını donattık. “Kadro” dedik, oyaladılar, “Kamera” dediler… AK Parti iktidarına kadar sistem neyse ona göre kadro alacaktık. Yaptırmadılar. Yapsaydık çok büyük açığı kapatmış olacaktık. Anayasa değişikliğiyle hemen adımlar atılmaya başlandı. Üst mahkemeler süratli çalışmaya başlayacak. İstinaf Mahkemeleri’ne atamalar başladı. Kadroları kurulmaya başlanacak. Böylece 5 yıla kadar olan yargılama alt mahkemelerde kalacak, yukarısının yükü hafifleyecek. Derdimiz iş üretmek, sümen altında iş kalmasın… Yargıda 1 milyon 700 bin dosya olmaz. O ülkede sağlıklı bir gelecek, vatandaşın yargıya güveni söz konusu olamaz.

* Yargıdaki bu gelişmeler dokunulmazlıkların sınırlandırılmasına ilişkin tartışmalarda bir mutabakata varılmasını sağlayabilir mi?
ERDOĞAN:
Siyasette kürsü masuniyeti farklı bir şey… Bunu sağlamazsak yasama organını yargının vicdanına terk etmiş oluruz. Bir Başbakan olarak adım atsanız, bir savcı size karşı hissi baksa, hakkınızda dava açsa, bir ülkenin Başbakan’ı o savcının elinde oyuncak olacak. Cumhurbaşkanı Abdullah Bey’i Sincan hakimi aldı, kendine göre dalgasını geçti. Benimle ilgili alt mahkemeler karar verdi. Şimdi aynı kişi MHP’den aday adayı… Siyaseti nasıl bunların eline teslim edeceksiniz? Ben belediye başkanlığı yaptım, bu esnada 4 ya da 6 dosya vardı. Benim o zaman dokunulmazlığım da yoktu. İstanbul gibi bir şehir yönettim. Ne zaman ki cezaevine girdim, çıkışta dosya sayısı arttı, partiyi kurduk, 56 dosyaya çıktı. Demek ki dosyalar hazırmış. Niye? Geleceği kilitlemek için. Bir gazete “Zaman aşımından kurtardı” diye yazdı. Bizim dosyalar zaman aşımına tabi değil. Hukuku bilmiyor.

DÖVİZLİ ASKERLİK BİLAL’İN HAKKIYDI

* Bedelli askerlik?
ERDOĞAN:
Ben karar veremiyorum. Vatandaş karşıma çıkıyor, “Benim param yok ben istifade edemeyeceğim, parası olan yararlanacak…” Kemal Kılıçdaroğlu bana çakıyor. Dövizli askerlik… Benim oğlum ABD’de hem Dünya Bankası’nda çalıştı, hem de doktora yaptı. Hak kazandı. Bunu kullandı. Dövizli ile bedelliyi karıştırıyor. Bunu ağzına alıp nemalanmaya çalışıyor. CHP kenarından, köşesinden iktidar oldu. Bu dönemde Mehmet’e ne verdin? Belki seçimlerden sonra vatandaşın görüşüne başvurulabilir, Bunun üzerinde çalışabilir. Ama böyle bir vaadin içine girmeyi düşünmüyorum. Gerekirse üzerinde çalışılabilir diyorum.

* Seçim yaklaşırken AK Parti’nin durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
ERDOĞAN: Son açılış programlarında halkımızın teveccühünü iyi görüyorum. İlgi, alaka gayet iyi… Teşkilatın heyecanı iyi. Aday tespitinde ciddi yanlışlarımız olmazsa, halkımızla kaynaşacak listeler oluşturulabilirse, güçlü bir kampanyayla halkın teveccühünü kazanabiliriz. Seçim beyannamesi, aday tespitinden, 11 Nisan’dan sonra açıklanacak. Şu anda geniş bir ekip çalışıyor.

CHP Lideri Kılıçdaroğlu, Gebze’de konuşma yaptı

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Gebze’de düzenlenen “Taşeronlaşmaya Dur De” mitinginde yaptığı konuşmada, AK Parti’nin referandum öncesi “Anayasa’yı değiştireceğiz. Bu 12 Eylül Anayasası, 12 Eylülcülerden de hesap soracağız” dediğini ifade ederek, şöyle devam etti:”Hesap sordular mı? Sorabilirler mi? Hayır… 12 Eylül ürünü olan bir parti 12 Eylülcülerden, darbecilerden hesap sorabilir mi? Ben de biliyorum soramaz, siz de biliyorsunuz, soramaz. Artık sözümüzü bütün Türkiye’de söyleyeceğiz. 12 Eylül ürünü olan bir partiyi alaşağı edeceğiz, 12 Haziran’da yapacağız bunu.”

Gebze’nin alın terinin ve 90 gündür grev yapıp hakkını almak isteyenlerin kenti olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, kendilerinin de alın terinin partisi olduğunu ifade etti.

Gebze’nin, CHP’nin en az oy aldığı ilçelerden biri olduğuna dikkati çeken Kılıçdaroğlu, ancak kabahatin kendilerinde olduğunu, Gebze’ye gelmediklerini, Gebzeliyl tokalaşmadıklarını, sohbet etmediklerini, “Arkadaş sizin ne derdiniz var?” demediklerini söyledi.

Yeni projelerini açıklayınca AK Parti’nin ezberinin bozulduğunu savunan Kılıçdaroğlu daha açıklayacak projeleri bulunduğunu bildirerek, şunları kaydetti:”Diyorlar ki ’Bu, seçim yatırımı’. Allah aşkına onların yaptığı ne? Biz ne yapıyoruz? Diyoruz ki ’İktidar olduğumuzda bunları yapacağız’ diyoruz. Kimin sözü bu? Unutmasınlar Kemal’in sözü. Halkın Kemalinin sözü bu.

Her yerde söyledik, yine söyleyeceğiz. Çekinmeden, korkmadan, yılmadan,
baskılara direnerek söyleyeceğiz. ’Biz halkın partisiyiz’ diyeceğiz. ’Halktan
yana politika izleyeceğiz’ diyoruz.

Biz dedik ki ’aile sigortasını getireceğiz’. ’Vay efendim parayı nereden bulacaksınız?’ Yedi sülalene para bulurken hoş da vatandaşa gelirken mi para
yok?”

Aile sigortası uygulamasını başlatacaklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, kadınlara seçme ve seçilme hakkını CHP’nin verdiğini kadınların unutmamasını isteyerek, “Siyasi özgürlük verdi onlara, şimdi ikinci büyük devrime adım atıyor. Onlara şimdi ekonomik güvence vereceğiz. Her evin asgari geliri 600 TL olacak ve kadının banka hesabına yatacak bu para” diye konuştu.

Referandumda yapılan değişiklikle bir işçiye ikinci bir sendikaya daha üye olabilme hakkının verildiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, “Allah aşkına, bir sendikaya üye olanın zaten işine son veriyorlar. Sen arka çıkıyor musun, diyor musun, ’Arkadaş, bu işçi sendikalaştı diye niye atıyorsun?’ diye hesabını soruyor musun?” dedi.

İktidara gelmeleri durumunda emekten ve haktan yana bir düzen kuracaklarını ifade eden Kılıçdaroğlu, Anayasa’da ve yasalarda sendikalaşma özgürlüğü, grev ve toplu sözleşme yasaları bulunduğunu, o yasaları getirenin de eski liderleri Bülent Ecevit olduğunu kaydetti.

Örgütlü toplumu CHP’nin kuracağını bildiren Kılıçdaroğlu, “Bayan kardeşlerime söz veriyorum. Bir çocuk bile yatağa aç girmeyecek halkın iktidarında” diye konuştu.

Taşeronlaşma ile kölelik düzeninin getirildiğini ifade eden Kılıçdaroğlu,”Taşeronlaşmaya Hayır” dediklerini ifade 

etti.

Gebze’nin emeğin ve işçilerin başkenti olduğunu bu nedenle “Taşeronlaşmaya Hayır” demek için Gebze’yi seçtiklerini dile getiren Kılıçdaroğlu, “Onun için beraberiz. Yüreğimiz beraber atmalı, aydınlık Türkiye’nin geleceği için atmalı” dedi.

Google sınırları zorluyor

  İnternet arama motoru devi Google’den büyük rezalet! Google, olmayan Kürdistan’ın sınırlarını çizdi!

Google’nin, uydu üzerinden tüm dünyayı ayrıntılarıyla gösterdiği harita hizmeti Maps bölümünde, sınırları çizilmiş bir Kürdistan haritası çıkıyor. Ancak Kürdistan diye gösterilen harita 

Türkiye’nin Güneydoğu’su!

Haritada Sivas, Maraş, Antep, Kilis, Musul, Kerkük, Kirmanşah, Iğdır, Kars, Erzurum ve Erzincan sözde Kürdistan’ın sınırlarını belirliyor. Kürdistan’ın bir ucu İskenderun’da denize dayanırken, bir ucu da Gürcistan sınırında.

Google haritanın yanında yaptığı açıklamada ise Kürdistan’ı, “Kürtlerin içerisinde her zaman görünen nüfusun çoğunluğu oluşturduğu jeo-kültürel bir bölge” olarak tanımlıyor.

Kürt dili, kültür ve ulusal kimliğinin varlığına dikkat çeken Google, “Çağdaş Kürdistan’ın kullanımı temel olarak Kürtlerin yaşadığı Türkiye’nin doğusu (Kuzey Kürdistan), Irak’ın kuzeyi (Güney Kürdistan), İran’ın kuzey batısı (Doğu Kürdistan) ve Suriye’nin kuzeyine (Batı Kürdistan) gönderme yapıyor. Bu harita, bazı harita ve tarihi verilere göre tarihsel olarak Kürtlerin çoğunluğu oluşturduğu alanların tahminidir” diye kaydetti.

DİYARBAKIR YARI-BAŞKENT !

Kürdistan’ın yarı başkentinin Diyarbakır olduğunu vurgulayan! Google Maps, Diyarbakır’ın Kürtçe Amed olarak tanındığına işaret ederken, “Jeo-kültürel Kürdistan bölgesinin en büyük kenti” olarak tanımlandı. Google Maps servisi, Diyarbakır’ın Kürt siyasetinin merkezi olduğuna dikkat çekiyor!

Haritayı görmek için TIKLAYIN

Google zaferi

Blogspot kullanıcıları dilekçe yazdı, engel Diyarbakır’dan kalktı

Ocak 2011 tarihinde Digitürk‘ün yaptığı başvurusu sonucu Diyarbakır 5. Asliye Ceza mahkemesi tarafından Türkiye’den erişimi IP bazında yasaklanan blogspot artık serbest. Diyarbakır Baş Savcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu bugün (14.03.2011) aldığı kararla erişim engellemeyi kaldırdı.

Erişim engellemeden mağdur olan Blogspot kullanıcılarının Diyarbakır Sulh Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesi, Diyarbakır Asliye Ceza Mahkemesi ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara ek olarak Google’ın da Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderdiği dilekçe sonucunda yapılan incelemeyle blogspot kullanıcılarının esareti sona erdi.

ENGELLETEN YAYINLAR KALDIRILMIŞ
Davayı başından beri takip eden ve Bilgi Üniversite Bilişim Hukuku öğretim üyesi Doç. Dr. Yaman Akdeniz’in verdiği Haberturk.com Ekonomi Servisi’ne bilgiye göre, savcılık tarafından kararı veren Diyarbakır Sulh ceza Mahkemesi, davacıların sunduğu belgeler ve “engellenen IP’lerde artık Digitürk‘ün telif hakkını ihlal eden yayınlar yapılmadığı” yönündeki delilleri incelemesi için bilirkişi atandı.

KARAR ISS’LERE ULAŞINCA GİRİŞ SERBEST
Geçtiğimiz haftasonu bilirkişinin yaptığı inceleme sonucu bu IP’lerde kapatmaya konu olan blogların artık yayında olmadığı yönündeki raporuna istinaden erişim engellemenin kaldırılmasına karar verildi.

Karar İnternet Servis Sağlayıcılar’a tebliğ edildikten sonra blogspot platformu tekrar erişime açılmış olacak.

İŞTE O ERİŞİM KALDIRMA KARARI

Google ve Dijitürk meydan muhaberesinde

Son zamanlarda TürkTelekom tarafından hunharca kapatılan ( erişime engellenen ) yani yasaklanan internet siteleri 100 binlere ulaşırken, Dijitürk ün şikayeti üzerine,

  

 Google’nin blogspotunu kapattıran dijitürk, Google tarafından avrupa insan haklarına taşınmıştı ve karar için haziran ayı beklenmekteydi.

İnternetin devi Google şok bir hamleyle DijiTürke bir darbe daha indirdi.

Google dijitürkün pagerank değerini pr0 a çekti, bu arada alexa değeri düşürüldü.

yakın zamanda dijitürk komple Google veri tabanından silinirse şaşırmamalı.

bu iş sanırım karakolda biter.