Bu Mektup Çok Konuşulacak : Paşam AKP’ye karşı DİK DURUN
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 30, 2009, 10:22
Emin Çölaşan Org. Başbuğ’a açık mektup yazdı..

Hürriyet’ten ayrıldıktan sonra Sözcü gazetesinde yazılarına yeniden başlayan Emin Çölaşan bugün Org. İlker Başbuğ’a açık mektup yazdı. “AKP ve Fethullah Gülen’e karşı dik dur paşam” dedi.
CUMHURİYET KİMLERİN ELLERİNE KALDI
“SAYIN Paşam, Türkiye Cumhuriyeti’nin ne durumlara düşürüldüğünü, kimlerin elinde kaldığını ve kimler tarafından nasıl yönetildiğini hep birlikte ibretle, hayretle ve utanç duyarak izliyoruz. Milyonlarca yurtsever insanımız Ergenekon davası ile korkutulmuş, sindirilmiş, susturulmuş durumda. Toplumda ses verenlerin sayısı çok az.
MEDYAYI DA SİNDİRDİLER
Buna medyayı da ekleyin. Bir sürü cambazlık, yalakalık ve para gücüyle medyanın önemli bir bölümü de artık onların elinde. Kendilerinden yana olmadığı (!) zannedilen korkak medya kuruluşlarını da tam anlamıyla korkutup sindirdiler. Bu iktidara karşı yayın yapabilen sadece üç gazete, bir veya iki televizyon kanalı var. Yüz kızartıcı bir durum.
AKP’YE ÇALIŞAN ZENGİN KİTLESİ
Her gün attıkları nutuklarda “Demokrasi, fikir ve ifade özgürlüğü” falan gibi beylik laflar ediyorlar. Bu nasıl demokrasi, nasıl fikir ve ifade özgürlüğüdür ki, AKP iktidarının işine gelirse vardır, gelmiyorsa yoktur.
Aynı biçimde işadamları korkutuldu, sindirildi.Sermaye kendi adamlarının eline geçirildi. Yeni bir zengin kitlesi yaratıldı ve bunlar tüm güçleriyle AKP’ye çalışıyor.
ORDUMUZ EN TEHLİKELİ GÜÇ OLARAK GÖRÜLÜYOR
Gelelim devlete. En tepeden başlayalım. Cumhurbaşkanlığı dahil, ellerine geçirmedikleri kurum hemen hemen hiç kalmadı. Buna milliliği kalmamış eğitim, hastaneler, polis bile dahil. Yedi yıllık iktidarlan döneminde ele geçiremedikleri sadece bir buçuk kurum kaldı. Türk Silahlı Kuvvetleri ve yargının bir bölümü. Yargıyı da bir yıl içerisinde halledecekler. İşte Paşam, şimdi bütün amaçları sizlerin, yani komuta kademesinin kişiliğinde ordumuzu yıpratmak, küçük düşürmek, saygınlığını yok etmek… Çünkü ellerinde ordumuzu ele geçirecek bir plan yok. Atatürkçü, laik, Cumhuriyet’in ilkelerine bağlı ordumuzu kendi emelleri karşısında “En tehlikeli” güç olarak görüyorlar.
İşte bu yüzden, ellerindeki korkunç medya gücünü de kullanarak sizlere saldırıp duruyorlar. Bu saldırılar çoğu zaman onların ağzından doğrudan doğruya çıkmıyor. Bu amaçla emirlerindeki satılık-korkak-zavallı medyayı kullanıyorlar.
BEYİN YIKAMA KAMPANYASI SÜRÜYOR
Hain plan son derece cingözce hazırlanmış. Fikir ve ifade özgürlüğü (!) var ya, o kavramlar kullanılıyor. Beyin yıkama kampanyası sürüyor, dışarıdan planlanan amansız propaganda makinesi olanca hızıyla çalışıyor.
TÜRK ORDUSU İRTİCA VE KÜRTÇÜLÜK ÖNÜNDE EN BÜYÜK ENGEL
Sayın Paşam bunların medyasında şimdi sizler için “İstifa edin… İstifa edecekler… Görevden alınsınlar, alınacaklar” çığlıkları atılıyor. Yani Tayyip’in en başta siz olmak üzere en yakın çalışma arkadaşlarınızı görevden almasını umuyorlar! Peki bütün bunlar niçin oluyor? Bunları siz, elbette bizlerden çok daha iyi biliyorsunuz… Çünkü Türk Ordusu, bunların en büyük iki amacı karşısına dikilmiş en büyük engel.
İlki irtica. Müslümanlık değil, din tüccarlığı, din baronluğu, Türkiye’yi yavaş yavaş İslam devleti yapma niyetleri. İkincisi Kürtçülük ve bölücülük.
DARBE ÇIĞLIKLARIYLA TANTANA YAPILIYOR
Türk Ordusu bu hainliğin önündeki en büyük engel. İşte o yüzden size resmen düşmanlık sergiliyorlar. Ordumuzu yıpratmak için ortaya düzmece belgeler çıkanlıyor, “darbe” çığlıkları atılıp tantana yapılıyor, ülkenin gündemi hep AKP lehine bilerek değiştiriliyor. Şu son Kürt açılımı fiyaskosunda tam AKP dibe vurmuştu ki, ince planın yeni bir aşamasına geçildi… Ve ortaya yeni belgeler atıldı. Ne ilginç bir zamanlama! Gazeteler, televizyonlar ve çığırtkan yalaka medyanın eline yeni bir oyuncak verildi. Türk Ordusu’na hakaret, aşağılama ve alay etme yarışı yeniden başlatıldı.
MEHMETÇİĞE KURŞUN SIKANLARIN TORUNLARI
Başbuğ Paşam, bir şeyi çok iyi biliyoruz. Sizler, bu hainler tarafından bir düşman ordusu olarak görülüyorsunuz. Hiç kuşkum yok, bunlar İstiklal Harbimizde vatanımızı işgal edenleri Yunan, İngiliz, Fransız bayraklarıyla karşılayanların, onlar adına camilerde övgü vaazları verenlerin, vatan elden giderken yurdun dört bir yanında şeriatçı ve Kürtçü isyanlar çıkarıp Mehmetçiğe kurşun sıkanların torunları.
ORDUMUZU KUCAKLARINA OTURTAMADILAR
Bu hainler hep oldu, bundan sonra da olacak… Ve milyonlarca yurtsever insanımız onların karşısına her zaman aslanlar gibi dikilecek. Bu ülke o kadar ucuz değil. Kanla, irfanla kurulan Cumhuriyet elbette ki yobazların, Kürtçülerin, bölücülerin, ihanet şebekelerinin ellerine bırakılmayacak.Paşam, oynanan oyun çok açık. Karşı tarafın sinirleri gergin çünkü ordumuzu bir türlü kendi kucaklarına oturtamadılar, ele geçiremediler. O yüzden saldırıyorlar.
PAŞAM DİK DURUN
Sonuçta siz ve arkadaşlarınız da insansınız. Etten kemikten yaratılmışsınız. Sakın ola ki bu geçici günlerde moraliniz bozulmasın. Haddim olmayarak söylüyorum, dimdik durun. AKP geçicidir. Bugün iktidarda, yarın ilk seçimde bitecek. Biz ne iktidarlar, ne güçlüler, ne hainler, ne sahtekarlar gördük bu ülkede! Şimdi hangisinin esamesi okunuyor?
KESER DÖNER SAP DÖNER..
Milyonlarca yurtsever insanımız sizlerin, yani ordumuzun üzerinde oynanan bu çirkef oyunun farkında.
Bu ölü toprağı üzerimizden bir gün kalkacak. Sessiz çoğunluk, bu şamatacı azgın azınlığa bir gün mutlaka “Dur” diyecek. Bu yapılanların hesabı, milyonlarca yurtsever insanımız adına bir gün mutlaka sorulacak. Bizler ölmedik ve yalnız değilsiniz. Bu günler de geçecek. Yeter ki sizler sağlam durun. Ne demiş atalarımız: Keser döner sap döner, gün gelir hesap döner. Size ve silah arkadaşlarınıza saygılarımla Paşam.”
Article Category: Haberler
Son seçim anketi çok şaşırtacak!
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 30, 2009, 10:19

Kürt açılımı sürecinin ardından çok anket yapıldı… Ama en şaşırtıcı sonuç bu son anketten çıktı…
Anketin sonuçlarına bakılırsa AK Parti hızlı bir düşüşte. Diğer yandan CHP sürpriz bir çıkışa imza atıyor. AK Parti’yle puan farkını 3 puana indirmiş durumda. MHP de yükselişte.
SONAR Araştırma şirketinin yaptığı seçim anketinden sürpriz sonuçlar çıktı. Ankete göre bugün seçim olsa AKP yüzde 27.45, CHP yüzde 24.45, MHP ise yüzde 16.98 oy alıyor.
Yüzde 13.35 oranındaki kararsızlar dağıtıldığında ise AKP’nin oy oranı yüzde 31.68, CHP’nin yüzde 28.21, MHP’nin ise yüzde 19.59 oluyor. Saadet Partisi ise 29 Mart seçimlerine göre oylarını yaklaşık yüzde 1 oranında artırarak yüzde 6.12’ye taşıyor.
SONAR Araştırma şirketinin 5-25 Ekim tarihleri arasında “yüzyüze anket yöntemi” kullanarak yaptığı araştırma, İstanbul, Ankara, İzmir, Adana, Antalya, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Eskişehir, Gaziantep, Kayseri, Konya, Mersin, Samsun ve Van illerinde farklı ekonomik ve yaş gruplarından tesadüfi yöntemle seçilen 3 bin kişiyle gerçekleştirildi. Araştırmanın hata payının yüzde 1,73 olduğu belirtiliyor.
Araştırmada birleşik oy pusulası kullanılarak kararsızların payının düşük olmasının sağlandığı ifade ediliyor. SONAR’ın birleşik oy pusulasında sırasıyla AKP, CHP, MHP, Genç Parti, DSP; Saadet Partisi, Demokrat Parti, DTP, Türkiye Partisi, Anavatan Partisi, BBP ve diğer seçenekleri yer aldı.
Buna göre kararsızlar ve görüş belirtmeyenler dağıtılmamış haliyle partilerin oy oranları şöyle:
/**
Genel Seçim Oy Tercihleri (Ekim 2009)
Partiler oy oranı (yüzde)
AKP 27.45
CHP 24.45
MHP 16.98
DTP 5.74
SP 5.30
BBP 1.90
DSP 1.73
DP 1.63
Diğer 1.47
Kararsız 13.35
**/
Kararsızlar dağıtıldığında ise oy oranları şöyle:
/**
Genel Seçim Oy Tercihleri (Ekim 2009)
Partiler oy oranı (yüzde)
AKP 31.68
CHP 28.21
MHP 19.59
DTP 6.62
SP 6.12
BBP 2.19
DSP 2.00
DP 1.89
Diğer 1.69
Article Category: Yaşam
Tags: bugün seçim olsa, seçim anketi
ÜLKER GRUBU DA BIKTI BU HABERLERDEN
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 27, 2009, 23:01
Medya son günlerde “satış trafikleriyle” yakından ilgili.
Her an bir grubun ya da kanalın-gazetenin satıldığı haberleri çıkıyor.
Her eline kalem alan bir gazete ya da kanalı birine satıyor!

Medyadaki satıcılar muhtelif.
Ama nedense “alıcılar” arasında bir grup öne çıkıyor: Ülker.
Ülker Grubu her fırsatta medyaya girmeyeceğini söylese de medya ısrarla bu grubu yayın dünyasına sokuyor.
Geçtiğimiz günlerde Ülker’in Doğan Grubu’na talip olduğu yazılmıştı.
Bu hafta ise Ülker Grubu’nun Fox TV’ye talip olduğu haberleri var.
Odatv.com çıkan bu haber üzerine Ülker Grubu’na ulaştı ve iddiayı sordu.
Ülker Grubu benzer bir açıklamayı yineledi:
“Biz medyaya girmeyeceğiz.”
Patronlar Katı’nda durum bu.
odatv
Article Category: Haberler
DOMUZ GRİBİ KİMLERE NASIL KAZANÇ SAĞLIYOR
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 27, 2009, 22:56
Dünyayı etkisi altına alan Domuz Gribi salgını ilaç şirketleri için neredeyse bir fırsat kapısı haline gelmiş durumda.

Domuz Gribi’nin insan sağlığını tehditi tartışılırken, ilaç şirketleri çalışmalara başladı bile. GlaxoSmithKilne, Baxter International ve Novartis firmaları ürettikleri ilaçlarla bu süreçte yükselen yıldız durumundalar. İlaç için ilk lisans alan firma olan Novartis şimdilik bir adım önde. Şirket ilk çeyrekte 400 ile 700 milyon dolar arasında değişen oranda satış yapmayı hedefliyor. Baxter’ın beklentisi ise daha mütevazi. Şirket 40 milyon dolarlık bir satış bekliyor.
İlaç firmaları bunları yaparken diğer büyük şirketler de ilaç üzerinde araştırma yapan firmalara yatırım yapıyorlar. Bunun en büyük örneği olarak; Johnson & Johnson firmasının, Hollandalı biyoteknoloji şirketi Crucell NV’nin hisselerini satın almak için harcadığı 444 milyon doları gösterebiliriz. Pek çok şirket de Belçika ve İngiltere’de araştırma yapan şirketlere para yağdırıyor.
Sağlık analistleri de bu bilgileri doğrulayacak şekilde açıklamalar yapıyor. İsviçreli sağlık analisti David Kagi, tüm dünyada aşı şatışlarının toplam tutarının 18 milyon doları bulacağını belirtirken İngiliz analist Hedwig Kresse, sektörün büyük oyuncularının domuz gribini bir talih kuşu olarak gördüklerini söylüyor. Kresse ayrıca “Bu satışlar kış sonunda sona erecek. Ama eğer şanslılarsa gelecek yıl da aynı satışı gerçekleştirebilirler” diyerek ilaç firmalarının domuz gribinden büyük gelir elde edeceklerini de sözlerine ekliyor.
Bu veriler ışığında bakıldığında; dünyada her yıl yeni bir virüsün ortaya çıkması ve ardından da aşılarının bulunması kafaları iyice karıştırıyor.
odatv
TweetArticle Category: Haberler
Ankara’nın Kızları Güzellik Yarışması
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 25, 2009, 10:09
Başkent En Güzel Kızları, İlk Kez Bir Yarışmada Buluşacak. 27 Aralık’ta Finali Yapılacak Yarışma Via -Life Alışveriş Merkezi’nde Düzenlenen Toplantı ile Tanıtıldı.

Başkent en güzel kızları, ilk kez bir yarışmada buluşacak. 27 Aralık’ta finali yapılacak yarışma Via-Life Alışveriş Merkezi’nde düzenlenen toplantı ile tanıtıldı.
Başkent’in en güzel kızının, halkın oylarıyla belirleneceği “Ankara Kızları Güzellik Yarışması”, güzelliğine ve yeteneklerine güvenen genç kızları bekliyor. Yarışmaya katılmak isteyenlerin, 31 Ekim’e kadar Via-Life Alışveriş Merkezi fast food katındaki kayıt masasına başvurması isteniyor.
Etkinliğe destek
Via-Life’ın Pazarlama Müdürü Banu Mortaş ve yarışmanın sponsorlarından World Wella Paris’in Yönetim Kurulu Başkanı Coşkun Kaplan’ın katıldığı basın toplantısında yarışma ile ilgili bilgiler verildi. Mortaş yaptığı konuşmada, böyle bir etkinliğe destek vermekten ve ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade etti. Ankaralı markaların ürünlerinin Ankaralı modeller tarafından tanıtılacağını sözlerin ekleyen Mortaş, “Ankara’nın bütün kızları güzeldir, bence zor bir yarışma olacak” diyerek yarışmacılara başarılar diledi.
Dünya markası
Coşkun Kaplan ise, “Ulu Önder Atatürk’ümüzün başkentliğe layık gördüğü bu güzel şehrimizin en güzel kızlarını bu yarışma ile bir araya toplayacağız” dedi. Kaplan, Ankara’yı dünyada bir marka yapmak amacı ile planlanan projeler arasında “Dünya Başkentleri Güzellik Yarışması”nın olduğunu sözlerine ekledi.
Final gecesinde
Best Model Of The World yarışmasında Ankara’yı başarıyla temsil eden ve “Özel Basın” ve “Özel Dostluk” ödülüne layık görülen Elit Çam da, Ankara’da yapılan bu organizasyondan dolayı çok mutlu olduğunu ifade etti. Ankara Giyim Sanayiciler Derneği’nin destek verdiği yarışma ile başkentin en güzel kızını seçmek ve başkentlileri modayla buluşturmak hedefleniyor. Güzelliğine güvenen bütün genç kızların katılabileceği yarışmaya başvuru yapan adaylar elemelerin ardından 27 Aralık’ta Rixos Oteli’nde gerçekleşecek final gecesinde birincilik tacını takabilmek için yarışacak.
TweetArticle Category: Genel
Kart borçlularına müjde
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 23, 2009, 17:12
Kredi kartı borçlarının 24 ayı geçmemek üzere tüketici kredisine çevrilmesi amacıyla kanun teklifi hazırlandı

MHP Kastamonu Milletvekili Mehmet Serdaroğlu, kredi kartı borçlarının 24 ayı geçmemek üzere tüketici kredisine çevrilmesi amacıyla kanun teklifi hazırladı.
Serdaroğlu, düzenlediği basın toplantısında, Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanununda Değişik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi’ni, bugün TBMM Başkanlığına sunduğunu bildirdi.
MHP’li Serdaroğlu, kredi kartı borçlarının yapılandırılmasıyla ilgili olarak 24 Haziran 2009 tarihinde çıkarılan kanunun, temerrüte düşmüş, kendilerine ihtar çekilmiş, haklarında icra takibi başlatılmış kişileri kapsadığını, kart borcunun asgarisini ödeyerek borcunu döndürmeye çalışan vatandaşları ilgilendirmediğini söyledi.
Kredi kartı borcunun asgarisini ödeyerek günü kurtarmaya çalışan yaklaşık 9 milyon kart sahibinin toplam borcunun, 12-13 milyar lira civarında olduğunu kaydeden Serdaroğlu, ”Kredi kartı borçları ile çok büyük, çok tehlikeli bir krizin işaretleri alınmaya başlamıştır. Rakamlar, asgari tutarı ödenerek çevrilen kredi kartlarında, geri dönülmez noktaya, borcun artık çevrilemediği bir noktaya ulaştığını açıkça göstermektedir. Vatandaşlarımız, içine girdikleri sarmaldan bir türlü kurtulamamaktadır” diye konuştu.
Yetkililerin, ”tüketici kredisi çekilerek kredi kartı borçlarının kapatılması gerektiğini, aksi halde kredi kartı gecikme faizlerini kapatmalarının mümkün olmadığı” yönünde uyarıları olduğuna dikkati çeken Serdaroğlu, kredi kartı borcu olan vatandaşlara bankalar tarafından tüketici kredisi verilmediğini, böylece borçlarını kapatamadıklarını iddia etti.
Serdaroğlu, hazırladığı kanun teklifinin yasalaşması halinde bankalar ile vatandaşlar arasında ”kart barışı” sağlanacağını ifade etti.
TEKLİF
Teklife, kredi kartı borçlarının, borçlunun talebi üzerine piyasa yapıcı bankaların ortalama tüketici kredisi faizi üzerinden ve 24 aylık vadeyi geçmemek üzere tüketici kredisine dönüştürülmesini öngörüyor.
Borcu tüketici kredisine dönüştürülen kredi kartının, tüketici kredisi ödemeleri bitinceye kadar kullanılmamasını da içeren teklifle, hakkında ihtar çekilmiş, icra takibi başlatılmış, varlık şirketlerine devredilmiş borçlar için de uygulanması öngörülüyor.
TweetArticle Category: Ekonomi
Tags: af, kredi kart borcu
DAĞDAN İNEN PKK’LININ YAŞADIKLARINA ÇOK ÜZÜLDÜM
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 22, 2009, 18:38
Terör bitecek, gözyaşları dinecek.. Etnik kökeni, siyaseti ne olursa olsun herkesi bağrımıza basıyoruz..

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ”Etnik kökeni, siyaseti ne olursa olsun herkesi bağrımıza basıyoruz” dedi.
Arınç, Şırnak Valiliğini ziyaretinin ardından Belediye Başkanı Ramazan Uysal’ı makamında ziyaret etti.
Ziyarette konuşan Arınç, TBMM Başkanı iken de, şuanda da, bir yere gittiğinde devleti temsilen valiliği, halkı temsilen de belediyeleri ziyaret etmek gerektiğini düşündüğünü belirterek, geçmişte bu düşüncelerine çok karşı çıkanlar olduğunu söyledi.
HERKESİ BAĞRIMIZA BASIYORUZ
Bülent Arınç, belediyeler arasında ayırım yapmadığını ve DTP’li bir belediye başkanının da halkın seçtiği belediye başkanı olduğunu ifade ederek, sözlerine şöyle devam etti:
”Şırnak Belediye Başkanını tebrik ediyor ve hizmetlerinde destek olacağımı belirtiyorum. Hayırlı hizmetlerinde her zaman yanlarında olacağım. Çünkü maalesef kötüye kullananlar da olabiliyor. Yanlış işler de yapan olabiliyor. Ama halkımızın refah düzeyini, yaşam seviyesini artırmak için yapılacak her çalışmada hükümet olarak da, şahsen de, valilerimizi de, belediye başkanlarımızı da her zaman destekleyeceğiz. Etnik kökeni, siyaseti ne olursa olsun herkesi bağrımıza basıyoruz.
TERÖR BİTECEK GÖZYAŞI DİNECEK
Madem bu topraklar üzerinde yaşıyoruz, birbirimizi kabul etmek, birbirimizi sevmek, birbirimize saygı duymak gerekir. Bizim düşüncemiz bu. O yüzden iktidarımızda da şahsen yaptığımız görevlerde de bunun faydalarını görüyoruz. Çünkü halk kendinden olanı, kendisine ait olanı, kendisiyle birlikte olanı seviyor ve destekliyor. Ama halka tepeden bakarsanız, ayrımcılık yaparsanız gruplara bölerseniz, o zaman ülkede işler de iyiye gitmiyor, sizin de krediniz olmuyor. Belediye başkanımızın konuşması çok güzel. Biz hepimiz çok sevinçliyiz ki ülkemizde tekrar birlik ve bütünlük olacak. Terör bitecek, gözyaşları dinecek.”
PKK’LININ HİKAYESİ DUYGULANDIRDI
Bülent Arınç, Türkiye’ye dün gelenler arasında bulunanlardan birinin bugün macerasını okuduğunda çok üzüldüğünü dile getirerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Yani küçük çocuğu 1 yaşındayken ailesini terk edip dağa çıkan bir kadının hikayesi… Bunlar Türkiye’de yaşandı. Artık yaşanmasın. Bütün arzumuz budur. Herkes çocuğuna kavuşsun. Herkes evinde eşiyle, ailesiyle özgürlük içerisinde, huzur içerisinde, birlik, bütünlük içinde olsun. Amacımız budur. Akan kan devam etmesin. Akan kan, gözyaşı dursun. Bin senedir aynı dava, aynı çizgi yolunda birlikte kardeş olarak bin yılımızı geçirdiğimiz insanımıza karşı elbette kucağımızı açmak zorundayız. Çanakkale harbinde Diyarbakırlı Mehmet’in kolunda Manisalı Ahmet can vermişse ve bugün kucak kucağa yatıyorsa, bu bizim bin yıllık, belki daha fazla birlikteliğimizin en önemli göstergesidir.”
TÜRK – KÜRT – ALEVİ ÇATIŞMASI GERİDE KALDI
”Geçmişte insanları birbirine düşürmek, çatıştırmak, birbirine düşman ettirmek isteyenlerin olduğunu, Türkiye’nin geçmişinde bu ihanetleri çok yaşadığını” dile getiren Arınç, ”Türk-Kürt, Alevi-Sünni çatışması çok şükür gerilerde kaldı” dedi.
Arınç, ”sağcı-solcu, ilerici-gerici, laik-antilaik, yobaz çatışmalarının hepsinin suni, uydurma, ülkeyi, vatanı bölmek için çıkarılmış ayrık otları ve herkesi rahatsız eden şeyler olduğunu” vurgulayarak, şöyle konuştu:
”Bunlardan ne kadar kurtulabilirsek o kadar önümüz açılır. O kadar ülkemiz gelişecek, o kadar büyüyeceğiz. Adeta uçacağız. İşsizlik kalmayacak, bu yolların hepsi yapılacak. Yatırımlar gelecek, kazandığımızın karşılığını alacağız. Hayat standardımız yükselecek. Bütün bunlar demokrasi standardımızın yükselmesine ve özgürlüklerin güçlenmesine bağlı. Bir insan ne konuştu, ne düşündü diye suçlanmamalı. Ne istedi diye suçlanmamalı. Ülkemizde bu ayrımcılıkları kim yaparsa yapsın, maalesef yapanları biliyoruz. Ama böyle gidemeyiz. Böyle gidersek ne terör biter, ne gözyaşları kesilir. O zaman yeni bir şeyler yapmak lazım. Mevlana hazretleri diyor ki, ‘Düne ait ne varsa dünde kaldı, cancağızım. Bugün yeni bir gün. Yeni şeyler söylemek lazım.’ İşte bu yeni şeydir. Bugün söylediğimiz yeni şeylerdir.”
-”DEMOKRATİK AÇILIM” SÜRECİ
Bülent Arınç, gelecek olanların, ”ülkesine ve vatanına döndüğünü söyleyerek evinin yolunu tutacağını”, bütün bunları yaparken süreci sekteye uğratacak kötü görüntüler de vermemek gerektiğini vurguladı.
Aşırı davranışlar, siyasi sloganlar, bağırmalar, çağırmalar, millettin tümünü rahatsız eden bir takım olaylardan uzak durulması gerektiğini ifade eden Arınç, şunları kaydetti:
”İnsanlar elbette sevinecek. Sevinilecek bir olay, buna kimse gözlerini kapatamaz. Kucaklaşma var bugün. Hasret, gurbetin bittiği bir zamanda ben bile oğlumu İstanbul’dan, okuldan geldiği zaman coşkulu karşılıyorum. Bir annenin bir babanın bir memleketin, bir halkın buna duyarsız kalması mümkün değil. Bunu yörüngesinden çıkarmamak lazım. Çünkü birileri bu süreci başarısız kılmak için o kadar çok çalışıyor ki, inanın bu görüntüler devam ederse, bu yanlışlıklar yapılmaya devam ederse, hakimiyle, savcısıyla, kaymakamıyla valisiyle, aman bir hata olmasın, aman her şey güzel olsun endişesini maalesef haklı çıkaranlar olursa, süreci başarısızlığa uğratırlar diye de korkuyorum. Ne yaparsak kendimiz yaparız. Türkiye Anayasası olan bir devlet, hukuk devleti ölçüleri, kanunu, yasası belli, bunların içerisinde bir açılım yapıyoruz. Bunları reddederek bir şey yapmamız mümkün değil.
Bu anayasanın artık bize yakışmadığını söylüyorum. Ne 1961 anayasası 1960 darbesiyle, ne 1982 Anayasası 1980 darbesiyle yapılan anayasalardır. Bunun üçte biri zaten değişmiştir. Geri kalan maddeler de, hepsi değil ama artık bugün yeterliliğini gücünü kaybetmiştir. Aradaki irtibat kopmuştur. Biz Meclis olarak kendimiz niye bugün artık 2010′lu yıllara giderken Türkiye daha özgürlükçü, daha demokratik, standardı yükselmiş, daha temel ve ödevler noktasında daha iyi yer bulmuş anayasa yapamayalım. Bunun düşüncesini taşımak başka, gerçekleştirmek başka.”
-”ÖZGÜRLÜK ESASTIR, YASAKLAR İSTİSNAİDİR”-
Bakan Arınç, şu anda anayasanın bir veya iki maddesini bile değiştirmenin mümkün olmadığını, bir anayasa değişikliğine karşı çıkıldığını, anayasayı demokratik ve özgürlükçü bir gözle gözden geçirmek gerektiğini belirterek, ”Anayasanın değişmesi mümkün olmayan maddelerinden söz etmediklerinin” altını çizdi.
Devlet Bakanı Bülent Arınç, şöyle devam etti:
”Bunu biz yapamazsak başkası yapacak. Bugün yapılmazsa yarın mutlaka yapılacak. Çünkü bu elbise maalesef artık bu Türkiye’yi sıkıyor. İnsan elbisesinin içinde rahat etmek ister. Hep yasaklarla bu iş olmaz. Bütün demokratik ülkelerde özgürlük esastır, yasaklar istisnaidir. Bizde yasaklar saymakla kalmıyor, özgürlük ara ki bulasın. Böyle şey olmaz. Bunlar ileride olacak, mutlaka olması lazım. Şu gün geldiğimiz noktayı biri 10 sene evvel söylese, ‘sen rüyamı görüyorsun kardeşim’ derlerdi. 20 sene evvel biri söylese, ‘bu adam aklını kaçırmış’ derlerdi.”
Arınç, 1985′te bir konuşmasından dolayı yargılandığını ve o zaman Devlet Güvenlik Mahkemelerinin (DGM) olduğunu anımsatarak, 160. maddeden 4 yıl 2 ay ağır hapis cezası aldığını, Yargıtay, Ceza Genel Kurulu derken 2,5 sene sonra zar zor beraat ettiğini anlattı.
O zamanki 160. maddeyi 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın 6 sene sonra kaldırdığını, onun yerine Terörle Mücadele Kanununun geldiğini, Anayasa Mahkemesi’nin 1 ve 2. maddesini iptal ettiğini hatırlatan Arınç, ”Arkasından 312 geldi. 312 can yaktı. Ardından 301 geldi, can yakmaya devam etti. Daha iki sene evvel 301′i değiştirdik. Şimdi 301 artık can yakmıyor” dedi.
-HALKIN DÜŞÜNCESİ PARLAMENTOYA YANSIDI
Arınç, 20 sene sonra ancak bir konuda iyileşme sağlanabildiğini, ama bu 20 senenin kolay geçmediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Halkın düşüncesi iktidara yansıdı, parlamentoya yansıdı. Bir taraftan AB, bir taraftan halkımızın istekleri üst üste geldi. Biz bugün çok şükür artık düşüncesinden dolayı suçlanmayan, konuştuğundan dolayı yargılanmayan hür vatandaşlar olarak daha rahat nefes almaya başladık. İnşallah daha iyi olacak, ama birlik ve bütünlük içerisinde olmalıyız.
Siyasi propagandalar ülkenin bütünlüğünü sarsmamalı, biz sadece etnik kimliğin değil, Türkiye’nin partisi olarak, Türkiye’de yaşayan herkesin sorunlarını, eşit derecede görerek siyaset yapmalıyız. Bunu kabul ederler etmezler, o dostlarımıza da bunları söylüyoruz. Bunları görürseniz güçlenirsiniz. Böyle olursanız kuvvetlenirsiniz, sizi bir bölgenin partisi olarak değil, Türkiye’nin partisi olarak görmek, sadece Kürt kardeşlerimizin partisi olmanın dışında bütün Türkiye’de yaşayan 70 milyonun hukukunu savunan bir parti olarak görmek bizi daha çok memnun eder. Ama tercih onların. Öyle olursa bu meselelerin çok daha kolay çözüleceğini şahsen düşünüyorum. Ama bunlar adım adım olacak.
Şimdi bize sükunet yakışır. Şimdi gözyaşlarımızı sevincimizi biraz belki, sükunetle teskin etmek yakışır. Herkesin iyi mesaj vermesi lazım. Hassasiyetle dolu mesajlar vermek lazım. Bunu bir dost, bir arkadaş olarak söylüyorum. Attığımız taş işe yaramalı, eğer işimize yaramıyorsa, yani bu süreci baltalayacak bir noktaya geliyorsa, nitekim orada veya burada sürecin baltalanmasını isteyen çok insan da var. Çok kurum ve kuruluş da var, parti de var. Onun için yanlış ve abartılı işlerden kaçınmalıyız. Söylediğim şeyleri herkes çok da iyi anlıyor.”
-KÖYDES PROJESİ
Devlet Bakanı Bülent Arınç, Şırnak’ın sorunlarının eskiden beri var olduğunu ve Şırnak’ın 1990′da il olduğunu anımsatarak, ilin bugün nüfusunun 400 bine ulaştığını kaydetti.
Bayburt’ta milletvekili sayısı bire düşerken, Şırnak 4′e yükseldiğini anlatan Arınç, ”Bu dönemde biz hükümet olarak Manisa’ya ne yapıldıysa Şırnak’a belki daha fazlasını yaptık” dedi.
Arınç, 2006′da Meclis başkanıyken Tunceli’ye gittiğini, validen brifing aldığına işaret,şöyle devam etti:
”KÖYDES’ten gelen para bir sene 26 trilyon, bir sene 27 trilyon, bir sonraki yıl da benzer bir para. Tunceli’nin nüfusu tahmin ediyorum 120 bin falan. Manisa’nın nüfusu 1 milyon 350 bin, yani 10 misli. Dedim ki bakın Manisa’nın KÖYDES’ten aldığı para senin aldığın paradan daha az. Helalı hoş olsun. ‘Fazladır’ demiyorum. Sizin daha çok ihtiyacınız var. Biz sizi daha çok gözetiyoruz. Bunun bir karşılığı olması lazım. Bunun karşılığı bazen bir ‘Allah razı olsun’dur. Bir de, ‘bu hükümet ne yapıyorsa millet için yapıyor’ deyip, ona destek olmak lazım. Eminim ki Şırnak’a gelen para da bundan az değil. Çok şükür ki köylerimizin yolları, içme suları konusunda, tabi şartlar ne kadar elverdiyse bunu tek tek bilmiyorum. Ama Türkiye’de en başarılı proje KÖYDES projesi olmuştur. Şimdi havaalanı yapılıyor. Şırnak’a, Cizre’ye bir havaalanı yapılacak olması, Şırnak’ın hayal edemeyeceği şeylerdir. Bunlar trilyonlar gerektiriyor.”
-”NE KAZANDIYSAK MİLLETE VERİYORUZ”-
Arınç, ekonomik krizden etkilenmiş bir Türkiye olduğunu ve her kuruşun bir kıymeti bulunduğunu ifade ederek, bütçede açık olduğunu ve bu açığın bir kısmının da sosyal güvenlikten kaynaklandığını söyledi.
Bu açıkların kapatılmasına, sektörlerin ayakta tutulmasına çalışıldığını kaydeden Arınç, şöyle dedi:
”Cizre yolu, Van yolu, bunların hepsi yapılacak. 5 yılda 9 bin 500 kilometre bölünmüş yol yaptık. Eserler ortada, bugün Güneydoğu’da nereye giderseniz gidin, çift yollar kendini gösteriyor, bölünmüş yollar kendini gösteriyor. Bunlar da yapılacak. Bugün bunları talep ediyoruz, eskiden bunları düşünemediğimiz için talep bile edemiyorduk. ‘Aman ne olur şu adamı işe koy’, tek istediğimiz buydu. Şimdi yol istiyoruz, havaalanı istiyoruz. Ticaret ve Sanayi Odası başkanımızla da görüştük, onların haklı talebi var. Her şey daha iyi olacak, böyle bir ümidimiz var mı? Var. Bu iktidarın yaptığı en önemli iş budur, güven var. Bugün bunlar az oldu belki, ama ileride daha çok olacak, daha iyi olacak. Gelirimiz belli, ne kazandıysak millete veriyoruz.
Yerel yönetimlerin katkılarını biraz daha artırmaya çalıştık. Bu yıl içerisinde sıkıntılarımız var, bunları biliyoruz. Biz sadece Haziran, Temmuz, Ağustos ve Eylülde 4 ay kesinti yapmadık. Ama Ekimden itibaren kesintiler yapmaya başladık. Eskiden kalan borçlar ve yeni yatırımlar var. Başkan bize bir dosya verecek bunları da milletvekili ve bakanlarımızla görüşeceğiz.” (AA)
TweetArticle Category: Politika
BEN ÇOCUĞU KOYDUM!..
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 19, 2009, 19:12
Okan Bayülgen’in yeni başlayan ve Pazar geceleri ekrana gelen programı Medya Kralı’nın ilk bölümünde hayli ilginç olaylar yaşandı.

Okan Bayülgen’in programı birlikte sunduğu Hakkı Devrim, Bülent Ersoy’un Popstar Alaturka programında yarışmacı Özlem’in göğüslerinin silikon olup olmadığını kontrol ettiği görüntülerin yayınlanması üzerine adeta köpürdü.
Hakkı Devrim, Osmantan Erkır’ı görgüsüzlük ve terbiyesizlik ile, Bülent Ersoy’u da terbiyesiz olmakla suçladı.
Hakkı Devrim’in canlı yayındaki şok sözleri medyada geniş yankı buldu.
Bir gazetecilik duayeninin bu olay karşısındaki sözleri medyanın gözünü bu olaya çevirdi.
Şimdi Hakkı Devrim’den Okan Bayülgen’in Beyaz Show’da, kendi soyadını verdiği nikahlı eşinin hamileliği için söylediği sözlerin görüntülerini izlemesini ve aynı adaletli(!) tutum içerisinde eleştirmesini bekliyorum.
Okan Bayülgen, Beyaz Show’da Esra Ceyhan ile Gül Gölge’nin bir balık restoranında yanlarına gelerek eşine hamile kadınlar için tavsiyelerde bulunmasından başlayarak, “Bana da sen de şunları yutuyor musun? Diye sordular ben de anlamadım bir erkek olarak çocuğu koyduktan sonra ne yutmam gerekiyor.” Deyince programın diğer konuğu Şarkıcı Begü’nün tepkisine de “Sen neden tepki verdin anlamadım.” Diyerek terslemesine ve çocuk orgazmdır falan gibi yapmış olduğu konuşmaların, genel ahlaki değer yargılarıyla nasıl örtüştüğünü doğrusu öğrenmek istiyorum..
Şimdi, Sn. Hakkı Devrim’e soruyorum: Okan Bayülgen’in bu görüntülerini izledikten sonra, Bülent Ersoy’un göğüs kontrolüne ahlaksızlık ve terbiyesizlik diyen kriter tahtanızda Okan Bayülgen’e ne gibi cümleler yazacaksınız
SacitAslan
TweetArticle Category: Magazin
HAKKI DEVRİM’DEN ŞOK SÖZLER!
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 19, 2009, 12:30
“Osmantan Erkır ahlaksız! Bülent Ersoy terbiyesiz!” Hakkı Devrim’den göğüs şova Medya Kralı’nda şok sözler…

Okan Bayülgen’in dün gece ilk kez yayınlanmaya başlayan Medya Kralı adlı programının ilk bölümünde inanılmaz bir olay yaşandı. Okan Bayülgen’in birlikte programı sunduğu Hakkı Devrim, Bülent Ersoy ve Osmantan Erkır için söylemediğini bırakmadı.
Bülent Ersoy’un Postar Alaturka yarışmasının canlı yayınında yarışmacı Özlem’in göğüslerinin silikon olup olmadığı kontrolünü yaptığı dakikaların videosu Medya Kralı programında yayınlandı.
Olayı izleyen Hakkı Devrim “Kim bu programın yapımcısı” diye sorunca Okan Bayülgen “Osmantan Erkır” cevabını verdi. Bunun üzerine Hakkı Devrim “Osmantan ahlaksız ve terbiyesiz bir adamdır. Canlı yayında böyle bir şeye nasıl izin verir. Kendisi ahlaksız ve terbiyesiz bir adamdır” dedi.
Okan Bayülgen duruma müdahale etmeye çalışırken “Osmantan’ın bir suçu yok, Bülent Ersoy karşısında herkes çaresiz, bana sorsa, Okan gel memelerini elleyeceğim dese tıpış tıpış gider elletirim” deyince Hakkı Devrim’den daha ağır sözler geldi.
Hakkı Devrim, Bülent Ersoy için; “Ben bu kadına ekranlarda bu kadar müsahama gösterilmesine karşıyım. Kim oluyor, kendini ne zannediyor. Bir de düzgün Türkçe konuşuyorum diyor. Telaffuzu bile yanlış, o kim Türkçe konuşmak kim? Bu canlı yayında yaptığı terbiyesizliktir. Bu tamamen bir rezalettir. Terbiyesiz bir insandır.” Dedi.
turuncutime
TweetArticle Category: Medya
Seda Sayan’dan BÜYÜK REZALET
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Eki 17, 2009, 16:40
Halkın en güvendiği sanatçı seçtiği Seda Sayan, halkı nasıl kandırdı!

Müge Anlı’nın atv’de ekrana gelen “Tatlı Sert” programındaki başarısından yola çıkan Seda Sayan, “Yalnız Değilsiniz” adlı bir program sunmaya başladı.
VATANDAŞIN DUYGULARIYLA OYNADI
“Kayıp sevdiklerinizi bulalım, gizli kalmış cinayetleri çözelim” diyerek vatandaşa yardım edeceğini duyuran Kadırgalı’nın ne yazık ki vatandaşın duygularıyla oynayıp izleyicileri kandırdığı ortaya çıktı! Her fırsatta “En güvenilir ünlüyüm” diyen Seda Sayan’ın düzmece programı 13 Ekim tarihinde ekranlardaydı. Düzmecenin başrolünde ise “Hafize Ana” vardı.
KENDİ KANALINDA SEDA İLE DALGA GEÇTİLER:
SAHTE GÖZYAŞLARI AKITTI
Hafize Ana”, oğlunu 8 yıldır görmediğini ve buna gelininin sebep olduğunu söyleyerek gözyaşlarını akıttı. Acılı öyküsüyle herkesi duygulandıran Hafize Ana, programın konuğu dedektifleri de seferber etti. Ve birkaç gün sonra Hafize Ana, canlı yayında 28 yaşındaki oğlu Recep’e 8 yıllık hasretin ardından kavuştu. Yayında gözyaşları sel oldu, Seda Sayan da bu duygusal tablo karşısında ağladı… Ancak ne Hafize Ana, ne Recep ne de yaşanılanlar gerçekti…
8 YILLIK HASRET TAMAMEN YALAN
Asıl adı Sevil Karviç olan “Hafize Ana”, herkesi canlı yayında kandırdı. Gerçekte “Recep” isminde 28 yaşında bir oğlu bulunmayan Sevil Karviç, 8 yıllık “sözde” hasretine canlı yayında son vermişti!
BAS PARAYI KAP MAĞDURU
IMC Ajans’ın kadrolu oyuncularından Sevil Karviç, birkaç sene önce yine bu tarz programlarda mağdur olarak ekrana çıkmıştı. “Yalnız Değilsin” de de Hafize Ana rolünü üstlenen 69 yaşındaki oyuncunun gerçek hayatta bir kızı ve 45 yaşlarında bir oğlu var. Sevil Karviç’in oğlu ise Seda Sayan’ın programında bahsettiği gibi İzmir’de kayıp değil annesinin yanına İstanbul’da…
Article Category: Magazin





SON OSMANLI FİLMİNİİZLEMEK İÇİN TIKLA
