“Rahat uyu, ruhun şad olsun”
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 30, 2009, 09:21
Org. Başbuğ Anıtkabır Özel Defteri’ne bunları yazdı.

30 Ağustos Zafer Bayramı ve Türk Silahlı Kuvvetleri Günü dolayısıyla ilk tören, Anıtkabir’de düzenlendi. Orgeneral Başbuğ ve törene katılanlar, Anıtkabir merdivenlerinde hatıra fotoğrafı çektirdi.

Daha sonra Misak-ı Milli kulesine geçen Orgeneral Başbuğ, Anıtkabir Özel Defteri’ne şunları yazdı:
”Ulusumuzun büyük önderi, ordularımızın ebedi Başkomutanı, eşsiz devlet adamı yüce Atatürk,

Üstün liderliğinizde Türk milleti ve ordusuyla gerçekleştirdiğiniz Büyük Taarruz ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 87. yıl dönümü nedeniyle huzurlarınızdayız.
Büyük Taarruz, Türkiye Cumhuriyeti’nin temelinin atıldığı, tarihe yön veren emsalsiz bir muharebedir. Bugün bağımsız bir devlet çatısı altında yaşayan herkes bu zafere ve O’nu kazanana çok şey borçludur. Kurduğun Türkiye Cumhuriyeti’nin temel nitelikleri, ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü ve Türk milletinin büyük Atatürk sevgisi sonsuza kadar yaşayacaktır.

Gücünü milletinden, ışığını sizden, cesaretini tarihten, kuvvetini damarlarındaki asil kandan alan Türk ordusu her zaman nöbette ve görevinin başındadır. Rahat uyu, ruhun şad olsun.”
Orgeneral Başbuğ daha sonra deftere yazdığı metni yüksek sesle okudu.
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: 30 Ağustos, 30 Ağustos Zafer Bayramı, 87. yıl dönümü, Anıtkabir Özel Defteri, Atatürk sevgisi, Büyük Taarruz, Misak-ı Milli, Orgeneral Başbuğ, Türk ordusu, Türkiye Cumhuriyeti, Ulusumuzun büyük önderi
Skandal haber ( Ben kızılbaş mıyım ?)
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 27, 2009, 17:19
” Kızım ben Kızılbaş mıyım ?”

Star TV’de yeni sezonu bugün açan İzdivaç programı bir canlı yayın skandalına sahne oldu. Programı sunmaya yeni başlayan oyuncu Zuhal Topal, 82 yaşındaki damat adayıyla ilginç bir diyaloğa girince olanlar oldu.
Zuhal Topal’ın 42 yaşındaki gelin adayını kabul etmeyen 82 yaşındaki Rahmi Bey’e “Sen 42 yaşındaki bir bayana nasıl hayır diyorsun?” diye sorması skandalın fitilini ateşledi. Rahmi Bey, “Kızım ben Kızılbaş mıyım?” şeklinde cevap verince stüdyo bir anda buz kesti. Canlı yayın tecrübesi olmayan Zuhal Topal bir süre olayı kavrayamayarak susup kalınca, reji reklama gitmek zorunda kaldı.
Reklam arasında Zuhal Topal’a durum anlatılmış olacak ki Topal, “Canlı yayın bu, istemeden insanlar ağzından bazı şeyler kaçırabiliyor. Onun yaşlılığına ve heyecanına verelim. Onun adına özür diliyorum. Kendisi de özür diliyor. Seyircilerimiz haklarını helal etsinler… Böyle bir hata oldu. Rahmi Bey de çok üzüldü. Haklarınızı helal edin diyorum ve özür diliyoruz” açıklamasını yaptı. Star TV ise hemen şu şekilde alt yazı geçmeye başladı: “Konuğumuzun ağzından çıkan yanlış sözden dolayı seyircilerimizden özür diliyoruz”!..
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: alevi, Canlı yayın, İzdivaç programı, Kızılbaş, Rahmi Bey, Star TV, Zuhal Topal
Ermeni ajansı Atatürk’ün mektubunu yayınladı
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 26, 2009, 17:09
“Türk halkının adını bu tür alçak ve iğrenç suçlamalardan temizleyiniz”

Ermeni haber ajansı Novosti Armenii, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün 7 Mart 1920 yılında ABD’li bir amirala gönderdiği belirtilen bir telgrafı yayınladı.
Haberde, “Ajansımızın eline çok özel bir belge geçmiştir. Ajansımız Mustafa Kemal’ın 7 Mart 1920 yılında ABD Deniz Kuvvetleri amiralı Bristol’a gönderdiği telgrafı yayınlamaya karar verdi. Bu belgede Türk lider ‘(sözde) Ermeni soykırımı denilen’ iddiaları yalanlıyor ve tüm bunların Ermeni topluluğun Türkiye’den koparmak amacıyla yapılan bir kurgu olduğunu iddia ediyor.” denildi.
Yazıda Atatürk’ün ABD’li amirala gönderdiği mektupta şu ifadeler yer alıyor: “Bizim halkımız topraklarımızın müttefik ordularca işgal edilmesininden zarar görüyor. Biz ise bu zaman içinde Montrö anlaşması sonucunda barışı bekliyorduk. Biz durumun değişeceğini ve barışçı görüşmelerle ilgili adil ve tarafsız kararlar kabul edileceğini bekliyorduk. Fakat kendi çıkarlarını kollayan birileri Anadolu’da 20 bin Ermeninin öldürüldüğüne ilişkin yalan uydurdu. Biz müttefik güç devletlerin ve Amerikan hükümetinin bu tür yalanlara inanmayacaklarını düşünüyorduk. Çünkü onların gizli istihbarat servisleri tüm Anadolu’da faaliyet gösteriyor. Fakat biz ters bir durum görüyoruz.”
Ermeni topluluklardan bir kısım kayıplar yaşandığını, ancak bunların bir katliam olmadığını savunan Atatürk şu tespitlerde bulunuyor: “Herkes şunu çok iyi biliyor ki Türkler ile Fransız birlikleri ve Fransızların yanında yer alan Ermeniler arasında Maraş ve Urfa’da çıkan çatışmalarda kayıplar meydana geldi. Bu husus bir katliamın sonucunda değil, çatışmanın doğal sonucunda ortaya çıkan kayıplar sayılıyor. Bu çatışmalar ise yerel halkın Ermenilere karşı direnişleriyle başladı. Ermeni askerlerin Müslümanlara yönelik saldırısı yüzünden direnişler, karşı koymalar başladı.”
İşgalci birliklerin Ermenilere silah vererek bu tür olayları tetiklediğini kaydeden Atatürk, ABD’den dünya kamuoyunu aydınlatmasını ve Türk halkına yönelik iğrenç suçlamaları temizlemesini talep ediyor. Mektupta, “Eklemek gerekir ki, eğer işgalcı birlikler insanlara aynı davranışlarda bulunsaydı ve Ermenilere silah vererek onlara bazı görevler vermeseydi, bu çatışmalar çıkmazdı. Biz müttefik ordu birliklerine ve Amerikan hükümetine ricayla tekrar sesleniyoruz: Nefrete ve hırsa dayalı Ermeni katliamıyla ilgili propagandanın gerçek ve asıl yüzünü dünya kamuoyuna aydınlatınız. Ve böylece de Türk halkının adını bu tür alçak ve iğrenç suçlamalardan temizleyiniz.”
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: Atatürk, direnişler, Ermeniler, Maraş, Müslümanlara yönelik saldırı
Ve Dayı oldum ! Adasu dünyaya bugün geldi.
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 24, 2009, 08:18
Ve Dayı oldum ! Adasu dünyaya bugün geldi.
Ne uzun bir bekleyişdi güzelim, sevgili yeğenim Adasu ! Ama onca zorluğa ve engellere rağmen başardın işte bu dünyaya gözlerini açmayı.
Sabahın 07:00 sinde dikildim Ankara Üniversitesi Tıp fakültesinin önüne Sen geleceksin diye.
Evet çok bekledik seni , saat 12:30 lara kadar anca çıktın Annenin karnından be güzelim.
Ne kadar tatlı ve ne kadar güzeldin bir bilsen.
Ney se Herkes oradaydı kimlermi seni ilk görenler dur sayayım bir bir.
büyük baban, büyükannen, deden, anneannen, Elif ben Dayın ve BABAN NUSRET……..
Tabi arayanların haddi hesabı yok onları saymıyacam.
En son annen seni ilk emzirdiğinde yanından ayrıldım ve bu senin ilk resimlerini sitene koymak için
eve geldim yarın tekrar hastaneye senin yanına gelecem.
TweetArticle Category: Özel haber
Ergenekon Ahmet Kaya’yı öldürecekti
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 16, 2009, 07:27
Paris’te 9 yıl önce hayatını kaybeden Ahmet Kaya’nın eşi Gülten Kaya’dan şok açıklamalar: “Ahmet’e linç girişiminin arkasında Ergenekon vardı. Gitmeseydi Hrant gibi olurdu”

Ahmet Kaya, tam 10 yıl önce Magazin Gazetecileri Derneği’nin düzenlediği ödül töreninde “Kürtçe şarkı söyleyeceğim” dediği için Paris’te sürgün hayatı yaşamak zorunda kaldı. Kalbi memleket hasretine bir yıl dayanabilen ünlü sanatçının eşi Gülten Kaya, sürgün aylarını ve ödül törenindeki linç girişiminin Ergenekon ile bağlantısını BUGÜN’e anlattı…
Eşinizin ölümünden sonra “Mahvolan hayatımızın hesabını sormak istiyorum” dediniz. Kimi suçluyordunuz?
Öncelikle medyayı suçluyorum. Reha Muhtar’ı asla affetmiyorum. Alakasız görüntülerle insanların bilinçaltına oynadı. Fatih Altaylı, Cenk Koray, araştırmadan yaptılar.
Bu durumu telafi etmeye çalışanlar oldu mu?
Telafi edemezler. O vicdandan yoksunlar. Eğer Hrant Dink’le ilgili bu haberler bu kadar pervasızca üretilmeseydi, ‘bebekten yaratılmış katiller’ nasıl oluşacaktı? O çocuk medyadan güç alıyor
ORADA İŞİ NEYDİ?
Medya, hem Ahmet Kaya’ya hem de Hrant Dink’e karşı linç girişiminde mi bulundu yani?
Tabii ki. Hrank Dink de hedef gösterildi. Emekli bir asker olan Veli Küçük, Hrant Dink’in duruşmasına neden gider ki? Bütün bu süreç, o küçük çocukları katil yapan süreç işte. Ahmet Kaya’yı bu hale getiren, ülke şartlarını bu duruma sokan şeydi.
Ahmet Kaya’nın sürgüne gitmesi, Dink’in katli; Ergenekon sürecinin parçalarından olabilir mi?
Tabii ki sebep-sonuç ilişkisi dahilinde Ergenekon’la bağlantılıdır. Kaya’nın sonunu hazırlayan bağlantıları çok net görebilirsiniz.
10 Şubat 1999 gecesi eşiniz “Kürtçe şarkı söyleyeceğim ” dedi. O gece neler yaşandı?
Bir gazeteci, “Yuh, bölücü, sünnetsiz pezevenk” diye bağırdı. Bunu söyleyen Şenay Düdek’ti. Serdar Ortaç, şarkısını söylerken değiştiriyor, “Bu vatan bizim, ellerin değil” diyor. Bu da ırkçı bir mantık! El kim? Peki şimdi kim bölücü? En büyük gazete, “Kürtçe şarkı söyleyeceğim” diye manşet atıyor. Haber değeri ne olabilir ki? Bir yerlerden onlara muhtıra geliyor, “O adamı yok edin!” diye.
O gece İbrahim Tatlıses, Mahsun Kırmızıgül ne yaptılar?
Seslerini çıkarmadılar. Mehmet Aslantuğ ve Savaş Ay ile garsonlar korudu bizi. Kurgulanmıştı sanki.
Neden orada bu açıklamayı yaptı?
İlk defa kendi albümünde Kürtçe bir şarkı söylediği için. Annesi Kürt değil, babası Kürt. Hiç Kürtçe konuşulmamış evde.
Ahmet Kaya hiç ölüm tehditi aldı mı?
Birçok kere. ‘Subaylar grubu’ imzalı tehdit mektupları geldi. “Nasıl bir ölüm istersin, bomba mı, boğma zinciri mi?” diye yazıyordu. Levent’teki ofisimiz kurşunlandı. Ahmet Paris’te değil de İstanbul’da yaşamına devam etseydi Hrant Dink gibi o da öldürülecekti. Hrant Dink, Ahmet gibi buradan gitseydi o da ülke hasretine dayanamayarak yaşamına veda edecekti.
HAKLININ YANINDAYDI
Mağdur olduğunu düşündüğü herkesin yanında yer aldı. Hak arayan öğrencilerin, işçilerin yanında olurken Kürt mü, Türk mü diye bakmadı. Başörtülü kızlar yürürken onların yanında yer aldı. Recep Tayyip Erdoğan tutuklandığında, “Kimse şiir okuduğu için tutuklanmamalı, yargılanma- malı” dedi.
MEZARI DEĞİL, ALGI DEĞİŞSİN
Mezarını buraya taşıyacak mısınız?
Kültür Bakanı’yla konuştum, Başbakan’ın da bu yönde hassasiyetleri olduğunu iletti. Mezarını Türkiye’ye getirmek istediklerini söylediler. Ben de şunu söyledim; Nazım Hikmet, Yılmaz Güney, Ahmet Kaya fark etmez, bu çok sembolik bir şey. Sizin aslında yapmak istediğiniz şey tek başına buysa bunun bir anlamı yok. Bundan evvel yapabileceğiniz çok şey var. Bu insanlar hakkında toplumda oluşturulmuş olan algıyı ve zihniyeti değiştirmek lazım.
İSTANBUL’DAN HAMSİ BİLE GÖTÜRDÜM
Paris’te en çok neleri özlüyordu?
Her şeyi. Kendini hep buraya ait gördü. Paris’te çok yalnızdı. Kendini yabancı bir yerde hissetmesin diye buradan sevdiği şeyleri götürürdüm yanına. Hamsi bile götürdüm. Diyarbakır’ın meşhur kaburga dolmasını, pet şişede şaşal su, yeşil erik, simit. Salça ve bulgur götürdüm.
Neden Paris’te yaşamayı seçti?
Paris tıpkı İstanbul gibi 24 saat yaşayan bir şehir. Seine nehrini Boğaz yerine koymuştu. Oraya bakarak Boğaz özlemini gideriyordu.
Ahmet Kaya’yı Paris’te Türkiye’deki sanatçılardan hiç ziyaret eden oldu mu?
Sadece rahmetli Aşık Mahsuni gelmişti. Şivan Perwer gelip gidiyordu. Yavuz Bingöl Paris’e gelmişti ama tepki çekerim korkusuyla ziyaret edememiş Ahmet’i.
MELİS’E SARILIP UYUMAK NE GÜZELDİ
Eşiniz sürgündeyken neler yaşadınız?
Kızlar okula gidiyordu. Küçük kızım okul servisinde, “Senin baban bölücüymüş, vatan hainiymiş” diye hakaretler yiyordu. O da “Ne demek bu? Nasıl benim babam böyle biri olabilir?” diyordu. Ben yılın yarısını orada geçiriyordum.
Ahmet Kaya’nın son sözü neydi?
Konuşma şansımız olmadı. Sabahın çok erken saatinde kaybettik. Bir akşam önce beraber Şener Şen filmi izledik, çok da gülmüştük. Bir ara bana kızımız Melis’i sordu. Melis’le ilgili güzel şeyler söyledi. “Onunla uyumak şahane, keşke şimdi burada olsaydı, sarılarak uyusaydım” diyerek uyudu. O sabah kaybettik.
MEMLEKET ÖZLEMİ ONU MAHVETTİ
Sizce eşiniz neden kalp krizi geçirdi?
Üzüntü ve stresten hayatını kaybetti. Başka hiçbir rahatsızlığı yoktu. Oradaki arkadaşlar “Tipik sürgün hastalığı. Önce mide ağrısıyla, ülserle başlar özlem” demişti. Ülkesinden uzaklaştırıldığında gerçekten ölüme yaklaşacak kadar hassas biriydi.
Röportaj: Şebnem ÖZUZCAN
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: ahmet kaya, Ergenekon
Vali Güler Münevver cinayeti açıklaması yaptı
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 16, 2009, 07:23
“Bunların ulu orta yerde konuşulması çok rahatsız edici.”

İstanbul Valisi Muammer Güler, öldürülen Münevver Karabulut’un katil zanlısı olarak aranan Cem Garipoğlu’nun yakalandıktan sonra para karşılığı serbest bırakıldığı iddialarına ilişkin, “Bunların ulu orta yerde konuşulması çok rahatsız edici. Asla böyle bir şey olmasına ihtimal vermem” dedi.
Vali Muammer Güler, Taksim’de katıldığı bir programın ardından basın mensuplarının gündeme ilişkin sorularını yanıtladı. Güler, Etiler’de öldürülen Münevver Karabulut’un katil zanlısı olarak aranan Cem Garipoğlu’nun yakalandıktan sonra polis tarafından para karşılığında serbest bırakıldığı iddialarına tepki gösterdi. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bunları incelediğini hatırlatan Güler, inceleme sonunda doğrusu neyse ortaya çıkartılacağını söyledi. Bu açıklamaların ulu orta yerde yapılmasının rahatsız edici
olduğuna değinen Güler, “Asla böyle bir şey olmasına ihtimal vermem. Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturmasından duyduğum memnuniyeti dile getirmek isterim. Bu iddialar bir çok kişiyi töhmet altında bırakan iddialar. Elbette emniyet teşkilatının bu tür suçları çözmek asli görevidir. Münevver Karabulut cinayeti bu anlamda polisin çok önemli bir meselesidir ve takibi yapılmaktadır. Karabulut’un babası emniyetten çıktığında sabırla beklediğini ifade etmişti. Bu da güzel bir ifade ama iddialar araştırılacak”
şeklinde konuştu.
Gaziosmanpaşa’da önceki gün meydana gelen patlamaya ilişkin soruları da yanıtlayan Güler, “Bu tür provokasyonlar elbette ki olacaktır. Yaşadığımız trend 15 Ağustos’a giden trenddir. Dün İstanbul’un 25 ayrı yerinde çeşitli basın açıklamaları ve gösteriler oldu. Patlamada hayatını kaybeden kardeşimize Allah’tan rahmet diliyoruz. Bu tür eylemlere karşı girişimlerimiz devam edecek. Bunların bitmesi herkesin arzusudur” diye konuştu.
İHA
Article Category: Özel haber
Tags: Cumhuriyet Başsavcılığı, Gaziosmanpaşa, münevver cinayeti, Münevver karabulut, vali güner
Mısır’da Umre yasaklandı
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 14, 2009, 06:27
Mısır, domuz gribi riski nedeniyle Ramazan ayında umre için Suudi Arabistan’a gidişleri yasakladı. Mısır, umre için yeni başvuru alınmayacağını açıklarken, hac için de 25 yaş sınırı koydu.

Mısır Sağlık Bakanlığı, daha önce umre için vize alanların bir bölümünün gitmesine izin verileceğini, ancak yeni başvuru olmayacağını bildirdi.
Bakanlıktan yapılan açıklamada, daha önce vize alanlardan 25 yaş altı ve 65 yaş üstündekilerin seyahatine izin verilmeyeceğini belirtti.
Yasak kararının, domuz ve kuş gribi virüsünün kalabalık ortamlarda birleşerek korkutucu etkileri olabileceği endişesiyle Mısır vatandaşlarını korumak için alındığı ifade edildi.
Mısırlı yetkililer, Dünya Sağlık Örgütü ve Arap Birliği Sağlık Bakanları toplantısında alınan karar doğrultusunda, hac için belirlenen 12 yaş sınırını da 25′e çıkardıklarını belirttiler.
Suudi yetkililer ise Ramazan ayında umre için gelenlerin yüzde 30′unun Mısırlı olduğunu kaydederek, kararın, ülkedeki otel ve hizmet sektörünü olumsuz etkileyeceğini bildirdi.
İran ve Irak da vatandaşlarının Ramazan ayında Suudi Arabistan’a umre için gitmesini yasaklayan kararlar almıştı.
Article Category: Özel haber
Tags: domuz gribi, hac, mısır, umre
“Savcıları göreve davet ediyorum”
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 13, 2009, 08:23
MHP’li Vural, Kürt açılımına yeni bir sert çıkışta bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural: “Savcıları göreve davet ediyorum”
MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, AK Parti Kadın Kolları tarafından hazırlanan bildiride Kürtçe ifadelere yer verildiğini belirterek, ”Bu ülkede ırkçılığın, Anayasa düzeyinde getirilmesini isteyenler var. Cumhuriyet savcılarını göreve çağırıyoruz” dedi.
Vural, Parlamentoda düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Rize’de yaptığı konuşmalara cevap verme ihtiyacı duyduğunu söyledi.
Erdoğan’ın, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye atfen ”haddini bil” diye seslendiğini belirten Vural, ”Allah’a şükür biz haddini bilenlerdeniz. Haddimizin sınırları Türk Milletinin birliği, inancı, milli ve manevi değerleri ve menfaatidir. Asıl haddini aşan Sayın Başbakan sizsiniz. Bu milletin bütünlüğüyle, milli kimliğiyle, değerleriyle oyun oynuyorsun. İnanç hortumculuğu yapıyorsun” diye konuştu.
Vural, Başbakan Erdoğan’ın ”Sayın Bahçeli yanındakilere dikkat et” dediğini de anımsatarak, ”Sayın Başbakan bir yandan milletin içine bir yandan da MHP’nin içine fitne fesat sokmaya çalışıyor. Allah akıl fikir versin, bir insanın içinde ne varsa ağzından da o akar. Başbakan, şecaat eylerken sirkatin söylüyor. Fitne fesat sokmayın, fitne fişekçiliği yapmayın Sayın Başbakan” dedi.
Fitneyle ilgili hadis ve ayet okuyan Vural, bir hadisi şerifte ”Fitne uykudadır; fitneyi uyandırana Allah lanet etsin” denildiğini, Bakara ve Enfal surelerinde de yine fitnenin yasaklandığına dikkati çekti.
” CUMHURİYET SAVCILARI NEREDESİNİZ ? ”
Oktay Vural, AK Parti Kadın Kollarınca hazırlanan bildiride, Kürtçe ifadelere yer verildiğini, bunun da Anayasa ve yasalara aykırı olduğunu söyledi.
Vural, ”Başbakan Erdoğan ‘beraber yürüdük biz bu yollarda’ dediği milleti bıraktı; AKP ile DTP artık yol arkadaşlığı yapıyor. Bu, AKP’nin karpuz siyasetinin delilidir. AKP siyasal Kürtçülüğün mihmandarı olma konusunda yazılı bir şekilde siyaset yapıyor. Cumhuriyet savcıları neredesiniz? Bu ülkede ırkçılığın Anayasa düzeyinde getirilmesini isteyenler var. Cumhuriyet savcılarını göreve çağırıyoruz” diye konuştu.
” AYAĞINI HAVAYA MI KALDIRMIŞTIR ?”
MHP’li Vural, ”AK Parti’nin, günümüzde en büyük milli güvenlik sorunu haline geldiğini” ileri sürerek, şöyle devam etti:
”Büyük Türk milletinin önünde namusun ve şerefin üzerine and içtin. And içtiğin değerleri aşındırmıyor musun, yeminini aşındırmıyor musun? Sayın Başbakan ettiğin yemini bir daha oku. Sayın Başbakan, yemin ederken bir ayağını havaya mı kaldırmıştır acaba? Geçerli değildir mi demek istemiştir? Sayın Başbakanı ettiği yeminine ve bu milletin çizdiği sınırlara, hadleri bilmeye davet ediyoruz. MHP olarak, bu haddi bildirmeye ve bu konuda size haddinizi bildirmeye devam edeceğiz.”
Vural, Başbakan Erdoğan’ın ”Norşin” isminin Nutuk’ta da bulunduğuna ilişkin sözlerine de değindi. Nutuk’ta ”Ne mutlu Türküm diyene” sözünün de bulunduğunu anımsatan Vural, bu sözün de söylenmesini istedi.
” BÖLÜCÜLERE AÇILIM, MİLLETE KAPALIM ”
Rize’de, sorunlarını iletmek isteyenleri ve işsiz kalanların Başbakan Erdoğan’ın korumaları tarafından uzaklaştırıldığını ileri süren Vural, ”Bu millete kurşun sıkanlarla mutabakat arıyorsun: Kandil’dekilere hürriyet, Rize’de, bir başka yerde işini kaybetmiş olanların derdini anlatmaya tehdit ve baskı. Senin demokrasi anlayışın bu. Korumalarınla gidip bu milleti susturmak nereye kadar? Bu millet sandıkta konuşacak. Bunun da hesabını soracak. Milletin birlik ve bütünlüğüne kurşun sıkanlar, bölücüler konuşsun, hak arayanlar, iş arayanlar sussun. Sayın Başbakan bunu istiyor. Demokratik açılım bu. Bölücülere açılım, millete kapalım. Sayın Başbakan bizi susturamayacaksınız. MHP ve Sayın Bahçeli, kabusunuz olmaya devam edecektir Sayın Başbakan” diye konuştu.
Vural, AK Parti’li bazı kadın milletvekillerinin ”tecavüz suçu işleyenlere verilecek cezalara ilişkin” çalışmaları hakkındaki soruları da cevaplandırdı.
Oktay Vural, konuşmasını şöyle sürdürdü:
”Türkiye’de 7 yıldan bu yana muhafazakar, demokrat olduğunu söyleyen bir parti iktidardadır. Ama bunların döneminde bütün cinsel suçlar artmıştır. Çünkü milletin ortak kimliğiyle ve değerleriyle oynanmıştır, aile terbiyesi, milli terbiyeyle oynayan bir siyasal iktidar vardır. Muhafaza ettiği hiçbir değer kalmadığı için maalesef toplumda, toplumsal cinnet hali ve ahlaki çizgiden uzaklaşma eğilimi vardır.”
TweetArticle Category: Politika
Tags: AÇILIM, Bahçeli, CUMHURİYET SAVCILARI, İnanç hortumculuğu, Kürtçe, MHP, MHP Grup Başkanvekili, Oktay Vural, Parlamento, Savcıları göreve davet, siyasal iktidar, tecavüz suçu
Başbakan’ı yumruklayan adam güvenlik dersi verdi
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 12, 2009, 18:35
“Başbakanımızın güvenlik sorunu var”

Tekin ATAY / TRABZON (AHT)
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Trabzon’un Araklı İlçesi’nde belediyeyi ziyareti sırasında güvenlik duvarını aşan ve dokunmak istediği Erdoğan’ın karnına sert bir şekilde dokunduğu için Başbakanı yumrukladığı sanılan Turan Demir, “Ben dokunabiliyorsam art niyetli insanlar kim bilir neler yapar? Başbakanımızın güvenlik sorunu var” dedi.
AMACIM ELİNİ ÖPMEKTİ
Araklı’da 15 yıldır dondurma imalatı yapan 2 çocuk babası Turan Demir, “Başbakanımız ilçemize geleceği için işyerimi kapatıp kendisini görmek için belediye önüne gittim. Kalabalık arasından ön tarafa doğru ilerlerken bir anda başbakanımızla karşı karşıya geldim. Elini öpmek için hamle yaptığım sırada kolum sert bir şekilde karnına isabet etti. Korumalar beni uzaklaştırdı fakat benim kötü bir niyetim yoktu. Daha sonra bazı televizyonlarda ?başbakanı yumrukladı’ şeklinde haberler görünce çok üzüldüm. Ben AK Partili bir insanım. Kesinlikle başbakanımıza zarar vermeyi düşünemem. Ama bir gerçek ortaya çıktı. Sayın başbakanımızın güvenlik sorunu var. Şayet ben dokunabiliyorsam, art niyetli insanlar neler yapmaz? Buna dikkat edilmesi gerekir” diye konuştu.
HABERTÜRK
Article Category: Özel haber
Tags: AK Partili, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Başbakanımız, rize, Trabzon, Turan Demir
Facebook ve Google’a saldırdılar
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Ağu 9, 2009, 16:50
Milyonlarca kullanıcı siber saldırıdan etkilendi

Google’a, Facebook’a ve Twitter’a siber saldırı! Sanal alemin devleri olan Google, Facebook, Twitter ve Livejournal’ı hedef alan sanal saldırı milyonlarca internet kullanıcısını etkiledi.
Dün gerçekleştiği bildirilen saldırılarla ilgili yapılan açıklamalarda, Twitter’ın iki saat boyunca kapandığı doğrulandı. Daha sonraki açıklamalarda da bazı Google siteleri ile blog servisi Livejournal’ın hedef alındığı bildirildi.
Saldırılardan sonra Google yetkilileri bir açıklama yaparak, şirketin güvenlik sistemlerinin sitenin çökmesini engellediğini açıkladı. Şirketten hangi servislerin hedef alındığı yönünde bilgi verilmedi ancak Gmail ve video paylaşım sitesi YouTube’un hedef alındığı tahmin ediliyor.
Google yetkilisi, saldırılardan etkilenen diğer sitelerin yöneticileri ile araştırılma yapılması konusunda işbirliği halinde olduklarını söyledi.
DATALAR GÜVENDE
Google’dan sonra bir açıklama da Facebook’dan geldi. Servisin durudurulmasına yönelik bir saldırının söz konusu olduğunu doğrulayan Facebook yetkilileri, sitede herhangi bir hasarın tespit edilmediğini açıkladı. Facebook yetkilisi, “Bazı kullanıcılarımız gecikme yaşadı. En çok merak edilen soru, kullanıcılarımızın datalarının güvende olup olmadığı sorusuydu. Bu konuda içleri rahat olabilirler, datalar hakkında bir risk sözkonusu değil ve erişim tam kapasiteyle sağlanıyor” dedi.
TWITTER’A 2 SAAT ERİŞİLEMEDİ
Saldırılardan en çok etkilenen site Twitter oldu. Dün 2 saat boyunca Twitter’a erişim sağlanamadı, bugün de zaman zaman benzer sorunlar yaşanıyor.
Sitenin kurucularından Biz Stone kendi blogunda “Twitter, saldırılardan etkilenen diğer şirket ve sitelerle yakın koordinasyon içinde” diyerek kullanıcılarını rahatlatmaya çalıştı
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: blog servisi, Facebook, Google, Google yetkilileri, Livejournal, Sanal alemin devleri, Twitter





SON OSMANLI FİLMİNİİZLEMEK İÇİN TIKLA
