Başbuğ’dan kritik açıklama
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 31, 2009, 13:07
Başbuğ, son dönemdeki gelişmelerle ilgili “mesaj vermemiz gerekirse veririz” dedi.

KKTC Silahlı Kuvvetleri Günü dolayısıyla Ankara’da Merkez Orduevinde resepsiyon verildi. Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ KKTC Silahlı Kuvvetler Günü resepsiyonunda 3G’nin ayrıntılarını gazetecilerden öğrendi.
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, Somali açıklarında bugün yapılan operasyonla ilgili olarak “Operasyonu küçümsememek lazım. Korsanlıkla mücadele çok önemli. Oradaki teknelerin balık avladığını zannediyorsunuz. Teknelerde silahlı adamlar bulunuyor. Bu sorunu Somali’nin kendi içinde çözmesi gerekir” dedi.
3G TEKNOLOJİSİ
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, bir gazetecinin “3G kullanıyormusunuz” sorusuna ise “Ben normal telefon da kullanmıyorum” cevabını verdi.
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: 3G TEKNOLOJİSİ, Genelkurmay Başkanı, İlker Başbuğ, Korsanlıkla mücadele, Somali
Guardian: Tayyip Erdoğan Atatürk’ün mirasına en büyük darbeyi vurmak üzere
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 29, 2009, 05:49
The Guardian’ın köşe yazarı Simon Tisdall, Başbakan Erdoğan’ın “Kürt Açılımı”na dikkat çektiği yorumunda “Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün aşınan ultra milliyetçi mirasına şimdiye kadar en büyük darbe vurmak üzere olabilir” iddiasında bulundu

Türkiye’deki iç gerilimlerin, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kürt açılımı”nı rayından çıkarma potansiyelinin olduğu öne sürüldü. The Guardian’ın köşe yazarı Simon Tisdall, Türkiye’de “Bir barış süreci kökleşirse, bunun bazı çevrelerde Atatürk’ün tek dil ve tek bayrak altındaki tek halk idealini baltaladığı gibi görülecek” diye savunduğu yorumunda “Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün aşınan ultra milliyetçi mirasına şimdiye kadar en büyük darbe vurmak üzere olabilir” iddiasında da bulundu.
The Guardian gazetesinin köşe yazarı Simon Tisdall, Türkiye’de “Kürt açılımı” hazırlıkları ve tartışmalarını, “Türkiye Barışa Mı Hazırlanıyor?” başlıklı yorumunda değerlendirirken hükümetin “Kürt girişimi”nin uzun bir süreden beri devam eden sorunu çözmek için yeterli olup olmayacağı konusunda çok yoğun spekülasyonların bulunduğuna işaret ederek “Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk’ün aşınan ultra milliyetçi mirasına şimdiye kadar en büyük darbe vurmak üzere olabilir” iddiasında bulundu.
Tisdall “Başbakan’dan beklenen adımların, olduğu iddia edilen İslamcı gündeminin ilerletilmesi değil, Atatürk’ün, bastırmak için çoğundan çok çaba gösterdiği, Türkiye’nin 12 milyonluk güçlü etnik Kürt azınlığının hakları ile ilgilidir” görüşünü dile getirirken Erdoğan’ın hükümetin sorunu çözmek için bir “Kürt girişimi” üzerinde çalıştığını doğrulamasının “öfkeli spekülasyonlar”ı tetiklediğini kaydetti.
Söz konusu girişiminin Abdullah Öcalan’ın “yol haritası”nı lanze etmesinden önce beklendiğini kaydeden Tisdall, Türk basınında yer alan haberlerde planın bir genel af ile geliştirilmiş siyasi, ekonomik, dil ve eğitim haklarını içereceği belirtildiğine dikkat çekti.
“ERDOĞAN’IN NE KADAR İLERİYE GİTMEYE HAZIR” OLDUĞU BELLİ DEĞİL”
The Guardian yazarı, Erdoğan’ın, “Kürt sorunu” konusunda bu defa kararlı gözükmesine karşın ne kadar ileriye gitmeye hazır olduğunun henüz belli olmadığını da kaydettiği yorumunda şöyle devam etti:
“Erdoğan’ın tereddütlerinin nedeni ise, kuşkusuz ki kısmen, kendisini ve lider olduğu İslam’a dayalı Adalet ve Kalkınma Partisi’ni gizlice dini bir gündemi izlemekle suçlayan aynı muhafazakar, laik sivil ve askeri muhaliflerinden kaynaklanan sert direniştir.”
Bu çerçevede MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin sert açıklamalarına da dikkat çekildiği yorumda şu görüşleri dile getirdi:
“Darbe şebekesi ‘Ergenekon’ ile bağlantıları olduğu öne sürülen iki generalin yargılanması ve geçen yılda üniversitede türban yasağının kaldırılması konusunda parlak veren gürültü gösterdiği gibi, devam eden iç gerilimler, Erdoğan’ın Kürt girişimini rayından çıkarma potansiyeli var. Keza eğer bir barış süreci kökleşirse, bunun bazı çevrelerde Atatürk’ün tek dil ve tek bayrak altındaki tek halk idealini baltaladığı gibi görülecek.”
Buna karşın Tisdall “Ancak zaman değişiyor ve katı devletçi Türklerin de değişmesi gerekecek” ifadesini kullandığı yazısında “Türkiye’yi yaratan Lozan Antlaşması’nın 86 yıl sonra Atatürk’ün şekil verdiği dar gömleğin gevşemesine yönelik karşı konulması zor baskılar büyüyor” görüşünü de dile getirdi.
(anka)
TweetArticle Category: Özel haber
Tags: abdullah öcalan, Adalet ve Kalkınma Partisi, Darbe şebekesi, Devlet Bahçeli, Ergenekon, İslamcı gündemi, Kürt girişimi, Kürt sorunu, MHP Genel Başkanı, Simon Tisdall, spekülasyon, The Guardian, Tisdall, yol haritası
Deniz Feneri Derneği’ni artık kapatın!
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 27, 2009, 09:52
Bu sözlerin sahibi, Yeni Şafak yazarı Salih Tuna. Yani, Derneği şehirden kovan Artvinliler bir yana, Yeni Şafak bile Deniz Feneri’ne tahhammül edemez durumda.

Yeter artık kapatın şu derneği
Bekledim ki, bir kardeşimiz şu mevzua el atsın da, “farz-ı kifaye” hesabı, vebalden kurtulalım! Ne hikmetse şu saate kadar yazan çizen çıkmadı.
İş başa düştü!..
“Adımız çıkmış dokuza, inmez sekize” limanına demir atsak da, mecburen bigane kalmayacağız.
Gelgelelim “mevzu” gerçekten de netameli:
Artvin Şavşat’taki selzedelere yardım etmek için yola çıkan Deniz Feneri Derneği görevlileri muhtelif sataşmalara maruz kalmış geçen hafta.
Dikkat isterim:
İlk kez bir yardım derneği, yardım eli uzattığı insanlar tarafından protesto ediliyor!
Nerden baksanız bir acayip hal…
Meramımı açıklamadan evvel biraz daha tafsilat verelim:
Şavşat Kaymakamlığı önünde toplanan yaklaşık 200 kişilik bir grup hakaretamiz sloganlarla protesto etmiş dernek görevlilerini.
Hatta spreyle “defolun” falan yazmışlar dernek aracına.
Dernek yetkilileri ne yapmış peki?
Ne yapacaklar; “Yardım ve iyilik karşıtı bu insanları, ‘iyilik ve insanlık’ adına kınıyoruz…” falan demişler.
İyi, güzel söylemişler; mamafih, benzer şeyleri korkarım ben de onlar için söylemek makamındayım.
Yani…
“İyilik ve insanlık adına, şu Deniz Feneri Derneği’ni artık kapatın!..” demek istiyorum.
Üstelik “Bir süredir asılsız iddialar ve gerçek dışı söylemlerle miting alanlarından, televizyonlardan ve gazete sütunlarından halkı bu denli yanlış yönlendiren ve bu olayın yaşanmasına sebep olan kişileri kınıyoruz…” şeklindeki tepkilerine hak verdiğim halde!
Ne ki, kimin haklı, kimin haksız olmaklığından çoktan çıkmış bir mesele bu.
Ona bakarsanız, adı malum tezvirata bulaştırılmaya çalışılan, (mesela) Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Zekeriya Karaman’ın infak parasına, kul hakkı yemenin bu en müstekreh haline tenezzül edeceğine herkes inansa, ben inanmam.
Gelgelelim “Şüyu’u vuku’undan beter!” diye de bir deyim var.
Dolayısıyla, hiçbir şey olmamış gibi yola devam edilemez.
Çünkü hiçbir şey olmamışsa da, imaj bakımından “dava” kaybedilmiştir. Mezkur “açıklama” da bunun teyidi zaten.
Demem o ki; sabah akşam, Almanya Deniz Feneri’yle alakamız yok dense de, bu saatten sonra durum değişmez…
Yardımlaşma faaliyetleri nihayetinde “gönül” işidir; veren el için de, alan el için de.
İşin içine herhangi bir şekilde “gönülsüzlük” girmişse, kimseye “hayr” gelmez o işten.
Kardeşin kardeşe yardım etmediği bu çağda, illaki yardım edeceğim diye tutturmak “fitneye” neden olur sadece.
Diğer yardım kuruluşlarını töhmet altında bırakmanın yanı sıra, olmadık şeyler getirir insanın aklına.
Sizden yardım istemeyen, dahası, aracınıza saldıran insanlara niçin, “Ne haliniz varsa görün!..” demiyorsunuz?
Babalar evlatlarının “nankörlüğüne” tahammül edemezken, hiç tanımadığınız insanların “nankörlüğüne” niçin tahammül ediyorsunuz?
Bu nasıl yardım aşkıdır Allah aşkına?!
Nasıl bir takvadır ki bu, gördüğünüz muamelenin etkisiyle pire için yorgan yakacağınıza, yollara “yorgan” döşeyip “yardıma” koşuyorsunuz?
Biz alıştık; yardım yapmadan yaşayamayız diyorsanız, diğer yardım derneklerine katılmayı niçin düşünmüyorsunuz?
Yok, dernek bizim olacak, biz yöneteceğiz diyecekseniz; o zaman derneğinizin adını değiştirin bari.
Bunları söylüyorum diye de, fakire gönül koymayın.
Kitabın ortasından konuşmuş, kalbinizi istemeden de olsa kırmış olabilirim.
Yazık ki yazık, Ahmet Taşgetiren yumuşaklığında veya Fehmi Koru kuşatıcılığında bir “üslubumuz” yok!
Lakin hatırımız olsun.
Zira…
Deniz Feneri Derneği yüzünden yediğimiz küfürlerin haddi hesabı yok.
Ergenekon hakkında her yazdığımızda, “Deniz Fener’ini de yazsana…” yollu sitemlerin ardından gelen küfürlerin bini bir para!
Gerçi aşktan, ölümden, ayrılıktan bahsetsek de durum pek değişmiyor. Ne alakası varsa, “Niçin Deniz Fener’ini yazmıyorsun?..” diyerekten başlıyorlar saydırmaya.
Tamam, bu küfürbaz şebekleri iplemeyelim, ama, siz de suyu yokuşa akıtmaya çalışmayın.
Salih Tuna – Yeni Şafak
Article Category: Özel haber
Tags: Ahmet Taşgetiren, deniz feneri davası, Deniz Feneri Derneği, Fehmi Koru, İyilik ve insanlık adına, Kanal 7 Yönetim Kurulu Başkanı, protesto, Zekeriya Karaman
TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ’nde DEVRİM
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 27, 2009, 08:08
Erbey, Üstbey, Orbey, Serbey, geliyor

AST SUBAYLARA yeni rütbe isimleri geliyor. Astsubayların rütbe isimlerinin
sonunda yer alan “çavuş” ibarelerinin erbaş, zabıta ve itfaiyecilerde de bulunmasından kaynaklanan rahatsızlık “Öztürkçe” rütbe isimleri uy gu la ma ya
konarak giderilecek. “Çavuş” yerine “erbey”, “kıdemli çavuş” yerine “üstbey”
denmesi planlanıyor. Astsubaylar rütbelerinin kol yerine omuzataşınmasını da
istedi.
HEM ÖZLÜK HAKKI, HEM İMAJ
Bir yandan özlük haklarının iyileştirilmesini bekleyen astsubaylar, diğer yandan rütbe isim ve işaretlerinin de değiştirilmesini istediler. Astsubaylar, rütbe isim ve simgelerinin vatani görevlerini yapan erlerden çok farklı olmamasından şikâyet ediyor. Bu kapsamda kol yerine subaylar gibi omuzda apolet olarak taşınacak rütbe modelleri de hazırlandı.
“EĞİTİM FARKI KAPANDI”
TEMAD Genel Başkanı Mustafa Erol astsubayların subaylar gibi üst düzey
eğitim aldıklarını, kendi imkânlarıyla üniversite okuyan ve yüksek lisans yapan
astsubay sayısında da önemli artış olduğunu anlattı. “Subaylar ile astsubaylar
arasındaki eğitim farkı artık kapandı” diyen Erol, “Sayın Genelkurmay Başkanı
astsubay ve emekli astsubayların durumlarını düzeltme sözü vermişti.
Beklentilerimizin bir an önce karşılanmasını umuyoruz” dedi.
İŞTE YENİ RÜTBELER VE ANLAMLARI:
KANUNDA “Astsubay, subaya yardımcı olarak görevlendirilen askeri şahıstır” deniliyor. Bu çerçevede her rütbenin başında “astsubay” sıfatı olmayacak. Astsubayların önerileri doğrultusunda yeni rütbe isimlerinin şu şekilde düzenlenmesi düşünülüyor:
Astsubay Çavuş-Erbey: Teğmen Yardımcısı
Astsubay Kıdemli Çavuş-Üstbey: Üsteğmen Yardımcısı
Astsubay Üstçavuş-Orbey: Yüzbaşı Yardımcısı
Astsubay Kıdemli Üstçavuş-Akbey: Binbaşı Yardımcısı
Astsubay Başçavuş-Sanbey: Yarbay Yardımcısı
Astsubay Kıdemli Başçavuş-Serbey: Albay Yardımcıs
Article Category: Haberler
Tags: Astsubay Başçavuş, Astsubay Çavuş, Astsubay Kıdemli Başçavuş, Astsubay Kıdemli Çavuş, Astsubay Kıdemli Üstçavuş, Erbey, Genelkurmay Başkanı, Mustafa Erol, Orbey, rütbe isimleri, Serbey, TEMAD Genel Başkanı, Üstbey, “Çavuş” yerine “erbey”, “kıdemli çavuş” yerine “üstbey”
SAİD-İ NURSİ RUS AJANI MIYDI ?
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 26, 2009, 13:50

Adı Nurettin Peker.
Balkan Savaşı’nda, Çanakkale Savaşı’nda, Irak Cephesi’nde bulundu.
Kurtuluş Savaşı’nın gönüllü subaylarından oldu.
İki kez ağır yaralandı, ölümden döndü.
Irak Cephesi’nde esir düştü.
Kurtuluş Savaşı’ndan sonra yeni kurulan Türkiye Cumhuriyeti’nin temeline ilk harç koyanlardan biriydi.
Nurettin Peker’in anılarını yazdığı “Tüfek Omuza” adlı kitap Doğan Kitap’tan çıktı.
Kitabın 311′inci sayfasına bir göz atalım:
“Kastamonu Valisi Ahmet Avni Doğan’dan aldığım gizli emir üzerine, kendisini daha önce askerden tanıdığımdan, Kastamonu’ya sürgüne gönderilen Şeyh Said-i Kürdi (Nursi) ile eski dost olarak görüşmeye başladım. Çünkü müftüler tarafından verdirilen vaazlar kimi zaman yeterli olmuyordu. Bu vaizler hala cemaate göre konuşuyordu ve Şeyh Said-i Kürdi’nin Nurcuları hala faaliyetteydi. Ruslar! Ruslar! Ah! Ruslar!
Bu kişi babamın da arkadaşıydı ve 1. Dünya Savaşı’nda cephede benimle de beraber savaşmıştı. O Ruslara, ben İngilizlere esir düştük. ‘O Moskova’dayken görevlendirildi’ derim ben! O ise ‘Kaçtım Rus hainlerden’ der. Tarih ve devletimiz ne der?
Ben, 1916-1918 yılları arasında Kürtlerin yaşadığı Kuzey Irak, Batı İran ve bizim Osmanlı devletinin güneydoğusunda İngilizlerle, Ruslarla, Ermenilerle bunların aldatıp isyan ettirdikleri Kürt aşiretleri ve Şii asi Arap aşiretleriyle savaştım. 30 ekim 1918′de Dicle grubuyla Musul petrolünü teslim etmemiştik. Ben esir olmuştum. Peki Said-i Nursi neden bizim geçit bölgeden olarak gidip faaliyet yapmadı? Yapabilirdi çünkü gizli örgüt olan Teşkilat-ı Mahsusa’dandı.
Kendisiyle beş yıl boyunca görüştüm ama bana açılmazdı. ‘Sen gizli görevini yap oğlum’ derdi. Daha çok savaş anılarımızı konuşarak görüşürdük. Balkan Savaşı, Hamidiye Alayları, Edirne Olayı gibi özel görüşmeler yapardı.
Kendisine Kastamonu sevenleri tarafından her öğün tepsiyle yemek getirilirdi. Çamaşırlarını yıkayan hizmetçisi de eski bir Kürt subayıydı.
Bu konu hakkında yazı ve raporlarım vardır. Allah rahmet eyleye…”
Nurettin Peker’in anılarında Said-i Nursi’ye ayırdığı bölüm bu kadar.
Görünen o ki devletin istihbarat birimlerinde Said-i Nursi’nin “Rus Ajanı” olduğuna dair raporlar vardı.
Article Category: Özel haber
Tags: 1916-1918, Allah, Balkan Savaşı, Batı İran, Çanakkale Savaşı, Edirne Olayı, Hamidiye Alayları, İngilizler, Kastamonu Valisi Ahmet Avni Doğan, Kurtuluş Savaşı, Kuzey Irak, Nurcular, Nurettin Peker, Osmanlı devleti, Ruslar, Said-i Nursi, Şeyh Said-i Kürdi, Teşkilat-ı Mahsusa, Tüfek Omuza
Bu halk senin kafanı keser
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 25, 2009, 19:07
DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır Başbakan Erdoğan’a ağır eleştirilerde bulundu

Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi’nde 5. Kuzu Kırpma Kültür Sanat ve Yayla Festivali yaklaşık 5 bin kişinin katılımıyla başladı. Festival yürüyüşüne katılan DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, ”Erdoğan sürekli ‘Söz ola kese başı’ diyor. Eğer sen de bu halka verdiğin sözü tutmazsan bu halk da senin kafanı keser” dedi.
Şırnak’ın Beytüşşebap İlçesi’nde 5. Kuzu Kırpma Kültür Sanat ve Yayla Festivali yaklaşık 5 bin kişinin katılımıyla yürüyüşle başladı. Festival yürüyüşüne, DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, DTP Şırnak İl Başkanı Selim Bayar ve çok sayıda vatandaş katıldı. Yürüyüş sırasında sarı, kırmızı ve yeşil renklerde flamalar taşınırken, sık sık “PKK halktır halk burada” sloganları atıldı. Ardından festival alanına yoğun güvenlik önlemleri altında tırmandı. Vatandaşlar ile birlikte Kürtçe şarkılar eşliğinde halay çeken DTP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır, Kürt halkının binlerce yıllık gelenek ve kültürlerini bugüne zor şartlarda bu güne taşıdığını söyledi. Bayındır “PKK lideri Abdullah Öcalan 15 Ağustos’ta barışın sağlanması için bir adım atacaktır. Herkesin bunu beklemesini istiyoruz” diye konuştu.
Bayındır, “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kürt sorunun çözümü için Beyaz Saray’a gidiyor. Gelsin bizim yanımıza hemen sorunu çözelim. Barış için halkın iradesini tanımak zorundalar. Erdoğan sürekli olarak, ‘Söz ola kese başı’ diyor. Eğer sen de bu halka verdiğin sözü tutmazsan bu halk da senin kafanı keser” dedi. Herkesin aklı selim davranması gerektiğine değinen Bayındır, “Devlet halkın iradesini ele geçirmek için komplolar üretiyor. Ancak halkın iradesi hiçbir zaman devlete teslim olmamıştır. 15 Ağustos barışın temeli atılmış olacaktır” şeklinde konuştu.
TweetArticle Category: Politika
Tags: 'Söz ola kese başı', Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Beytüşşebap, DTP Şırnak İl Başkanı, Kürt halkı, Kuzu Kırpma Kültür Sanat ve Yayla Festivali, PKK lideri Abdullah Öcalan, Sevahir Bayındır, Şırnak
Tuncay Özkan: Her şeyi yaparım !
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 25, 2009, 16:52

İkinci ”Ergenekon” davası kapsamında tutuklu yargılanan gazeteci yazar Tuncay Özkan, ”Ben AKP iktidarının gitmesi için her şeyi yaparım. Ben muhalifim. Erdoğan iktidarının, Tuncay Özkan veya başkalarını susturmak için ağzına bant çekmesine, Türkiye’yi çöle çevirmesine izin vermeyin” dedi.
İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesinde tutuklu sanıklardan gazeteci yazar Tuncay Özkan, duruşmada söz alarak Mahkeme Başkanı Köksal Şengün’e ”Aramızda bir husumet var mı Sayın Başkanım” diye sordu.
Şengün’ün ”Mahkemenin kimseye husumeti olamaz” demesi üzerine Özkan, ”O zaman usulle ilgili bir şey söylemek istiyorum. Sanıklarla ilgili her gün yayınlar yapılıyor. Kızımla annemle konuşmalarım iddianamede yer alıyor. Bana ve avukatıma dahi verilmeyen savunmam ertesi gün basında yer alıyor” diye konuştu.
Bu konuyla ilgili mahkemenin neden bir şey yapmadığını soran Özkan’a, Şengün, mahkemenin bu konuda ilgili yerlere başvurduğunu söyledi.
Şengün’ün sanık ve müdafilerin bazı konuşmalarını alkışlayan izleyicileri uyarmasını da eleştiren Özkan, ”Bu televizyon kanallarının kişilik haklarımıza hakaret etmesine izin veriyorsanız, neden izin veriyorsunuz. Ama buradaki insanlara kızıyorsunuz. Bu insanlar bize değil, vatana, ahde vefaya, Mustafa Kemal’e aşklarını anlatmaya geldiler. Bu insanlara kızıyorsunuz. Ben politik nedenle tutukluyum. Ben terörist değilim, ben Mustafa Kemal’in askeriyim” şeklinde konuştu.
Özkan’ın bu sözlerinin de bazı izleyiciler tarafından alkışlanması üzerine Mahkeme Başkanı Şengün, jandarmaları çağırdı.
Bunun üzerine Özkan, ”Bunu yaparsanız gerçekten tarafgir olmuş olursunuz. Bunu yapmayın Başkan” dedi.
Bu sırada bazı izleyiciler salondan dışarı çıktı. Özkan’ın yüksek sesle konuşmaya devam etmesi üzerine Şengün, Özkan’ı birkaç defa ” sakin olun” diyerek uyardı.
Özkan, ne suç işlediğini halen bilmediğini belirterek, ”Ne suç işlemişim söylenmesini istiyorum. Ben AKP iktidarının gitmesi için her şeyi yaparım. Ben muhalifim. Erdoğan iktidarının, Tuncay Özkan veya başkalarını susturmak için ağzına bant çekmesine, Türkiye’yi çöle çevirmesine izin vermeyin” diye konuştu.
Tuncay Özkan’ın avukatlarından Selami Menevşe de söz alarak konuşma yapmak istedi.
Mahkeme Başkanı Şengün, Menevşe’yi ayağa kalkarak konuşması için uyardı. Avukatların konuşmalarının ayakta yapması yönünde bir kural olmadığını söyleyen Menevşe, Şengün’ün ayağa kalkması yönünde birkaç kez uyarması üzerine devam edemeyeceğini belirterek, konuşma yapmaktan vazgeçti.
Bu arada, eski bakanlardan Yaşar Okuyan’ın da izleyiciler bölümünde duruşmayı izlediği gözlendi.
TweetArticle Category: Yaşam
Tags: ikinci ergenekon davası, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Mahkeme Başkanı Şengün, Menevşe, muhalifim, Selami Menevşe, terörist, Tuncay Özkan, Yaşar Okuyan
FERDA PAKSÜT ERGENEKON DAVASININ STRESİNİ ATTI
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 25, 2009, 15:41

Ergenekon davasında hakim karşısına çıkan Ferda Paksüt ile eşi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, yeniden Ankara’nın renkli gecelerinde boy göstermeye başladı. İkili, Mısır Büyükelçiliği resepsiyonunda davanın stresini attı
Ergenekon sanığı Ferda Paksüt ile eşi Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Ankara gecelerinde yeniden boy göstermeye başladı. Paksüt çifti önceki gece de Mısır Büyükelçiliği’nin
Mısır Millli Günü nedeniyle düzenlediği resepsiyona katıldı. Ergenekon soruşturması ve Anayasa Mahkemesi’nin inceleme başlatmasıyla zor günler yaşayan Osman Paksüt ile eşi Ferda Paksüt uzun süre sosyal ortamlarda görünmemişti. İkili en son Fransız Milli Günü nedeniyle düzenlenen resepsiyona katılmıştı. Paksüt’lerin hızla eski formlarına kavuştukları ve resepsiyonları kaçırmadıkları gözlendi.
OSMAN DA BABASI GİBİ SAYIN DEMİREL
Resepsiyonda kendisine Ergenekon davasını soranlara Ferda Paksüt “Orada (Osman Paksüt) Mahkeme başkanvekili olarak değil eşim olarak oturuyor. Mahkemede mücadele edeceğiz” cevabını verdi. Geceye katılan Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel resepsiyondan ayrılırken yanına gelerek kendisini selamlayan Ferda Paksüt’le tokalaştı. Demirel, Osman Paksüt’ü de karşısında görünce Paksüt’ün babası Emin Paksüt’ten övgüyle bahsetti. Demirel’in, kayınpederi için övgü dolu sözler söylemesi üzerine Ferda Paksüt gülerek “Efendim oğlu da onun gibi değil mi? Gelini de onun gibi değil mi?” dedi
Article Category: Yaşam
Tags: Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, DEMİREL, Ergenekon, ferda paksüt, Mısır Büyükelçiliği, Mısır Millli Günü
Demirel Kurtlar vadisinde gibi konuştu
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 24, 2009, 10:34

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Mısır’ın Milli Günü dolayısıyla Büyükelçilik’te verilen resepsiyona katıldı. Mısır’ın Ankara Büyükelçisi Dr. Alaa El Hadidi tarafından karşılanan Demirel, gazetecilerin gündemle ilgili sorularını cevaplandırdı. Demokrat Parti ve ANAVATAN arasında yürütülen birleşme ile ilgili soruyu cevaplayan Demirel, “1980 darbesinde Türkiye’de orta sağda siyaset yapan Adalet Partisi kapatıldı. Daha sonra bir çok koalisyon hükümetleri kuruldu. 2002′de tek parti iktidara geldi, bu defa da siyaset, alternatifsiz kaldı. Türkiye’de siyaset iyi işlememektedir. Orta sağ partilere oy veren vatandaşlar şu anda parti arayışındadır. Çok partili siyasetin işlemesinden yanayım. O da ancak güçlü partilerle olur. Parçalanmışlıklar Türk siyasetine zafiyet getirir. Sağ siyasi partiler önümüzdeki seçime kadar toparlanmalıdır” dedi.
Bu arada, askerlerin suça karıştığı yönünde iddiaların sorulması üzerine Demirel, “Suç, ferdidir. Bir takım ferdi suçlar ele alarak kurumları suçlamanın anlamı yok. Devlet adam öldürmez, suçu ortadan kaldırmaya çalışır” dedi. Demirel, ”Darbeciler ve Kenan Evren yargılanmalı mı?” yönündeki soruyu, “12 Eylül’ün muhatabı benim. Partiler kapatıldı, bir çok zorlu süreçten geçildi. Darbecilere referandumda yüzde 92 oy veren bu halk değil mi? Şu anda kullanılan Anayasa, o dönemin anayasası değil mi? O halde ne konuşuyorsunuz? 1983′den bu yana yapılmış tüm seçimler fiyasko mu yani” şeklinde cevap verdi. Demirel, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun kararnamesi ile ilgili soruya ise “Çıkarıyorlar ya işte. Bunlar devam eden işler. Devlet bugün yapamadığını, yarın yapar” dedi. Bu arada, Demirel, hazırlanan milli günü pastasını kesti. Resepsiyona Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen ve diğer davetliler katıldı.
Article Category: Politika
Tags: 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Anayasa Mahkemesi Başkanvekili Osman Paksüt, Eski Devlet Bakanı Kürşad Tüzmen, Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu'nun kararnamesi, Mısır'ın Milli Günü, Şemdinli, Süleyman Demirel
İşte Abdullah Öcalan’ın 10 şartı !
Written by Mehmet Erdoğan Posted on Tem 24, 2009, 10:26

Başbakan Tayyip Erdoğan “Kürt açılımı” için İçişleri Bakanlığı’nın bir çalışma yürüttüğünü açıklarken PKK’nın elebaşı Abdullah Öcalan’ın 15 Ağustos’ta açıklamayı düşündüğü yol haritasındaki 10 temel madde belirlendi.
Yol haritası son şekli toplumun çeşitli kesimlerden alınan görüşlerin değerlendirilmesiyle alacak. İmralı’da ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını çeken Öcalan geçen hafta avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada, “Açıklayacağım yol haritasında aydınlara rol düşüyor. Türkiye’deki radikal demokratlara sesleniyorum. Görev ve sorumluluk alsınlar. Türkiye’de 3 çeşit demokrat var; liberal, muhafazakar ve radikal demokratlar. Ben radikal demokratım. Çözümün öncülüğünü radikal demokratlar yapacaktır” demişti. Yol haritası için PKK’ya yakın kaynaklar Avrupa’da temaslarda bulunurken, Öcalan’ın avukatları da gazete yayın yönetmenleri, köşe yazarları, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileriyle görüşmelerde bulunmuştu. Sürecin sağlıklı ilerlemesi için görüş alışverişlerinin yapıldığı toplantılarda alınan görüşler Öcalan’a iletildi. Öcalan’ın daha önce PKK’ya yaptığı “tek taraflı eylemsizlik” çağrısının halen sürdüğü belirtildi.
İŞTE TEMEL MADDELER
Ankara’da Öcalan’a yakın bir kaynak, bu maddeleri Sabah’a sıraladı:
- Türkiye vatandaşlığı Anayasa’da yer alsın.
- Kürtçe eğitim ve öğretim dili olarak kabul edilsin. Anayasa’da yer alsın.
- Ateşkes devam etsin. Koşulsuz bir genel af ilan edilsin.
- Akil adamlar geçiş döneminde inisiyatif alsın
- Siyaset yapma özgürlüğü önündeki engeller kaldırılsın. Affedilen PKK’lılar dahil herkes siyaset yapma hakkına sahip olsun.
- Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit kaldırılsın.
- Yerel yönetimler güçlendirilsin. Demokratik özerklik kabul edilsin.
- Çatışma döneminde işlenen faili meçhul cinayetler başta olmak üzere o dönemde meydana gelen olayları araştırmak için – Hakikatler Komisyonu kurulsun.
- Koruculuk kaldırılsın.
- Toprak reformu yapılsın.
Article Category: Haberler
Tags: abdullah öcalan, apo, Demokratik özerklik, elebaşı Abdullah Öcalan, koruculuk, Kürtçe eğitim, öcalan, PKK, Türkiye vatandaşlığı





SON OSMANLI FİLMİNİİZLEMEK İÇİN TIKLA
